EĞİTİCİ KONFERANS: "Ödül ve övgü çocuğa zarar veriyor"
GÜNDEMAksaray, çocuk eğitimi ve psikolojisi alanında çok önemli ve ufuk açıcı bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Üstün Başarı Okulları (ÜBA) öncülüğünde, 23 Mayıs Cumartesi günü saat 13.00’te Aksaray Bilim Merkezi’nde düzenlenen ve yoğun katılımın gözlendiği konferansa, Türkiye’nin önde gelen eğitim bilimcilerinden Doç. Dr. Özgür Bolat konuşmacı olarak katıldı.
Eğitim dünyasında ezber bozan yaklaşımlarıyla tanınan Doç. Dr. Özgür Bolat, "Mutlu ve başarılı çocukların yetiştirilmesinde nelere dikkat edilmelidir?" sorusundan yola çıkarak; ödül, övgü, pazarlık ve cezalandırma gibi geleneksel yöntemlerin çocuk psikolojisi üzerindeki tahribatlarını çarpıcı örneklerle gözler önüne serdi.
Konferansın açılışında konuşan ÜBA Kurucu Müdürü Ayşegül Türkyılmaz, kurum olarak sadece akademik başarıya değil, sağlıklı ve kendi ayakları üzerinde durabilen nesiller yetiştirmeye odaklandıklarını belirterek, Doç. Dr. Özgür Bolat’ı Aksaraylı veli ve eğitimcilerle buluşturmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.
ÖDÜL VE "AFERİN" DEMEK NEDEN YANLIŞ?
Doç. Dr. Özgür Bolat, sunumunda anne babaların en sık yaptığı hataların başında çocukları ödüllendirmek ve sürekli "Aferin" diyerek motive etmeye çalışmak olduğunu vurguladı. Ödülün sanılanın aksine çocuğun içsel motivasyonunu yok ettiğini belirten Bolat, şu dikkat çekici tespitlerde bulundu:
"Bir çocuğa bir şeyi başardığında ödül vermek ya da sürekli 'Aferin' demek, onun o işi kendi isteğiyle değil, sadece ödülü almak için yapmasına neden olur. Ödül ortadan kalktığında çocuk o davranışı sergilemeyi bırakır. Bu durum, çocuğu dışa bağımlı hale getirir ve gerçek başarı hissini tatmasını engeller."
ÖVGÜ HANGİ PSİKOLOJİK SORUNLARA YOL AÇAR?
Övgünün çocukların kişiliği ve psikolojisi üzerindeki olumsuz etkilerine geniş yer ayıran Bolat, sürekli övülen çocukların zamanla ciddi kaygılar geliştirdiğini söyledi. Doç. Dr. Özgür Bolat'a göre övgü şu sorunları beraberinde getiriyor:
Sürekli Onaylanma İhtiyacı: Çocuk kendi değerini kendi içinde bulamaz, sürekli başkalarının onu övmesini bekler.
Hata Yapma Korkusu: "Çok zekisin" veya "Harikasın" diye övülen çocuk, bu etiketleri kaybetmemek için risk almaktan kaçınır, hata yapacağını düşündüğü zor işleri denemek bile istemez.
Kıyaslama ve Değersizlik: Çocukları başkalarıyla kıyaslamak, onlarda kalıcı bir yetersizlik ve değersizlik duygusu oluşturur.
Çocukları korkutarak, tehdit ederek veya onlarla bir konu üzerinde (örneğin: "Yemeğini yersen tablet oynayabilirsin") pazarlık yaparak yönlendirmenin çok yanlış bir iletişim modeli olduğunu ifade eden Bolat, bu yöntemlerin çocukta sadece öfke, güvensizlik ve manipülasyon yeteneği geliştireceğini belirtti. Pazarlıkla büyüyen çocukların, hayattaki her ilişkiyi bir menfaat ilişkisi olarak görmeye başladığı uyarısında bulundu.
Ebeveynlerin en büyük sorumluluğunun çocukları kendilerine bağımlı kılmak değil, onların kendi özgün kişiliklerini ortaya koymalarına fırsat tanımak olduğunu vurgulandı.*BÜŞRA BOYSAK
İlginizi Çekebilir