© Yeni Aksaray Gazetesi

Öğretmenliğin tarifini yaptı

Ahmet Cevdet Paşa Sosyal Bilimler Lisesi Okul Müdürü Mustafa Narin öğretmenlik mesleğinin önemini belirten yazısı ile dikkat çekti. Öğretmenliğin tarifini yapan okul müdürü Narin kaleminden dökülen cümleler şu şekilde olştu:

   ​ “Kalbimizin en karanlık dehlizlerinde biriktirdik sevdalarımızı, hayallerimizi, ümitlerimizi, aşklarımızı… Bu aşk girdabında gönlümüzün kuytularına ılık yağmurlarla yağan mevsimin adı yüreğimizin soğuk dehlizlerine kor diye düşen aşkın hikâyesi oldu. Gönlümüze düşen tutku dolu bir aşk, dillerden düşmeyen yanık bir türkü, dahası kara sevda bu bizimki…

    ​ Bilene, görene, anlayana, hissedene; tezgâhında ilmek ilmek; bilgi, hoşgörü, barış ve kardeşliği dokuyan maharetli bir el, fedakârlık ve cefakârlığın mimarı, inanç, ilim, edep timsali, hamuru; vatan, millet, bayrak sevdasıyla mayalanmış eli öpülesi öğretmenleriz biz…

Yeni yetme bir meslek değil dünya kurulduğundan beri var olan Peygamber mesleği bizimkisi.

Yüreğimizin en mahşeri yerinden yitip giden itibarımızı diri tutmak, şahlanan bir irfan, haykıran bir vicdanın sesi olmak için Niyazi Mısri gibi:

“Ağlayıp nalan edip düştük, yola tenha garip…”

     ​Bir ümit fısıltısı, bir ilham perisi gibi evrenin sırrını ‘’Hu’’ lafzında arayan âlimler ve âşıklar gibi.  İlim dergâhında,  öğretmenlik sevdasına düştük biz…

   ​Bismillah diyerek ilk atamız Âdem’den devraldık bu mirası. Zifiri karanlığa gömülmüş bir dünyayı aydınlatmak gayesiyle karanlığın koynunda büyüyen, âlemlere müjdeler fısıldayan ‘’Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz. “Diyen kâinatın en sevgilisi Hz. Muhammed’in rahle-i tedrisatından geçtik aşkla, şevkle ve zevkle. En sevgiliden aldığımız ilimle ‘’Bize bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olduk ‘’ilmin kapısı Hz. Ali’yle…

Taşa kazıdık Türk’ün töresini atam Bilge Kağanla, üste gök çökmedikçe, altta yer yarılmadıkça ilimiz, töremizi yaşattık. Taş konuştu, söz kaldı, Zaman geçti iz kaldı rumuzda.

Vurduk kopuzun gönül teline Altaylarda. Dedem Korkut’la cümle cihanda boy boyladık soy soyladık. Dedem korkut kulağımıza usulca “Âlemi cihana Türk’ün adaletini salmak, kılıçla değil, hak ile yürümektir oğul, gönül almadan toprak almak boş yel gibi esip gitmektir.” Sözünü ülkü bildik biz alperen edasıyla.

​Bu sevda uğruna aysız gecelerde kor alevler kaplasa da ruhumuzun kuytularını, ruhumuz bedenimize yenik düşse de Moğol istilasıyla, vefanın ve sevdanın timsali Şemsin mehtabı seslendi ta ötelerden:

“Gel, gel.

Ne olursan ol.

Yine gel.”

O hacaletli yüzümüzle, ilim ve irfana susuz ruhumuzla, o ilim dergâhında küfür ve iman arasındaki o ince çizgiyi, gece ve gündüzün devrindeki o hassas ölçüyü, billur bir ses, şeffaf bir perde, safi bir kalple, o aşk ve ilim mektebinde Mevlana’nın önünde semaya durduk:  

‘’Hamdık, piştik, yandık. Elhamdülillah…”

 ​ Durmak yaraşmaz bize diyerek gönüllerin sultanı Derviş Yunusla kırk yıl bekledik kapısını dergâhın. Taptuk Emre’ye eğri bir odun götürmemek ve eğri bir söz işitmemek için ocağına kül, eşiğine kul olduk. Doğru bildik yolumuzu, kirletmedik gönlümüzü…

Ömrünü gönüller yapmaya adayan bizim Yunus’un ruhundan ruhumuza akseden nida ile:

‘İlim ilim bilmektir,

İlim kendin bilmektir.

