<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Yeni Aksaray Gazetesi</title>
        <link>https://yeniaksaray.com.tr</link>
        <description>Sondakika, Güncel Haberler, Yeni Aksaray Gazetesi</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Kışın da su içmeyi ihmal etmeyin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/kisin-da-su-icmeyi-ihmal-etmeyin-26927</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/kisin-da-su-icmeyi-ihmal-etmeyin-26927</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kış mevsiminde soğuk havaların etkisiyle susama hissi azalırken uzmanlar, yazın olduğu gibi kışın da düzenli su içmenin sağlık açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.<br />
Yaz mevsiminde sıcak havalarda su tüketimi artarken, kış aylarında soğuk havalarda susama hissi azalıyor. Çoğu insan kış aylarında su içmeyi ihmal ederken, bu durum sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, yazın olduğu kadar kışın da düzenli su tüketiminin önemli olduğu konusunda uyarıyor.<br />
Yaz aylarında sıcaklığın ve terlemenin etkisiyle su ihtiyacının arttığını belirten Uzmanlar, “Kış aylarında yaza göre susama hissi, su ihtiyacımız biraz daha azalmaktadır. Vücudumuzda baroreseptörler dediğimiz susama merkezleri var. Yaz aylarında bu terlemeyle, sıvı kaybıyla bu baroreseptörler uyarılıyor ve susama ihtiyacımız artıyor. Ama kış aylarında böyle bir sıvı kaybımız olmadığı için susama hissimiz daha az oluyor. O yüzden susama ihtiyacımız azalabilmekte. Ancak biz susama hissimiz az oldu diye su içmekten vazgeçemeyiz, su tüketimine özen göstermemiz gerekiyor. Sıvı, çay, kahve tüketimi suyun yerini tutmaz. Hatta çay tüketimi, özellikle bitkisel çaylar, diüretik etkinlikle sıvı kaybına yol açabilir. Yani biz çay içiyoruz diye su içmemezlik yapmamalıyız. Su tüketimini devam ettirmeliyiz” dedi.<br />
Yaşlandıkça baroreseptör denilen susama merkezlerinin duyarlılığının azaldığını söyleyen Uzmanlar, “Özellikle yaşlılar susama ihtiyacı olmadığı için su tüketimini sağlamıyorlar. Bu durum ciddi komplikasyonlara yol açmakta, sağlığı tehdit eden durumlara neden olmaktadır. Çocuklarda da su ihtiyacını söyleyemedikleri için bakıcıların, anne ve babaların çocuk ve yaşlıların su tüketimine yardımcı olması gerekmektedir. Çocuklara biraz daha oyun gibi su içmeyi sevdirmeliyiz. Oyun oynayarak bunu daha çok etkinlik haline getirebiliriz. Ancak yaşlılarda su içme konusunu özellikle biraz daha zorlamamız gerekmektedir” diye konuştu. *ERDEM SÜDEMEN</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 08:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2025/01/kisin-da-su-icmeyi-ihmal-etmeyin-1735797195.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kış sebzelerini tüketirken aşırıya kaçmayın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/kis-sebzelerini-tuketirken-asiriya-kacmayin-26544</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/kis-sebzelerini-tuketirken-asiriya-kacmayin-26544</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diyetisyen Ş&uuml;kriye Ama&ccedil;, kışın t&uuml;ketilen sebzelerde bulunan karotennoidler ve karotenemi ile ilgili bilgi verdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kışın &ccedil;ok&ccedil;a t&uuml;ketilen ıspanak, havu&ccedil;, marul, salatalık, karalahana, Br&uuml;ksel lahanası, maydanoz, pancar, brokoli ve bal kabağı gibi sebzelerin i&ccedil;eriğinde bulunan karotenoidler v&uuml;cutta antioksidan g&ouml;revi yapıyor. Bu sebzeler bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirerek bir&ccedil;ok hastalığa karşı v&uuml;cudu koruyor. Ancak turuncu, sarı ve yeşil yapraklı meyve ile sebzelerde bulunan karotenoidlerin aşırı miktarda v&uuml;cutta bulunması, cildin sarı ve turuncu renk tonlarında olmasına yol a&ccedil;arak, aslında zararsız bir tablo olan karotenemiye neden olabiliyor. &Ouml;zellikle bebeklerde &ccedil;ok sık g&ouml;r&uuml;len bu durum sarılıkla karıştırılabiliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Karotenoidler ile ilgili bilgiler veren Ş&uuml;kriye Ama&ccedil;, &ldquo;Bitkilerde bulunan, a&ccedil;ık sarı ve kırmızı arası renkleri oluşturan pigmentlere karotenoidler denilmektedir. Karotenoidler, bir&ccedil;ok meyve ve sebzede parlak kırmızı, sarı ve turuncu tonlardan sorumlu bitki pigmentleridir. Bu pigmentler bitki i&ccedil;in &ouml;nemli bir rol oynar. Ayrıca karotenoidler insan v&uuml;cudunda antioksidan g&ouml;revi de yapmaktadır. Yapılan araştırmalarda 600&rsquo;den fazla karotenoid t&uuml;r&uuml; vardır. En &ccedil;ok &uuml;zerinde araştırma yapılanlar alfa-karoten, beta-karoten, beta-kriptoksantin, lutein, zeaksantin ve likopendir&rdquo; dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama&ccedil;, karotenin v&uuml;cutta bir&ccedil;ok etkisi olduğunu s&ouml;yleyerek, &ldquo;Besin d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml; sağlayan fotosentez, bitkiler i&ccedil;in &ouml;nemli bir d&ouml;ng&uuml;d&uuml;r. Bitkilerin yapısında bulunan bir birşelik olan karoten, fotosentez yapmakla g&ouml;revlidir. Fotosentez, bitkilerin yapısında bulunan klorofil sayesinde dışarıdan karbondioksiti alarak oksijeni geri vermesi ve kendileri i&ccedil;in besin oluşturduğu bir s&uuml;re&ccedil;tir. Karoten; turuncu, sarı ve yeşil yapraklı meyve ile sebzelerde bulunmaktadır. Havu&ccedil; ve bal kabağında &ccedil;ok&ccedil;a bulunan karoten, ıspanak, domates, havu&ccedil;, marul, salatalık, karalahana, br&uuml;ksel lahanası, maydanoz, fasulye, dolmalık biber, pancar, brokoli gibi sebzelerin yanı sıra mısır, papaya, karpuz, kavun, elma, portakal, kayısı, incir, kivi, şeftali, mango ve ananasta da vardır. Renkleri &ccedil;ok olan meyve ve sebzelerindeki beta-karoten miktarı y&uuml;ksek olmaktadır. Karoten birşeliği v&uuml;cutta; tokluk hissi vererek kilo vermeyi hızlandırır. Bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirerek bir&ccedil;ok hastalığa karşı v&uuml;cudu korur. Kanser oluşumunun &ouml;nlenmesi s&uuml;recine katkıda bulunur. Soğuk algınlığına iyi gelir, detoks etkisi vardır. Karaciğer yağlanmasını &ouml;nleyici etkileri vardır. Katarakt oluşma riskinin d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesinde rol oynar. Gece k&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;ne iyi gelir. Sinir sistemine iyi gelir, hafızayı g&uuml;&ccedil;lendirir&rdquo; ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Karotenin fazla olmasının v&uuml;cutta renk değişimine sebep olabileceğini s&ouml;yleyen Ş&uuml;kriye Ama&ccedil;, &ldquo;A vitaminine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmek &uuml;zere karaciğerde depolanan beta karotenin, g&uuml;nl&uuml;k 6-12 miligram kadar kullanılması yeterli olacaktır. Beta karoten v&uuml;cutta fazla olması, pigment bozukluğuna neden olduğu i&ccedil;in cildin sarı veya turuncu bir g&ouml;r&uuml;nmesine neden olmaktadır. Hiperkarotenemi veya karotenemi, aşırı karoten anlamına gelmektedir. Karoten a&ccedil;ısından zengin besinlerin aşırı miktarda t&uuml;ketilmesi, kandaki karoten seviyesinin y&uuml;kselmesine neden olmaktadır. Aşırı miktarda havu&ccedil; p&uuml;resi i&ccedil;eren mamaları t&uuml;keten bebeklerde karotenemi g&ouml;r&uuml;lmektedir. Karotenemi nedeniyle deri bir s&uuml;re sonra turuncu veya sarı renk almaktadır. Ciltteki bu renk değişiminin bir zararı yoktur&rdquo; dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kış aylarında renkli sebzeler ile yapılan salataların mutlaka akşam yemeğimizde olması gerektiğini, salta t&uuml;ketiminin iştahı da dengeleyerek kişinin kilosunu kışın da korumasına yardımcı olacağını belirtti. Farklı renklerdeki sebzeleri sofralarımızdan eksik etmeyelim. *TALAT BELGE</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Dec 2024 06:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2024/12/kis-sebzelerini-tuketirken-asiriya-kacmayin-1733765063.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Müdürlüğü akciğer kanserine dikkat çekti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/saglik-mudurlugu-akciger-kanserine-dikkat-cekti-26161</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/saglik-mudurlugu-akciger-kanserine-dikkat-cekti-26161</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aksaray İl Sağlık M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; Akciğer Kanseri farkındalık ayı nedeniyle yaptığı yazılı a&ccedil;ıklamada şu bilgileri verdi: &ldquo;Akciğer kanseri d&uuml;nya genelinde erkeklerde en sık g&ouml;r&uuml;len kanser iken, kadınlarda ise ikinci sırada yer almaktadır. Gerek d&uuml;nyada gerekse &uuml;lkemizde kanser kaynaklı &ouml;l&uuml;mlerin en yaygın nedeni de akciğer kanseridir.2022 yılında, d&uuml;nyada yaklaşık 2.5 milyon yeni vakanın ortaya &ccedil;ıktığı ve bu hastalığa bağlı 1.8 milyon &ouml;l&uuml;m&uuml;n ger&ccedil;ekleştiği tahmin edilmektedir (GLOBOCAN, 2022).</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&Uuml;lkemizde, erkeklerde trakea, bronş ve akciğer kanseri 55,9/100.000 oranıyla en sık izlenen kanserler arasında&nbsp;&nbsp; ilk sırada yer alırken, kadınlarda 11,2/100.000 oranıyla en sık g&ouml;r&uuml;len kanserler arasında beşinci sırada yer almaktadır. En son verilere g&ouml;re &uuml;lkemizde bir yıl i&ccedil;erisinde yaklaşık 31 bin kişi akciğer kanseri teşhisi almış, 25 bin kişi bu nedene bağlı hayatını kaybetmiştir. &Uuml;lkemizde vakaların sadece %18,5&rsquo;i lokalize evrede saptanmışken %26,6&rsquo;sı b&ouml;lgesel, %54,9&rsquo;u ise uzak yayılım evresinde saptanabilmiştir. Tanı alma medyan yaşı 64&rsquo;t&uuml;r.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu kanser t&uuml;r&uuml; i&ccedil;in en &ouml;nemli risk fakt&ouml;r&uuml; t&uuml;t&uuml;n ve t&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;nlerinin kullanımıdır. &Uuml;lkemiz verileri ile yapılan bir &ccedil;alışma neticesinde akciğer kanseri i&ccedil;in t&uuml;t&uuml;n ve t&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;nlerinin kullanımına atfedilen oran erkeklerde %89,9 kadınlarda ise %43 olarak belirlenmiştir. Bu istatistikler dikkate alındığında, &uuml;lkemizde bir yıl i&ccedil;erisinde ortaya &ccedil;ıkan yaklaşık 25 bin akciğer kanseri vakasının &ouml;nlenebilir olduğu s&ouml;ylenebilir. Nitekim, yapılan &ccedil;alışmalara g&ouml;re t&uuml;t&uuml;n ve t&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;n&uuml; t&uuml;ketimindeki azalmayla akciğer kanseri g&ouml;r&uuml;lme sıklığı da azalmaktadır.Akciğer kanserinin diğer &ouml;nemli nedenleri arasında mesleki (asbest, ağır metaller) ve &ccedil;evresel risk fakt&ouml;rlerine maruziyet (hava kirliliği, pasif i&ccedil;icilik, radon) yer almaktadır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu veriler, &ouml;nleyici tedbirler almanın ve erken evrede tanı koymanınakciğer kanseriyle m&uuml;cadeledeki en kritik aşamalar olduğunu ortaya koymaktadır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">DS&Ouml; tarafından yayımlanan Akciğer Kanseri 2023 Raporu&rsquo;nda, akciğer kanserinin &ouml;nlenmesi programlarının, birincil ve ikincil koruma &ouml;nlemlerini i&ccedil;ermesi gerektiği belirtilmektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Birincil koruma, risk azaltma ve sağlıklı davranışı teşvik etme yoluyla bir hastalığın ilk ortaya &ccedil;ıkışını &ouml;nlemeyi ama&ccedil;lar. Halk sağlığında bu &ouml;nleyici tedbirler; sigarayı bırakmayı, dumansız ortamları teşvik etmeyi, etkili t&uuml;t&uuml;n kontrol politikaları uygulamayı, mesleki tehlikeleri ele almayı ve hava kirliliği seviyelerini azaltmayı i&ccedil;erir. T&uuml;m d&uuml;nyada başarı &ouml;rneği olarak &ouml;ne &ccedil;ıkan &ldquo;Ulusal T&uuml;t&uuml;n Kontrol Programımız&rdquo;bu doğrultuda hazırlanmış olup toplumdaki t&uuml;m bireyleri t&uuml;t&uuml;n ve t&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;nlerinin sağlık, ekonomi, &ccedil;evre ve sosyal zararlarından korumayı ama&ccedil;lamaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">T&uuml;t&uuml;n ve t&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;nlerini kullanmamak, pasif i&ccedil;icilikten ka&ccedil;ınmak akciğer kanseri riskini azaltmanın en iyi yolu olmakla birlikte d&uuml;zenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve &ccedil;evresel risk fakt&ouml;rlerine maruz kalmayı en aza indirme dahil olmak &uuml;zeresağlıklı yaşam tarzlarını benimsemek ve savunmak kanseri &ouml;nlemenin &ouml;nem arz eden stratejileri arasında yer almaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Akciğer kanseri i&ccedil;in ikincil koruma, hastalığı, erken evrelerinde, semptomlar ortaya &ccedil;ıkmadan &ouml;nce tespit etmeyi ama&ccedil;layan ve y&uuml;ksek riskli bireyler i&ccedil;in endike olabilen tarama y&ouml;ntemlerini i&ccedil;erir. Bu pop&uuml;lasyonda erken teşhis, başarılı tedavi şansını &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de artırabilir ve sonu&ccedil;ları iyileştirebilir. Bu kapsamda, &uuml;lkemizde &ldquo;Akciğer Kanseri Tarama Programı&rdquo; y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesine y&ouml;nelik &ccedil;alışmalar yapılmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Akciğer kanserinin neden olduğu bulgu ve şik&acirc;yetlerin oluşumu i&ccedil;in genellikle birka&ccedil; yıl ge&ccedil;er ve hastalık ileri evreye gelinceye kadar fark edilemeyebilir. Belirtiler, t&uuml;m&ouml;r&uuml;n akciğer i&ccedil;indeki yerleşimine, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne, yayılım yerine ve yayılma derecesine bağlı olarak &ccedil;eşitlilik g&ouml;sterir. Bu bağlamda en sık g&ouml;zlenen belirtiler;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ge&ccedil;meyen veya giderek k&ouml;t&uuml;leşen &ouml;ks&uuml;r&uuml;k,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&Ouml;ks&uuml;r&uuml;rken kan veya kanlı balgam &ccedil;ıkarmak,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derin nefes alırken, &ouml;ks&uuml;r&uuml;rken veya g&uuml;lerken k&ouml;t&uuml;leşen g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İştahsızlık, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybı,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ses kısıklığı,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nefes darlığı,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">S&uuml;rekli tekrarlayan veya ge&ccedil;meyen bronşit ve/veya zat&uuml;rre gibi akciğer enfeksiyonlardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Akciğer kanserinin tanı ve evrelemeye y&ouml;nelik testleri genellikle aynı zaman diliminde yapılır. Akciğer kanseri i&ccedil;in tanı y&ouml;ntemleri arasında fizik muayene, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (Akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi taramaları ve manyetik rezonans g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme gibi), bronkoskopi (İnce b&uuml;k&uuml;lebilir bir t&uuml;ple hastanın akciğerine ulaşılarak incelenmesi), histopatoloji (hastalıklı dokunun histolojik incelenmesinde uzmanlaşan patoloji dalı) incelemesi i&ccedil;in doku &ouml;rneği alınması (biyopsi) y&ouml;ntemleri yer alır.&nbsp; Ayrıca, spesifik alt tipin tanımı ve en iyi tedavi se&ccedil;eneğini y&ouml;nlendirmek i&ccedil;in spesifik genetik mutasyonları veya biyo-belirte&ccedil;leri tanımlamak i&ccedil;in molek&uuml;ler testler de tanıda &ouml;nemli yer tutmaktadır. Tanı konulduktan sonra, kanser h&uuml;crelerinin v&uuml;cudun diğer kısımlarına yayılıp yayılmadığını tespit etmek i&ccedil;in ilgili diğer testler yapılır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hastadan hastaya farklılaşabilmekle birlikte tedavi kararında; hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının varlığı gibi birden fazla fakt&ouml;r etkilidir. Multidisipliner bir &ccedil;alışma gerektiren bu tedaviler; cerrahi, hedefe y&ouml;nelik tedaviler, radyoterapi, kemoterapi, immunoterapi gibi farklı se&ccedil;enekleri i&ccedil;ermektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Akciğer kanseri farkındalık ayı vesilesiyle vatandaşlarımızı, akciğer kanserinin bir adım &ouml;n&uuml;nde olmalarıve sağlıklarını korumaları i&ccedil;in t&uuml;t&uuml;nve t&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;nlerini kullanmamayave sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeye davet ediyor, sağlıklı g&uuml;nler diliyoruz.&rdquo;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 Nov 2024 06:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2024/11/saglik-mudurlugu-akciger-kanserine-dikkat-cekti-1731950681.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kışa girmeden cildinizi bu 4 yöntemle yenileyin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/kisa-girmeden-cildinizi-bu-4-yontemle-yenileyin-25658</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/kisa-girmeden-cildinizi-bu-4-yontemle-yenileyin-25658</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uzmanlar, yaşlanma karşıtı cilt uygulamaları ile ilgili bilgi verdi. Cildin daha parlak ve sağlıklı olmasını sağlayan vücuttaki kolajen miktarı her 10 yılda bir azalıyor. Yaşlanma zamanla farklı organlarda, dokularda ve hücrelerde belirginleşen doğal bir süreç olarak gelişiyor. Yaşlanma sürecini yavaşlatmak ve etkilerini durdurmak için yapılan cerrahi dışı yaşlanma karşıtı (anti-aging) uygulamalar en çok kışa girerken yapılıyor. Uzmanlar, yaşlanma karşıtı cilt uygulamaları ile ilgili bilgi verdi.<br />
Yaşlanma yüzden belli olur<br />
İç organlardaki yaşlanma belirtileri gözlemlenemediği için ‘yaşlanma’ terimini gözle görülebilen cildin yaşlanması belirlemektedir. Cildin elastikiyetinin kademeli olarak kaybolması zamanla sarkmaya neden olmaktadır. Epidermal yenilenme hızının yavaşlaması ve hücre döngüsünün uzaması yaşlı yetişkinlerde etkili olan bir süreçtir. Cilt yaşlanması, içsel veya dışsal faktörlerin kombinasyonundan etkilenen karmaşık biyolojik bir süreçtir. Cilt sağlığı ve güzelliğinin, genel iyi olma halini ve insanlarda sağlık algısını veren faktörlerden biri olarak kabul edilmesi nedeniyle, son yıllarda çeşitli yaşlanma karşıtı işlemler çok sık uygulanmaktadır.<br />
İşlemler hücreleri yeniler<br />
Özellikle yüzdeki kırışıklıklarla mücadele edilmesi, hücre yenilenmesiyle ve yenilenmeyi destekleyen daha az yan etkili ve daha az toksik olan bileşiklerin cilde uygulanmasıyla başlamaktadır. Bu şekilde vücut, parlak bir cilt için sürekli olarak yenilenmekte ve sağlıklı cilt hücrelerinin ortaya çıkması desteklenmektedir. Kırışıklıkların tedavisi büyük ölçüde kişinin cilt sağlığına, yaşına, muhtemel iyileşme için zamana bağlıdır. Cerrahi dışı kırışıklık tedavilerinin, dinamik kırışıklıkların statik kırışıklıklara dönüşmesini azaltmakta ve önlemede etkili önleyici tedbirler olduğu yapılan araştırmalarda kanıtlanmıştır.<br />
Yaşlanmanın 5 belirtisi ve nedeni<br />
Yaşlanma birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Nedeni ve belirtiler şu şekilde olabilmektedir;<br />
“Yaşlandıkça yağ hacmi kaybolur. Kemik yapısı kaybolmaktadır. Yer çekimi önemli bir faktördür. Deformasyona neden olur. Güneş hasarı en büyük suçludur. Yüzdeki ifade çizgileri ve vücuttaki kırışıklıklar zamanla ortaya çıkar.”<br />
Yaşlanma karşıtı 4 tedavi<br />
Cildi pürüzsüzleştirip sıkılaştıran, hacim kazandıran ve kırışıklıkları azaltan cerrahi dışı tedavilerde etkin sonuçlar alınabilmektedir. Ancak cerrahi olmayan işlemlerde ise yakın sonuçlar elde edilecektir. Cilt zamanla daha taze ve genç bir görünüme kavuşacaktır.<br />
Cerrahi dışı yapılabilecek işlemler ise şunlardır;<br />
PRP: Hastanın kanı alınır, santrifüj işleminden geçirilir. Elde edilen serum kişinin yüzüne enjekte edilir. Bu işlem sonucunda cilt yenilenir, lekelerin gözle görülür şekilde azaldığı görülür.<br />
Altın iğne: Bu radyofrekans uygulamasıdır. Uç kısmında 25 iğne olan aparat hastanın yüzene uygulanmaktadır. İleri yaş, güneş ışınları, mevsimsel değişimler, hava kirliliği, yorgunluk, uykusuzluk, stres, sağlıksız beslenme, alkol, sigara tüketimi ve genetik faktörlere bağlı olarak gelişen cildin yapısındaki değişikliklere müdahale edilir.<br />
Fraksiyonel lazerler: Karbondioksit lazerle yapılan uygulamada, derideki kollejen ve elastin üretimi artırılır. Cilt üzerindeki iz ve akneler gözle görülür şekilde azalır. Ciltteki lekelerin, kırışıklıkların, sivilcelerin, yanık ve skarların tedavisinde etkilidir. Yapılan tek bir işlemle birçok etki görülebilmektedir.<br />
Mezoterapi: Cilde uygulanan enjeksiyon işlemidir. Birçok aktif madde deriye enjekte edilerek cilde parlaklık ve canlılık kazandırılır. Kolajen, lastin, glutatyon, niasinamid, peptitler ve birçok madde içermektedir. Mezoterapi ile cilde enjekte edilen solüsyonlar kan dolaşımını ve lenfatik dolaşımı düzenler.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Oct 2024 06:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2024/10/kisa-girmeden-cildinizi-bu-4-yontemle-yenileyin-1729529474.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anne sütü her çocuğun hakkıdır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/anne-sutu-her-cocugun-hakkidir-24344</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/anne-sutu-her-cocugun-hakkidir-24344</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Uzmanlar; anne sütünün önemine değinerek, “Anne sütü her çocuğun hakkıdır. Her anne bebeğinin ayına, hastalıklarına, gelişimine göre süt üretir. Ek gıdalara erken başlamayın” dedi.<br />
Uzmanlar her Ağustos ayının ilk haftası kutlanan "Emzirme Haftası" vesilesiyle anne sütünün faydaları hakkında önemli bilgiler paylaştı. Anne sütünün, zamanında ve sağlıklı doğan her bebeğin hayatının ilk 6 ayında tek başına normal büyüme ve gelişmesine yetecek tüm besin ögelerini sağlayan en uygun besin olduğuna dikkat çeken uzmanlar “Her annenin bebeği için özel olarak ürettiği en ideal besin olan anne sütünün olumlu etkileri yaşam boyu devam eder. Yeni doğan bir bebeğin ihtiyaç duyduğu ilk şey annesinin kucağı ve onun sütüdür. Anne sütü ilk altı ayda bebeğin besin ihtiyacının tamamını karşılamaktadır” dedi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından bebek beslenmesinde ilk altı ay sadece anne sütü kullanılması ve anne sütüne 2 yaşına kadar devam edilmesinin önerildiğini hatırlatan uzmanlar; “Her anne bebeğinin ayına, hastalıklarına, gelişimine göre süt üretir. Emzirme, anne ile bebek arasındaki duygusal bağı güçlendirir ve sağlıklı bir ilişki kurulmasını sağlar. Anne sütü her zaman kullanıma hazır ve sterildir. Her bebek için kendi annesinin sütü en idealdir ve bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılar” diye konuştu.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Aug 2024 07:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2024/08/anne-sutu-her-cocugun-hakkidir-1723092383.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAĞIRSAKLARI HAREKETE GEÇİREN BESİNLER NELERDİR?