Enflasyonla Mücadelede Kamusal Samimiyet ve Güven şart
04 Ekim 2026, Pazar 15:54Manşetlerin arkasına gizlenen ekonomik krizlerin panzehiri ne yüksek faiz oranlarıdır ne de kuramsal likidite yönetimleri. Sahaya, yani sokağın ve mutfağın çıplak gerçeğine indiğimizde, ekonomi biliminin tüm teknik reçetelerini çalıştıran tek bir gizli katalizör görürüz: Güvenpisikoljisi.Toplum, sırtına yüklenen acı reçetenin enflasyon canavarını gerçekten öldüreceğine inanmazsa, beklenti enflasyonunu kırmak da fiyatlama davranışlarını düzeltmek de imkânsız bir hayale dönüşür. Ve unutulmamalıdır ki; güven, süslü ekonomi söylemleriyle değil, tek bir ahlaki zeminde inşa edilir: Siyasi sorumluluğu olanların samimiyeti ve özverisi.
Bugün Türkiye’nin önündeki en büyük sınav, enflasyonla topyekûn mücadele ederken bu güven köprüsünü ne kadar sağlam kurabileceğidir. Vatandaş "kemer sıkmaya zorlanırken" bu kemerin en başta devleti yönetenler ve kamu idaresi tarafından sıkıldığını görmek, toplumsal rızanın ve sabrın yegâne anahtarıdır. Güven tesisi, ancak lafla değil, somut, ölçülebilir ve radikal tasarruf adımlarıyla inşa edilebilir.
KAMUDA ŞEHİR İÇİ GÖREV TOGG’A EMANET EDİLMELİ
Bu adımların ilki ve en görünür olanı, kamunun sembolik tüketim alışkanlıklarından başlamalıdır. Millî gururumuz olan Togg araçlarının kamuda yaygınlaştırılması, sadece bir sanayi hamlesi değil, aynı zamanda ciddi bir ithal lüks araç tasfiyesidir. Kamuda kullanılan resmi araçların yaklaşık %70'i görevlerini şehir içinde icra etmektedir. Şehir dışı seyahatler için kamuda birkaç hızlı ve güvenli araç bulundurulabilir. Togg, şehir içi kullanıma son derece uygun yapısı, optimum menzil dengesi ve dur-kalk trafiğinde fosil yakıtlı araçlar gibi enerji israf etmeyen teknolojisiyle biçilmiş kaftandır.
Dahası, Togg'unyakıt (elektrik) giderleri ve periyodik bakım-onarım masrafları, geleneksel içten yanmalı yabancı menşeli araçlara kıyasla çok daha düşüktür. Kamunun lüks ve yabancı menşeli araç bağımlılığını kırıp Togg’a yönelmesi, hem doğrudan işletme giderlerini düşürür hem de yurt dışına döviz çıkışını engelleyerek kur kaynaklı maliyet enflasyonunu dizginler. Halk, vergisinin yabancı markaların bakım masraflarına değil, yerli bir ekosisteme gittiğini gördüğünde devlete olan güveni pekişir.
ÖZEL UÇAK KULLANIMINA SINIRLANDIRMA GETİRİLMELİ
Tasarrufun sadece karada değil, havada da başladığını göstermek bu sürecin en kritik virajıdır. Kamuda özel uçak kullanımının çok katı kurallarla sınırlandırılması ve istisnai durumlar hariç tamamen askıya alınması elzemdir. Milyonlarca dolarlık uçuş maliyetleri, yüksek jet yakıtı giderleri ve VIP operasyon harcamaları, ekonomik sıkılaşma dönemlerinde kamunun sırtındaki en görünür lüks yüklerden biridir. Devlet yetkililerinin zorunlu olmayan seyahatlerde özel jetler yerine tarifeli uçuşları tercih etmesi ya da dijital kanalları kullanması, bütçeye doğrudan milyonlarca liralık tasarruf sağlarken, halkın zihnindeki "şatafat" algısını da tamamen yıkacaktır. Tasarrufun gökyüzünde de uygulandığını görmek, toplumsal inancı perçinleyecek en güçlü hamlelerden biridir
STRATEJİK OLMAYAN YATIRIMLAR BİR YIL SÜREYLE ASKIYA ALINMALI
Ancak semboller yetmez; yapısal ve radikal kararlarla maliye politikasının da desteklenmesi şarttır. Bu süreçte, acil ve savunma sanayii gibi stratejik olmayan tüm kamu projelerinin bir yıl süreyle askıya alınması gerekmektedir. Geleceği inşa etmek elbette önemlidir, fakat bugünün yangınını söndürmeden yarını planlayamazsınız. Üretime doğrudan katkısı olmayan, aciliyet arz etmeyen beton, altyapı ve lüks kamu binası projelerinin durdurulması, piyasadaki likidite baskısını azaltacak en net adımdır. Piyasaya sürülen kamusal paranın kısılması, talebi dengeleyecek ve enflasyon ateşine su serpecektir.