Sen kendin bilmezsin,

Ya bu nice okumaktır.’’

Mısralarıyla kendimizi bilmek uğruna ‘’düştük yine yola tenha garip.’’

   ​O ilahi nefesimiz, uzak hayallerimiz, sır dolu sözlerimiz “İlay-ı Kelimetullah” sevdamız; otağlara ulaştı. Dört yüz çadırdan cihangir bir devlet kurdu, o kudretli kalemimiz ve billur sesimiz ve keskin kılıcımız.

 ​Çağ kapatıp çağ açan, Sultan Fatih’in kulağına “vakit tamam evlat” diye fısıldayan Ak Şemseddin bizdik. Ulubatlı Hasan’la Şehadet şerbeti içtik İstanbul surlarında.

​ Nice koçyiğitlerle; Malazgirt’te, Kosova‘da, Varna’da, Mercidabık’ta, Mohaç‘ta, Preveze’de, Çaldıran‘da, Balkanlar’da, Çanakkale’de, Yemen’de, Sakarya’da destanlar yazan yine bizdik...

   ​ Gittiği yerde hoşgörü, adalet ve huzur getiren; hanlar, medreseler,  köprüler camiler, imaret haneler inşa eden, gönül imaretleri kuran, Hacı Bayram Veli, Hacı Bektaşi Veli, Somuncu Baba, Piri Reis, Baki, Nabi, Fuzuli, Mehmet Akif Ersoy, Ömer Halis Demir, Aybüke öğretmen, Necmettin öğretmen, Ayla öğretmen yine bizdik…

   ​Erguvan kokulu nevbahar, yerini hazan mevsimine bıraktığında, tek dişi kalmış canavarın koca çınarı yok etmeye ant içtiğinde:

​‘’Ordular ilk hedefimiz Akdeniz, İleri!’’  

Emrini veren kudretli komutan, “Öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.” diyen Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk yine bizdik…

    ​Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;

     ​Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

    ​ Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:

Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un ifade ettiği şanlı bayrağımızdaki;

Ay ve hilal bizdik! Biz!...

15 Temmuz gecesi hain eller ve emeller çökerken karabasan gibi vatanın üstüne, ışık olduk karanlığa korkusuz yüreğimizle. Yazdık özgürlük destanını sabahın seherinde şehadet nidalarıyla…

Hala tanımadınız mı bizleri?

O hâlde iyi işitin bizi…

Bizler; yitik umutların umudu, kırık kalplerin şifası, ruhun mimarı, sabrın timsali, karanlık gecelerin sabahı, şefkatli bir omuz, latif bir dil, mis kokulu gül bahçesinin bahçıvanlarıyız biz…

Âdem babamızın izinde, Hz. Muhammed’in sözünde, Bilge Kağan’ın yolunda, Mevlana ve Yunus’un gönlünde, Fatih Sultan’ın kılıcında, Abdülhamit’in adaletinde, Akif’in Asım’ının Neslinde, Baş Öğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ülküsünde, Ömer Halis Demir’in vatan sevdasında, Aybüke öğretmenin gönül limanındaki notasında, Ayla öğretmenin melek kanatlarında; narince ruhun imbiklerinden gelen o ilahi nefes bizlerdik…

Bizler; tomurcuk güllerimizi hoyrat esen cehalet rüzgârlarına kaptırmayan, vatanımızın ve bayrağımızın candan aziz olduğunu her körpe dimağa nakış nakış işleyen; maharetli el, gizemli ses, kor alevleri gönlünde söndüren, yavrularınıza şefkatle bakan, tutkuyla sarılan safi bir kalp, uzak hayaller ülkesinde, pembe düşler sayıklayan, umuda yelken açan biz, çileye, cefaya ve vefaya ve şehadete talip umut erleriyiz.   

   Sevseniz de sevmeseniz de, bilseniz de bilmeseniz de, biz buyuz…

Biz naçizane öğretmeniz…” *HABER MERKEZİ                                                                                                

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER