
Google’a ekleyin, gündemi kaçırmayın
Tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyin, haberlerimizi daha sık görün.Buradan soruyoruz: Bir kadın daha öldürülmeden önce neden korunamadı? Tehditler neden önlenemedi? Kadınların yaşam hakkını korumak için hangi mekanizmalar ne zaman devreye girecek?
Kadınları koruyamıyorsunuz! Daha kaç kadının ölmesi gerekiyor?
Kadın cinayetleri artık münferit olaylar olarak değerlendirilemeyecek kadar ağır ve sistematik bir toplumsal soruna dönüşmüştür.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre 2025 yılında 294 kadın erkekler tarafından öldürülmüş, 297 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulunmuştur. 2026 yılının yalnızca ilk altı ayında ise 150 kadın cinayeti, 151 şüpheli kadın ölümü kayıtlara geçmiştir.
Bu rakamların her biri bir hayat, bir aile, yarım kalan hayaller ve geride bırakılan çocuklar demektir. Üstelik kadın cinayetlerine ilişkin verilerin kamu kurumları tarafından düzenli, şeffaf ve karşılaştırılabilir biçimde açıklanmaması da ayrıca kabul edilemez.
Kadın cinayetlerinin nedenleri bütün yönleriyle araştırılmalıdır. Şiddeti besleyen toplumsal eşitsizlikler, kadınları tehdit eden erkeklerin yeterince takip edilmemesi, koruma mekanizmalarındaki eksiklikler, cezasızlık algısı ve şiddeti normalleştiren söylemlerle kararlılıkla mücadele edilmelidir.
Cezasızlık algısı, şiddet faillerine cesaret vermemelidir!
Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesi kapsamında uygulanan takdiri indirimlerin, failin duruşmadaki tutum ve davranışları üzerinden şekillenen bir iyi hâl algısına dönüşmesine izin verilmemelidir. Haksız tahrik indirimleri de kadınların yaşam tarzı, giyimi, ayrılma isteği veya kendi hayatlarına ilişkin kararları üzerinden meşrulaştırılmamalıdır.
Kadın cinayeti işleyen bir failin, cezasını hafife alarak hareket edebileceği bir adalet düzeni kabul edilemez. Adalet, yalnızca suç işlendikten sonra hüküm vermek değil, suçun işlenmesini önleyecek caydırıcılığı da sağlamaktır.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek yanlıştı!
Kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası standartları ve devletin sorumluluklarını güçlendiren İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının yanlış olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olmalıdır.
Bununla birlikte 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kâğıt üzerinde kalmamalı, eksiksiz ve etkin biçimde uygulanmalıdır. Koruma kararları, uzaklaştırma tedbirleri, elektronik takip ve şiddet riski altındaki kadınları koruyacak bütün mekanizmalar gerektiğinde derhâl devreye sokulmalıdır. Kadınların yardım çığlıkları duyulmalı, tehdit ve şikâyetler ciddiyetle değerlendirilmelidir.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kadınların yaşam hakkını, özgürlüğünü ve eşit yurttaşlık hakkını savunmaya devam edeceğiz.
Kadınların korkmadan yaşayabildiği, ayrılmak istediği için öldürülmediği, kendi hayatlarına dair kararlar alabildiği bir ülke istiyoruz.
Unutulmamalıdır ki kadınları korumak bir lütuf değil, devletin anayasal ve hukuki sorumluluğudur.
Kadınlar öldürüldükten sonra adalet aramak değil, öldürülmeden önce onları korumak zorundayız!
Bir kadın daha eksilmemek için, bir anne daha evlat acısı yaşamamak için, bir çocuk daha annesiz kalmamak için acil ve somut önlemler alınmalıdır.
Kadın cinayetlerine karşı susmayacağız, alışmayacağız, mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!
Kadınlar yaşayacak, Türkiye eşit ve özgür bir ülke olacak!” *HABER MERKEZİ
2027 Yılı trafik cezaları yeni tarifesi belli oldu
Huzurevinde "Genç Büyükler" korosu ağırlandı
Ziyaret ve inceleme aynı anda yapılıyor
Ağaçlandırmaya büyük destek
GEÇMİŞE IŞIK TUTAN ANLAMLI MİRAS Evini müzeye dönüştüren Mustafa Ay’ın hatırası yaşıyor
Kaçak kazı yapan 5 şüpheli suçüstü yakalandı
OTOMOBİL İLE TIR Kafa kafaya çarpıştılar

Yorumlar (0)
Görüşünüzü paylaşarak sohbeti başlatan ilk kişi olun.