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/bagirsaklari-harekete-geciren-besinler-nelerdir-24193</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/bagirsaklari-harekete-geciren-besinler-nelerdir-24193</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Diyetisyen Şükriye Amaç konu hakkında bilgiler verdi; Sağlıklı beslenme, sigara ve alkolden uzak stresin minimum olduğu bir yaşam tarzı ile bağırsaklarımızda bulunan iyi huylu bakterilerin sayılarında artış görülür. Bu sayede de bağırsak florası daha sağlıklı bir hale gelir. Floranın kötüleşmesi sonucu ise bağırsaktaki bariyerlerin bozulması sebebiyle zararlı maddelerin geri emilimi başlar. Bu da bağışıklık sisteminin bozulmasına diyabet, depresyon ve kalp damar hastalıkları gibi hastalıklara yol açabilir. Bağışıklık sisteminin bozulmaması ve hastalık risklerini azaltmak için bağırsaklara iyi gelen besinleri tüketmekte fayda vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yüksek posa içeriğine sahip tam buğday ekmeği, bulgur, yulaf, nohut, kuru fasulye gibi besinler bağırsak hareketliliğini arttırarak besin artıklarının kalın bağırsaktan geçişlerini hızlandırır. Böylece zararlı maddelerin bağırsakta uzun süre kalmasının önüne geçilmiş olunur. Sağlıklı floranın devamlılığına destek çıkılır. Kompleks karbonhidrat olarak geçen tam tahıllı karbonhidrat kaynaklarını tüketmekte fayda vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Probiyotikler, bağırsak florasını düzenleyerek bağırsağın düzgün çalışmasına destek olurlar ve zararlı maddelerin geri emilmesini engellerler bu sayede bağırsak sağlığının korunmasında önemli rol oynarlar. Kefir de içerdiği probiyotikler sayesinde bağırsak sağlığı için oldukça faydalı bir içecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bağırsaklara iyi gelen bir diğer besin de yoğurttur. Yoğurt iyi bakteriler açısından oldukça zengindir. İçerdiği probiyotikler sayesinde sindirim sistemini düzenleyerek kabızlık, ishal ve bağışıklık sistemi hastalıklarına karşı korumada oldukça önemli etkisi vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Omega 3 vücutta iyi bakterilerin artmasına destek olmaktadır. Bu sayede flora sağlığı da desteklenmektedir. Haftada iki veya üç kez omega 3 kaynaklarından zengin beslenmek faydalı olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Taze meyveler lif açısından zengin olduklarından dolayı bağırsakların çalışmasına destek olarak sindirim sisteminde olumlu etki yaratır. Kuru incir, kuru kayısı ve kuru erik gibi kuru meyveler de bağırsakların çalışmasına yardımcı olmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mercimek, fasulye, nohut gibi kurubaklagiller de lif açısından zengin besinlerdir. Lif bakımından zengin olması sebebiyle sindirim sisteminde olumlu etki yaratır ve iyi bakterilerin beslenmesine yardımcı olur.&nbsp;*AYHAN ÖZDEN</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jul 2024 00:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2024/07/bagirsaklari-harekete-geciren-besinler-nelerdir-1722270366.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güçlü bir bağışıklık sistemi için en az 5 porsiyon sebze ve meyve yiyin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/guclu-bir-bagisiklik-sistemi-icin-en-az-5-porsiyon-sebze-ve-meyve-yiyin-23702</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/guclu-bir-bagisiklik-sistemi-icin-en-az-5-porsiyon-sebze-ve-meyve-yiyin-23702</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diyetisyen Şükriye Amaç, yaz aylarında güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olunabilmesi için en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi tavsiyesinde bulundu.<br />
İnsan metabolizmanın yaz sıcaklarında artan vücut ısısına uyum sağlamaya çalıştığını belirten Diyetisyen Şükriye Amaç, bu nedenle özellikle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalıklarının yazın arttığını ve yine artan terlemeyle birlikte su ve mineral kaybı sonucu bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık sorunlarının görüldüğünü dile getirdi.<br />
Yeterli ve dengeli beslenmenin yaşamın her döneminde sağlığın korunması için temel esas olduğunun ve yaz aylarında bağışıklığı artırmak için bütün besin gruplarından yeterli miktarda almak gerektiğinin altını çizen Amaç, günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve yenilmesini tavsiye etti. Kahvaltının en önemli öğün olduğunu vurgulayan Diyetisyen Amaç, yaz kahvaltılarında az yağlı peynirler, zeytin, yumurta, taze sebze ve meyveler, kafein içeren içecekler yerine az yağlı süt ve taze sıkılmış meyve suları ve ıhlamur gibi bitki çaylarının tercih edilebileceğini anlattı. Enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü ve meyveli tatlılar ile dondurma gibi hafif gıdaları öneren Amaç, “Yaz aylarında aşırı yağlı ve hamurlu yiyecekler vücutta yorgunluğa, baş ağrısı ve tansiyon problemine neden olur. Bu nedenle yağlı ve kızartılmış besinlerin tüketiminden kaçınılmalı; yemekler ızgara, haşlama, fırında veya buharda pişirilerek tüketilmelidir. Yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır. Özellikle yiyecekler yağda kızartılmamalıdır” diye konuştu.<br />
Amaç, glisemik indeksi düşük tam buğday ekmeği, bulgur, makarna gibi karbonhidratların daha sağlıklı olduğunu da sözlerine ekledi.<br />
Az ve sık yemek yemenin ve uzun süre aç kalmamanın önemine işaret eden Diyetisyen Amaç, öğünlerin zeytinyağlı yemekler, ızgaralar ve özellikle beyaz et ağırlıklı olması; bol yeşillik ile yapılmış salataların eşlik etmesi; kolesterol, şeker ve tansiyon, kabızlık üzerine olumlu etkilerinden dolayı lifli besinlerin tüketilmesi gerektiğini ifade etti. Havanın geç kararması nedeniyle akşam yemeklerinin geç saate kalmasının sindirim sıkıntıları ve enerji harcanması açısından sıkıntı oluşturucağına değinen Diyetisyen Amaç, akşam yemeklerini mümkün olduğunca erken saatte yemek gerektiğini dile getirdi. Amaç, ayrıca sıcak havada dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınmak; çabuk bozulan et, yumurta, süt, balık gibi besinleri açıkta bekletmemek, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına dikkat etmek gerektiğini hatırlattı. *İBRAHİM AMAÇ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 09:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2024/06/guclu-bir-bagisiklik-sistemi-icin-en-az-5-porsiyon-sebze-ve-meyve-yiyin-1719554897.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜNYA ASTIM GÜNÜ  Astımda eğitim güç verir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/dunya-astim-gunu-astimda-egitim-guc-verir-22847</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/dunya-astim-gunu-astimda-egitim-guc-verir-22847</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İl Sağlık Müdürlüğü Dünya Astım Günü nedeni ile açıklayıcı bilgiler paylaşarak şu ifadelere yer verildi: “Astım, akciğer içi hava yollarında mikrobik olmayan bir tür iltihap nedeniyle hava yolu duvarının daralması sonucu ortaya çıkan müzmin (kronik) bir akciğer hastalığıdır. Dünyada 350 milyon kişinin astım hastası olduğu, her yıl 400 binden fazla kişinin ölümünün astıma bağlıolduğu bilinmektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astımın belirtileri nelerdir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astım;&nbsp;<strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">tekrarlayan ve ataklar halinde gelen nefes darlığı, nefes alıp verirken ortaya çıkan hırıltı/hışıltı/ıslık sesi, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtilerle</span></strong>&nbsp;kendini gösterir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astım tedavi edilebilir mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astım tedavisinin amacı hastalığın yakınmalarının kontrol altına alınması ve hastanın yaşamını normale en yakın şekilde devam ettirmesidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hastalığın ağırlığına uygun ilaç tedavilerinin verilmesi; hastanın, verilen tedavileri önerilen şekilde ve doğru teknikle uygulaması; astım tetikleyicilerinden uzak durulması; birlikte seyreden diğer hastalıkların da tedavi edilmesi ile astımın belirtileri kontrol altına alınabilmektedir.Ulusal astım tanı ve tedavi rehberlerinde,&nbsp;son yıllardaki <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">en önemli yenilik“nefes açıcı (kurtarıcı) ilaçların astım tedavisinde tek başına kullanılmaması, asıl tedavi edici ilaç olan inhaler kortizon ile birlikte alınması”önerisidir.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astımı kontrol altında tutmak için astımlı hastalar ne yapmalıdır?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yapılan çalışmalar; hastaların, ilaçlarını doktorunun önerdiği şekilde kullanmasının, sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, sağlıklı ve dengeli beslenmenin, düzenli egzersiz yapmanın, solunan ortam havasını temiz tutmanın astımın kontrolünü kolaylaştırdığı gösterilmiştir</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astımda eğitimin önemi nedir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hastanın, hastalığını iyi yönetebilmesi için; hastalığını tanıması, hastalığın kontrolünde en önemli basamaktır. Bu nedenle hastaların; astım nasıl bir hastalıktır, hastalığı neler kötüleştirir ve bunlardan nasıl korunulur, hastalığın atakları olduğunda neler yapmalıdır, tedavide kullanılan ilaçlar nelerdir ve nasıl kullanılmalıdır, bu ilaçların yan etkileri nelerdir gibi pek çok alanda eğitilmeleri önemlidir.&nbsp; Yapılan istişareler neticesinde Dünya Astım Günü’nün bu yılki teması"Astımda Eğitim Güç Verir: Bilgi Anahtardır"belirlenmiştir.” *HABER MERKEZİ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 May 2024 09:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2024/05/dunya-astim-gunu-astimda-egitim-guc-verir-1715149826.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanı uyardı: “ Bayramda şerbetli tatlılar yerine meyveli tatlıları seçin”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/uzmani-uyardi-bayramda-serbetli-tatlilar-yerine-meyveli-tatlilari-secin-22433</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/uzmani-uyardi-bayramda-serbetli-tatlilar-yerine-meyveli-tatlilari-secin-22433</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diyetisyen Şükriye Amaç Ramazan Bayramı'nda şerbetli tatlılar yerine meyveli tatlıların tercih edilmesi gerektiğini söyledi.<br />
Diyetisyen amaç, Ramazan Bayramı'na sayılı günler kala bayramda tatlı tüketiminde dikkat edilmesi gereken hususları anlattı. “Bayram günlerini daha sağlıkla geçirmek için öncelik sütlü-meyveli tatlılar olmalı” Tatlı tüketiminin arttığı bayram günlerini daha sağlıkla geçirmek için önceliğin sütlü-meyveli tatlılar olması gerektiğini belirten Amaç “Ramazan bayramında evlerimize börek, baklava hazırlıyor olmak da beslenme kültümüzün bir parçası. Tatlı tüketme konusunda önceliğimiz her zaman ev yapımı, az şekerli sütlü-meyveli tatlılar olmalı. Bu bilgiyi biliyoruz ancak uygulamak noktasında geri duruyoruz. Hala mevsimindeyiz, bayram için bal kabağı, ayva tatlısı yapılabilir. Misafirlerimize tavukgöğsü, sütlaç, kazandibi gibi sütlü tatlılar ikram edilebilir. Böylece sıcak havalarda tüketimi daha kolay, daha besleyici tatlı ikramlarında bulunmuş oluruz” dedi.<br />
Şerbetli tatlıların geç saatlerde tüketilmemesi gerektiğine vurgu yapan Amaç, “Her gün şerbetli tatlı tüketmek, geç saatlerde yemek, yanında asitli-şekerli içecekler tercih etmek, doğru bir beslenme davranışı değildir. Ani tansiyon, kan şekeri yükseltmesine sebep olabilir. Tatlı yanında şekersiz çay, kahve tercih edilmeli. Tatlıları, ev yapımı limonata, meyve suyu, sade maden suyu, süt ile tüketmek önceliğimiz olmalıdır. Böylece ramazan ayında gün boyu susuz kalan vücudumuzu doğru sıvılarla desteklemiş, sindirim sistemimize yardımcı olmuş oluruz. Bu süreçte mevsim geçişlerinde bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirecek, sindirimi kolaylaştıracak adaçayı, zencefil, nane, kimyon ayini da tüketelim. Siyah gayda günlük 5 fincan, kahve de 2 fincan geçmeyelim. Yetişkinlerin en az 8 bardak su tüketmesi gerektiğini hiçbir içeceğin suyun yerini tutmadığını hatırlayalım” ifadelerini kullandı. *İBRAHİM AMAÇ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Apr 2024 01:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2024/04/uzmani-uyardi-bayramda-serbetli-tatlilar-yerine-meyveli-tatlilari-secin-1712602457.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜNYA OBEZİTE GÜNÜ’DE ANLAMLI MESAJ  Sağlıklı Beslen, Egzersiz Yap, Sağlıklı Kiloda Kal</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/dunya-obezite-gunude-anlamli-mesaj-saglikli-beslen-egzersiz-yap-saglikli-kiloda-kal-21838</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/dunya-obezite-gunude-anlamli-mesaj-saglikli-beslen-egzersiz-yap-saglikli-kiloda-kal-21838</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Obezite, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlanmaktadır.Fazla kilolu veya obez olmak hipertansiyon, hiperlipidemi, kalp-damar hastalıkları, inme, tip 2 diyabet, bazı kanser türleri, kas-eklem hastalıkları ve solunum sistemi hastalıkları gibi pek çok hastalık için riski arttırır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Obezite tüm dünya ile birlikte ülkemizde de hızla artmaktadır. Dünya Obezite Federasyonu’nun 2023 yılı raporunda 2020’de yaklaşık 1 milyar kişinin (her 7 kişiden 1’i)obez olduğu bildirilmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Obeziteden korunma ve obezite ile mücadelede en önemli iki unsur sağlıklı beslenmek ve fiziksel aktivitenin arttırılmasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağlıklı yaşam için yetişkinlikte haftanın en az 5 günü ve günde en az 30 dakika orta şiddetli veya haftada en az 75 dakika yüksek şiddetli; çocukluk çağında ise günde en az 60 dakika orta veya yüksek şiddetli fiziksel aktivite yapılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Obezite de dahil, beslenme ile ilişikli kronik hastalıkların gelişimini önlemek için sağlıklı beslenme kültürünün edinilmesi önemlidir. Bunun için bazı temel öneriler şöyle özetlenebilir;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beden kütle indeksinin 20,0-24,9 kg/m2 arasında olması sağlanmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Küçük yaşlardan itibaren vücut ağırlığı, kan basıncı, kan şekeri düzeyi, kan yağları ve kemik sağlığını olumlu yönde etkileyecek sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağlıklı bir vücut ağırlığının korunması sürdürülebilir olmalı, sık kilo alıp vermekten kaçınılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Besin çeşitliliği artırılmalı, her öğün her besin grubunda yer alan besinlerden biri seçilerek gereksinim kadar tüketmeye özen gösterilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sıvı tüketimi artırılmalı; günde en az 8-10 su bardağı (2,5-3 litre) su tüketilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplam ve doymuş yağ alımı azaltılmalıdır. Tüketilen doymuş yağ miktarı günlük alınan toplam enerjinin %10’unu aşmamalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sebze ve meyveler mevsiminde ve günde en az 400 g tüketilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Düzenli yemek yeme alışkanlığı edinilmeli ve geç saatte yemek yemekten kaçınılmalıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Obezitenin Tedavisi Nasıl Yapılır, Nerelere Başvurulur?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Obezite tedavisinin başarılı bir şekilde yürütülmesi için; “diyet, egzersiz ve davranış değişikliğini” içeren üçlü tedavi programı; hekim, diyetisyen, fizyoterapist, egzersiz uzmanı ve ihtiyaç halinde psikiyatrist ve psikolog gibi meslek gruplarından oluşan bir ekip tarafından uygulanmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fazla kilolu ve obez bireyler, beslenme ile ilgili konularda doğru bilgi edinmek ve diyet tedavisi almak için İl-İlçe Sağlık Müdürlükleri, Toplum Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde verilen beslenme/obezite danışmanlığı hizmetinden de yararlanabilirler. *HABER MERKEZİ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Mar 2024 09:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2024/03/dunya-obezite-gunude-anlamli-mesaj-saglikli-beslen-egzersiz-yap-saglikli-kiloda-kal-1709619218.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Değişken havalarda bağışıklık sistemi için ‘baharat çayı’ önerisi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/degisken-havalarda-bagisiklik-sistemi-icin-baharat-cayi-onerisi-21580</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/degisken-havalarda-bagisiklik-sistemi-icin-baharat-cayi-onerisi-21580</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aksaray’da aktarlar, mevsimlerin bu sene düzensiz ve değişken olmasının çeşitli hastalıkları beraberinde getirdiğini belirterek, hastalıklardan korunmak ve bağışıklık sistemini güçlü tutmak için 'baharat çayı' denilen bitki çayının içilmesi konusunda tavsiyelerde bulundu.<br />