YURT DIŞI TEMSİL GİDERLERİNDE SIKI DENETİM UYGULANMALI
Benzer şekilde, kamunun yurt dışı programlarında ve dış temsil giderlerinde radikal bir tasarrufa gitmesi elzemdir. Çok uluslu devasa heyetlerle yapılan seyahatler, lüks konaklamalar ve yüksek bütçeli yurt dışı organizasyonları, dijitalleşen dünyada artık tamamen minimize edilmelidir. Dış temsil harcamalarının sınırlandırılması, kamunun tasarrufta ne kadar ciddi olduğunun dış dünyaya ve iç piyasaya ilan edilmesidir.
FEDAKÂRLIK LİDERLİK MAKAMINDA BAŞLAMALI
Gelelim işin en can alıcı, toplumsal adaleti ve güveni perçinleyecek psikolojik hamlesine: Fedakârlığa en tepeden başlamak.
Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, bakanlar, milletvekilleri ve Genel Müdür gibi üst düzey siyasi yetkililerin maaşlarından bir yıl süreyle kademeli %25 den %10 a kadardeğişen aralıklarla kesintiye gidilmesi, ekonomik büyüklüğünden ziyade muazzam bir psikolojik liderlik hamlesidir. Bu süreçte Genel Müdür yardımcıları, Daire Başkanları ve Şube müdürleri gibi devletin kurumsal hafızası olan kademelerin maaşlarında bir kesintiye gidilmemeli ve çalışma şevkleri kırılmamalıdır.
Gücü, yetkiyi ve kararı elinde tutan siyasi iradenin kendi maaşından feragat etmesi adalet duygusunu yüceltir ve bire bin ölçeğindesinerji yaratır. Bu kesintilerin küçük oranda da olsa emeklilere yansıtılması, halkın enflasyonun meclisteki ve külliyedeki karar vericilerin de gündeminde olduğunu izlenimi yaratır. Halk enflasyonla mücadeleyi "devletin ve milletin ortak savaşı" olarak benimser ve çekilen zorluklara bir ölçüde rıza gösterir.
Böylesi bir kriz ikliminde, bizzat Cumhurbaşkanının ve en üst düzey karar vericilerin kendi maaşlarından kesintiye gitmesi, sadece bütçesel bir tasarruf hamlesi değildir. Bu, fon piyasasındaki sistemik risklerin üzerine tam yetkiyle gidilirken, "Devlet, finansal sistemin de vatandaşın hakkının da bizzat en tepeden başlayarak koruyucusudur" mesajını perçinlemektir. Siyasi iradenin kendi cüzdanına dokunarak gösterdiği bu fedakârlık, sermaye piyasalarında o çok ihtiyaç duyulan kurumsal ve ahlaki güveni tesis eder.
SÖZÜN ÖZÜ
Enflasyon sadece matematiksel formüllerle ve faiz grafiklerinde kazanılacak bir savaş değildir; bu savaş, önce vicdanlarda ve adalet duygusunda kazanılır. Nitekim 31 Mart 2024 belediye seçimlerinden sonra hazırladığımız ve partinin en üst düzeyini ziyaretimizde dile getirdiğimiz bu stratejik önerilerimizin, bugün gelinen noktada haklılığını ve aciliyetini çok daha net ortaya koymaktadır. Kamuda lüks ithal araçların yerini Togg’un aldığı, özel uçak kullanımının sınırlandırıldığı, acil olmayan beton projelerinin durduğu, şatafatlı yurt dışı gezilerinin rafa kalktığı ve en önemlisi siyasi liderlerin kendi cüzdanlarından feragat ettiği bir ülkede, güven kendiliğinden inşa olur. Toplumun, fırtınalı bir denizde aynı gemide olduğu kaptanında aynı dalgalarla ıslandığını gördüğünde kaptanına güveni artar. Adaletle paylaşılan hiçbir fedakârlık milletin sırtına yük olmaz; yeter ki o geminin en üst güvertesindekiler, dalgaları en önde ve göğüs göğse karşılasın.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.