Hava sıcaklıklarının zaman zaman mevsim normallerinin üzerinde olması bazen de normallerin altına düşmesi insanları etkiliyor. Hastalanan çok sayıda kişi ise hastanelerin ve aktarların yolunu tutuyor. Vatandaşlar, hastalıklardan korunmak ve bağışıklık sistemini güçlü tutmak için bitki çayları ve baharatlara ilgi gösteriyor.<br />
Esnaflar, mevsimlerin dengesiz olduğu zamanlarda baharat çayı diye bilinen bitki çayının içilmesi konusunda tavsiyede bulundu. Esnaflar, yapılan bu çayın zaman zaman ya da gelişigüzel içilebileceğini ve yapıldıktan sonra bir hafta boyunca bu çayın tekrar tekrar ısıtılıp içilebileceğini söyledi.<br />
Baharat çayı gribal enfeksiyonlarda etkili<br />
Hastalıklardan korunmak isteyen müşterilere genelde baharat çayı verdiklerini ifade eden Aktarlar, “Buna zencefil, tarçın, havlıcan, hibiskus, hatmi, karanfil, kuşburnu, ayva yaprağı, ıhlamur ve adaçayı da ilave edilebilir. Bu çay hazırlanıp biz genelde öğütülmüş değil, doğal kök ve bitki olarak veriyoruz. Biraz biraz baharatlardan atıp kuşburnu biraz fazla koyulur. 15-20 dakika kaynatılıp, eğer demleme olacaksa da altında su kaynaması gerekir. 15 dakika kaynatılıp biraz dinlendirilip afiyetle içilir. İçimi de güzel. Bunu kullananlarda gribal enfeksiyon hemen hemen yüzde sıfır gibi olur, yalnız bunu kış mevsiminde kullanmak kaydıyla. Ayrıca hibiskus var, ekinezya var. Bunlar da kullanılır ama biz genelde 7’li grubu veriyoruz. Hazırlanan çayı bir hafta boyunca tekrar tekrar kaynatıp içme imkanı da var” dedi.<br />
Baharat çayının çeşitli faydaları olduğunu belirten esnaflar, “Akşama kadar belki biz bir dünya bitki çayı içiyoruz. Bahsettiğim çaylar periyodik kullanılabilir de gelişigüzel içilebilir de. Çünkü hem ısıtıcı özelliği var hem toksin atıcı özelliği hem sinir sistemini rahatlatıcı bir özelliği var hem de kan dolaşımını düzenleyici etkisi var” ifadelerini kullandı. *İBRAHİM AMAÇ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Feb 2024 12:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2024/02/degisken-havalarda-bagisiklik-sistemi-icin-baharat-cayi-onerisi-1708163601.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda iştahsızlığa neden olan beslenme hataları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/cocuklarda-istahsizliga-neden-olan-beslenme-hatalari-21065</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/cocuklarda-istahsizliga-neden-olan-beslenme-hatalari-21065</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diyetisyen Şükriye Amaç&nbsp;konu hakkında bilgiler verdi.&nbsp;</span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çocuklarda iştahsızlık birçok ebeveynin endişeli olduğu bir konudur. Çocuğun iştahsız olmasının altında çiğneme ve yutma güçlüğü, enfeksiyonlar, kalp yetmezliği, karaciğer rahatsızlıkları, emilim bozuklukları gibi fizyolojik bir problem yatmıyorsa basit beslenme hataları çocuklarda iştahsızlığa neden olabilir. Nedir bu beslenme hataları?&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yanlış ara öğün zamanlaması</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çocuklarda ara öğün ve ana öğünün birbirine yakın olması iştahsızlığa neden olabilir. Çocuğun henüz acıkmadan masaya oturması öğündeki besin tüketimini azaltır. Bu nedenle iştahsız çocuklarda öğünler arasına en az 2-2,5 saat konulmalıdır ve çocuğun sürekli atıştırma halinde olmamasına dikkat edilmelidir. Bununla birlikte, ara öğünlerde tüketilen öğünün yoğunluğu da acıkma süresini etkileyebileceğinden hafif ara öğünler hazırlanmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fazla meyve ve süt tüketimi</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çocuklarda meyve ve süt sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası olsa da bu besinlerin aşırı tüketimi çocuğun diğer besinlere karşı iştahını azaltarak yetersiz beslenmesine neden olabilir. Meyve ve süt çocukların tüketmeyi sevdiği gıdalardan olduğundan tüketim miktarını kaçırabilirler ve ebeveynler de bu besinlerin sağlıklı olduğu gerekçesiyle porsiyon kontrolünü göz ardı edebilirler. 6-12 aylık çocuklarda günde 1 porsiyon, 12-24 aylık çocuklarda günde 2 porsiyon, ileri yaşlarda ise günde 2-3 porsiyon meyve yeterlidir. Çocuklarda süt tüketiminde ise günde 1-2 su bardağı süt geçilmemelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hazır atıştırmalıklar</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cips, çikolata, bisküvi gibi hazır ve işlenmiş gıdalar yoğun miktarda yağ ve şeker içerir. Bu tarz atıştırmalıkların tüketimi çocuğun iştahını olumsuz etkiler. Çocuğunuza hazır atıştırmalıkları vermek yerine ev yapımı kek, kurabiye gibi sağlıklı alternatifler sunabilir ve porsiyonuna dikkat ederek ara öğünlerde verebilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mide hacmini sıvıyla doldurmak</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çocukların mide hacimleri oldukça küçüktür. Yemekten hemen önce veya yemek sırasında su, meyve suyu, ayran gibi sıvı gıdaların tüketimi mide hacimlerinin önemli bir kısmını kaplayarak doygunluğa neden olur ve besin tüketimlerini azaltabilir. Bununla birlikte, iştahsız çocuklarda öğünlerdeki çorba tüketiminin en sona bırakılması da faydalı olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Açlık sinyallerine duyarsızlık</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yemek yemek istemeyen bir çocuğu zorla yedirmeye çalışmak çocuğun yemekten iyice uzaklaşmasına neden olabilir. ‘’Kendini aç hissetmiyorsan devam etmeyebilirsin’’ deyin, onun açlık sinyallerine karşı duyarlı olduğunuzu gösterin ve geri çekilin. Evet, belki çocuğunuz o öğünde yeterli besin alamayacak ama kısa bir süre sonra acıktığında öğünde doymanın gerekliliğini keşfedecek ve kendi bedenini daha iyi dinlemeyi öğrenecek. *İBRAHİM AMAÇ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jan 2024 09:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2024/01/cocuklarda-istahsizliga-neden-olan-beslenme-hatalari-1705385629.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Beslenme çantası hazırlarken bunlara dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/beslenme-cantasi-hazirlarken-bunlara-dikkat-19565</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/beslenme-cantasi-hazirlarken-bunlara-dikkat-19565</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aksaray’da hizmet veren Diyetisyenlerden Şükriye Amaç, çocuklarda beslenmenin fiziksel gelişiminin yanı sıra zihinsel gelişimi de etkilediğini ifade ederek, “Çocukların sağlıklı beslenmesi; büyüme ve gelişmelerini, aynı zamanda okuldaki başarılarını etkiler” dedi.<br />
Beslenmede diyetisyen, ebeveyn ve öğretmen üçlüsünün birlikteliğinin çok önemli olduğunu belirten Diyetisyen Amaç, “Öğretmenlerin hazırladığı listelerin, çok karbonhidrat ağırlıklı olmaması gerekiyor. Beslenme listelerinde; bir protein, bir Omega 3, bir de kompleks karbonhidrat grubuna mutlaka ver verilmeli" diye konuştu. Yemekhanesi olmayan okullarda dondurulmuş ürünlerle yapılan tostları ve hamburgerleri önermediğini ifade eden Amaç, beslenmenin de hazır veya paketli ürünlerle değil, ev yapımı ürünlerle hazırlanması gerektiğini belirtti. Kahvaltının çocuklar için önemli bir öğün olduğunu ve atlanmamasının yararlı olacağını aktaran Amaç, "Kahvaltı yapmak istemeyen çocuklar için ise, ilk teneffüsten sonra 1 mevsim meyvesi ve yanına bir süt grubu verilebilir" şeklinde konuştu.<br />
Çocukları hazır gıdalardan ve paketlenmiş ürünlerden uzak tutmak gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Şükriye Amaç, şunları söyledi:<br />
“Çocuklarımız için evde sağlıklı ürünleri hazırlayıp beslenme çantalarına eklememiz gerekir. Hamur işleri yapılacaksa; tam buğday, mercimek veya yulaf unu tercih edilebilir, hurma, keçiboynuzu özleri kullanarak, pastalar tatlandırabilir. Örneğin keçiboynuzu çok iyi bir akciğer koruyucusudur, pekmezden ziyade öz kısımları daha kıymetlidir. Pekmez, bal gibi ürünler ısıtıldıklarında kanserojen etki yapabildikleri için ısıtılmamalı, tatlılara veya sıcak içeceklere soğutulduktan sonra eklenmelidir."<br />
Okula giden çocukların beslenme çantasında süt grubundan bir besinin de yer alması gerektiğini aktaran Diyetisyen Amaç, “Beslenmede; evde yapılmış bir meyve suyu veya özü kullanılabilir, paket meyve sularını önermiyorum, taze meyve tüketmesi daha da iyi olur. Meyvelerin yanına süt veya ayran eklenmesi faydalı olur. Beslenme çantasında bir taze meyve ve sağlıklı bir karbonhidrat grubu olabilir, tam buğday unlu ekmekle yapılan içinde, marul domates ve peynir olan bir sandviç veya annelerin yaptığı tam buğday unlu poğaçalar olabilir. İşlenmiş et ürünleri (sucuk, sosis, salam) yerine peynirli tostlar yapılabilir" ifadelerini kullandı. *İBRAHİM AMAÇ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Sep 2023 09:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/09/beslenme-cantasi-hazirlarken-bunlara-dikkat-1695796359.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Okula başlayan öğrencilerin beslenmesi nasıl olmalı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/okula-baslayan-ogrencilerin-beslenmesi-nasil-olmali-19413</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/okula-baslayan-ogrencilerin-beslenmesi-nasil-olmali-19413</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diyetisyen Şükriye Amaç, yeni eğitim öğretim yılına başlayan öğrencilerin beslenmesi hakkında uyarılarda bulundu. Amaç, “Çocukların sağlıklı büyümesi ve iskeletinin daha sağlam olması için kalsiyum alımı çok önemli” dedi.<br />
2023-2024 eğitim öğretim yılının 11 Eylül'de başlaması ile yaklaşık 21 milyon öğrenci dersbaşı yaptı. Okulların açılmasıyla birlikte uzmanlar, öğrencilerin dengeli ve sağlıklı beslenmesi gerektiğine dikkat çekti. Öğrencilerin nasıl daha sağlıklı beslenebileceği konusunda velilere uyarılarda bulunan Diyetisyen Şükriye Amaç, asitli içeceklerin, kızartılmış ürünlerin ve abur cuburların evlerden uzak tutulması gerektiğini söyledi. Diyetisyen Amaç, öğrencilerin ilk olarak gece yatma saatlerine dikkat etmeleri gerektiğini ifade ederek, “Çocuklar yaz tatilinde bu saati biraz daha esnetmiş olabilirler. O yüzden uyku saati dokuz, dokuz buçuğu geçmesin, çünkü büyüme hormonu bu saatte salgılanıyor. Büyüme hormonu salgılandıktan sonra vücudun onarımı başlıyor. Çocuklarımızın büyüme ve gelişmesi için mutlaka bu saati kaçırmadan ve ertesi gün dersteki başarılarını da etkileyeceğini unutmadan saatinde yatacaklar ve saatinde kalkıp derslerine gidecekler” diye konuştu.<br />
“Kahvaltı çocuğun gelişimi için hem de öğle saatine kadar tok kalması açısından çok önemli”<br />
Öğrencilerin sabah kalktıklarında mutlaka kahvaltı yapmaları gerektiğine dikkati çeken Diyetisyen Amaç, şunları söyledi: “Çocukların bazıları sabah çok erken kalktık diye kahvaltı yapmak istemeyebiliyorlar ya da okula adaptasyonda zorlanabiliyorlar. Eğer okulda kahvaltı yapıyorlarsa, okulda kahvaltı yaptığını velilerin öğretmenlerinden öğrenmesi gerekiyor. Ya da garanti olması için veliler, çocuklarına protein ağırlıklı kahvaltı yaptırmalılar. Eğer çok mide bulantısı olan bir çocuksa ona tam tahıllı ekmeklerden, peynirden tost yapabilirler. Yanına biraz zeytin, ceviz ve bir bardak süt vererek bunu da önlemiş olurlar. Yumurtalı, peynirli kahvaltı çocuğun gelişimi için hem de öğle saatine kadar tok kalması açısından çok önemli olacak.”<br />
Çoğu öğrencinin öğle saatinden akşam yemek saatine kadar çok acıktığını belirten Amaç, “Okulda uzun süre kaldıkları için öğle ile akşam arası çok uzun. Çok acıkıyorlar ve kan şekerleri çok düşüyor. Eğer bir şey yemiyorlarsa akşam yemeğine gittiklerinde aşırı aç oluyorlar. Çok aç olmaları demek daha çok karbonhidrat isteğini, daha fazla yemek yeme isteğini getiriyor. Biz istiyoruz ki daha kaliteli beslensin, protein ağırlıklı beslensin. O yüzden öğle ile akşam arasında bir ara öğün yapmaları gerekli. Anneler beslenme çantasının içerisine bir kutu süt, yoğurt, bir tane meyve, avuç içi kadar kuruyemiş ya da çocuk çok fazla acıkan bir çocuksa o zaman küçük bir tost yapabilir. Çocuk mutlaka ara öğünü yapmalı ki sağlıklı bir şekilde kan şekeri dengesi devam etsin” ifadelerini kullandı.<br />
Eğitim öğretime yeni başlayan birinci sınıf öğrencileri için de beslenme konusunda tavsiyelerde bulunan Amaç, öğrencilerin süt, yoğurt gibi besinler kullanması gerektiğini dile getirerek, “Akşam yemeğine sütünü eklemeli, yatmadan 1-2 saat önce bir bardak süt içirmeli ki kemik gelişimi, dişlerin gelişimi, kalsiyum alımına bağlı. Sağlıklı büyümesi ve iskeletinin daha sağlam olması için kalsiyum alımı çok önemli. Kahvaltılarına ve öğleden sonraki ara öğünlerine biraz kuruyemiş eklemeleri gerekiyor ceviz, badem, fındık gibi. Bunlar neden önemli? Kaliteli yağ grubu. Beyin gelişimi için, zihinsel fonksiyonların, matematik zekasının daha yüksek olması için çocuklarımızın öğrenmelerini desteklemek için kuruyemişlerini, süt yoğurt grubunu ve yumurtasını eksik etmemiz gerekiyor.”<br />
Birinci sınıf öğrencisinin su içmeyi unutabileceğini ifade eden Amaç, “Çünkü daha okula adaptasyonda zorlanıyor. Su içmeyi tamamen atlayabilir, susadığında su aklına gelebilir. Anneler onlara suluklarını koyacak, her gün dezenfekte edecek. Çocuklar gün boyunca su içmiş olacak” dedi. *İBRAHİM AMAÇ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 Sep 2023 09:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/09/okula-baslayan-ogrencilerin-beslenmesi-nasil-olmali-1694673011.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gıdaların yıkandığı suya dikkat: Yaz ishali yapabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/gidalarin-yikandigi-suya-dikkat-yaz-ishali-yapabilir-19063</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/gidalarin-yikandigi-suya-dikkat-yaz-ishali-yapabilir-19063</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlar, sıcaklarda besinlerin erken bozulmasına bağlı olarak ishal vakalarının arttığını söyleyerek, “Besinlerin yıkandığı suların kirli olması yaz ishali olma oranını artırıyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İshallerin virüs dışında bakteriler yoluyla bulaşan enfeksiyonlarla da görülebildiğini söyleyen Uzmanlar, “Havaların ısınmasıyla beraber ve suların kirlenmesiyle beraber hastalarda ishal vakalarında artış görmekteyiz. Özellikle besinlerin yıkanmasında kirli suların kullanılması, havuza ve deniz sularına sıkça girilmesi ve buna bağlı su yutulması gibi durumlarda, yine sıcaklıklara bağlı olarak besinlerin hızlı bozulmasıyla beraber hastalarda ishal vakalarında bir artış görmekteyiz. Bu ishallerin çoğu virüs dediğimiz enfeksiyon sebeplerine bağlıyken, bazen bakteri dediğimiz bakteriyel enfeksiyonlara bağlı olarak da görülebilmektedir” diye konuştu.<br />
Uzmanlar, yaz ishalinin karnın üzerinde mide kısmında bir ağrı ile kendini göstermeye başladığını söyleyerek, “Genelde yeni başlayan, yazın görülen ishallerde hastalarda yeni başlayan karın ağrısı olur. Mide kısmının yani karnın üst bölgesinde başlayan ağrıyla kendini gösterir ilk başta. Daha sonra hastalarda şiddetli bulantı, kusma ve ishal ortaya çıkar. Genelde bu ishaller ciddi ishaller değillerdir. Birkaç günlük tedavi ile kendiliğinden toparlanabilir. Daha ciddi durumlarda ise ishal daha uzun sürmekte veya kanama ve gece şikayetleri ortaya çıkabilir. İshal tanımı genel olarak şöyledir; bir hasta normalde günde en fazla 3 defa tuvalete çıkar. 3’ten fazla tuvalete çıkması durumunda biz hastada ishalden bahsederiz” ifadelerini kullandı.<br />
Yaz ishalinin genelde çocuk ve yaşlılarda gözlemlendiğini ve sıvı kaybının bu hasta grubunda fazla olduğunu söyleyen Uzmanlar, “Özellikle yaz ishali çocuklarda daha sık görülmekte. Çocuklarda ve yaşlı popülasyonda su kaybı çok fazla olmaktadır. Buna bağlı olarak hastalarda böbrek, elektrolit bozukluğu görülebilmektedir. Bu sebeple de hastaların hastaneye yatırılması gerekmektedir. Normalde çoğu ishal basit evde alınan önlemlerle kendiliğinden geçmektedir. Besinlerin düzgün yıkanması, içilen suya dikkat edilmesi gibi. Yine böyle hastalara patates, muz püresi veya pirinç lapası gibi besinleri tüketmesini tavsiye etmekteyiz. Hastaların bolca sıvı tüketmesini de öneriyoruz. Eğer bunlarla şikayetleri geçmezse, hastanın ishali artarsa, ishal süresi uzarsa veya ishalinde kan görülmesi ve gece tuvalete çıkma gibi durumlar olursa mutlaka hastaneye başvurmalarını öneriyoruz. Çünkü biz bu gibi durumlarda hastadan kan tahlili, dışkı tahlili ve gerekirse karın ultrasonu gibi şeyler yapıp hastalara destekleyici tedaviler vermekteyiz” şeklinde konuştu. *İBRAHİM AMAÇ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Aug 2023 10:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/08/gidalarin-yikandigi-suya-dikkat-yaz-ishali-yapabilir-1692343189.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DİYETİSYENDEN ÖNERİ  Susuzluğa ve sindirime ‘karpuz’</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/diyetisyenden-oneri-susuzluga-ve-sindirime-karpuz-19028</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/diyetisyenden-oneri-susuzluga-ve-sindirime-karpuz-19028</guid>
                <description><![CDATA[Şehrimiz diyetisyenlerinden Şükriye Amaç, yaz aylarında karpuz tüketiminin ödem atmaya yardımcı olduğunu söyleyerek, “Sıvı ve lif içeriği açısından karpuz, yaz aylarının baş tacıdır” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Karpuzun yüzde 92’sinin sudan oluştuğunu ve susuzluğun giderilmesinde çok etkili olduğunu söyleyen Diyetisyen Şükriye Amaç, “Yaz aylarının baş tacı karpuzun yüzde 92’si sudan oluşmaktadır ve bu da susuzluğun giderilmesinde özellikle sıcak günlerde çok etkili. İçerisindeki kırmızı kısmı likopen açısından zengindir. Likopen çok güçlü bir yapıda antioksidandır. Karpuz, yüksek miktarda C ve A vitamini içermektedir. Potasyum açısından zengindir, kan basıncımızın dengelenmesinde ve düzenlenmesinde yardımcı olur. Yapılan çalışmalar karpuzun içerisindeki aminoasitler sayesinde vücuttaki iltihabın atılmasına yardımcı olduklarını göstermiştir. Yaz aylarındaki tüketimi sayesinde vücuttaki ödemin atılmasında yardımcı olur. O yüzden ödemle ilgili sıkıntı yaşayan kişiler için biz karpuzu tercih ettiriyoruz” dedi.<br />
Diyetisyen Şükriye Amaç, lif açısından zengin olan karpuzun sindirimi kolaylaştırdığını ve kabızlığın da önüne geçtiğini söyleyerek, “Karpuz peynirle tüketildiği zaman daha uzun süre tok tutmaya yardımcı oluyor. Bir porsiyon karpuz yaklaşık 200 gramdır ve o da 50 kaloriye denk gelmektedir. Ölçü olarak da hilal şeklinde dilimlenmiş bir karpuzu üçgen şeklinde kestiğimizde 3 tane üçgen dilim bir porsiyon meyveye yani 200 grama denk geliyor. Bu da 50 kalori içeriyor. Sindirim açısından da lif içeriği çok yüksek olduğu için sindirimi de kolaylaştırıyor. Kabızlık şikayetlerinde de etkili, hem sıvı içeriği bakımından hem lif açısından yüksek olması nedeni ile yine kabızlık şikayetlerinin önüne de geçmiş oluyor” ifadelerini kullandı.<br />
Karpuz tüketiminde bir porsiyonun geçilmemesi gerektiğini söyleyen Amaç, “Diyet yapanlarda karpuz tüketimi kan şekerini hızlı yükseltebilir. O yüzden miktarını aşmamakta fayda var. Bir porsiyon ölçüsünü geçmemek lazım. Aynı zamanda meyveleri tek başına tüketmemeliyiz. Bu tüm meyveler için geçerli. Yanında ya çiğ kuruyemiş ya da süt grubu ile birlikte tercih etmeye çalışılmalı. Karpuza da yakışacak olan biraz daha hem kalsiyum açısından peynirle birlikte tüketilmesi uzun süre tok tutmaya yardımcı olacaktır. Hem de kan şekerimizin hızlı yükselmesine engel olmuş olacaktır” diye konuştu. *İBRAHİM AMAÇ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Aug 2023 09:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/08/diyetisyenden-oneri-susuzluga-ve-sindirime-karpuz-1692080016.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UZMANLAR UYARDI  Klima kullanırken dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/uzmanlar-uyardi-klima-kullanirken-dikkat-18923</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/uzmanlar-uyardi-klima-kullanirken-dikkat-18923</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uzmanlar, yaz mevsiminde yükselen sıcaklıklara bağlı olarak artan klima kullanımı sonrası oluşan tutulmalardan korunma yöntemleri hakkında uyarılarda bulundu.<br />
120 yılın en sıcak mevsiminin yaşandığı bu dönemde vatandaşlar, klima kullanımını artırıyor. Fakat klimanın yanlış kullanımı özellikle kas kasılmaları başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Yüz felci, klima çarpması ve pnömoni (zaturee) klimanın sebep olduğu diğer rahatsızlıklar arasında yer alıyor. 40 derece hava sıcaklığına ulaşan Eskişehir’de de klima kullanımı oldukça yaygın. Ev, ofis ve araç içlerinde açılan klimaların doğru kullanımı hakkında bilgi veren Uzmanlar, birtakım uyarılarda bulunarak, tedaviler hakkında bilgi verdi.<br />
Klimanın yanlış kullanımı sonucu vücuda verdiği zararlar hakkında konuşan Uzmanlar, “Gerçekten çok sıcak bir yaz mevsimi yaşıyoruz ve bugünlerde mecburen hepimiz klima kullanıyoruz. Bu dönemlerde özellikle klimanın yanlış kullanımına bağlı boyun, sırt ağrıları ve daha şiddetli ağrıya sebep olan boyun tutulmalarıyla ilgili polikliniğimize sık olarak geliniyor. Bunun asıl sebebi klimayı yanlış kullanmak. Sıcak ortamdayken vücutta bir terleme oluyor. Bu özellikle boyun ve sırt bölgesinde yaşanıyor. Daha sonra soğuk ortama geçtiğimizde bu terlemenin etkisiyle gevşemiş olan kaslarımız ani bir spazma uğruyor ve bu da tutulma şeklinde ortaya çıkıyor. Tabii bu boyun tutulması normal sağlıklı bir kişide bile çok şiddetli ağrı yapabiliyorken, boyun kireçlenmesi, boyun fıtığı ve fibromiyalji gibi rahatsızlığı olan kişilerde bu boyun ağrıları daha da şiddetlenebiliyor. Klima kullanırken dikkat etmemiz gereken şeyler var. Özellikle klima hava kanallarını vücudumuza yönlendirmemek gerekli" diye konuştu. *HABER MERKEZİ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Aug 2023 09:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/08/uzmanlar-uyardi-klima-kullanirken-dikkat-1691388829.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DİYETİSYENDEN UYARI  Aşureyi fazla kaçırmayın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/diyetisyenden-uyari-asureyi-fazla-kacirmayin-18904</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/diyetisyenden-uyari-asureyi-fazla-kacirmayin-18904</guid>
                <description><![CDATA[Muharrem ayının gelmesiyle birlikte aşure yapımı sürüyor. Diyetisyen Şükriye Amaç aşure tüketiminde dikkat etmemiz gereken noktaları aktardı. Diyetisyen Amaç aşurenin doğru şekilde tüketilmesi halinde vücuda faydalı olabileceğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk mutfağının geleneksel lezzetlerinden birisi olan aşure; bizlere hem paylaşmanın güzelliğini hatırlatıyor hem de sıcacık duygular ile kalbimizi ısıtıyor. Muharrem ayında bizlere paylaşmayı hatırlatan, komşuluk ilişkilerini pekiştiren aşure doğru porsiyonda tüketildiğinde fayda sağlarken, fazla tüketimi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Aşureyi diğer tatlı çeşitlerinden ayıran en önemli özelliğinin zengin besin içeriği olduğunu belirten Diyetisyen Şükriye Amaç, ‘Aşure diğer tatlılara göre ev yapımı olmasıyla birlikte içeriğinde sağlığımıza&nbsp; zarar veren gıda katkı maddeleri bulunmaz. Aşure zengin besin içeriği ile sağlıklı bitkisel protein ve lif kaynağı olduğumdan birçok hastalığın önlenmesinde etkilidir. İçeriğinde bulunan lif kalp ve damar hastalıkları için koruyucu etkiye sahip ve kabızlığın önlenmesinde etkili. Aşure özellikle emziren anneler için süt yapımına yardımcı olurken çocuklarda büyüme ve gelişmeyi destekliyor’ dedi </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">DOĞRU ŞEKİLDE TÜKETMEYE DİKKAT!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aşurenin içerisinde kullanılan şeker miktarına dikkat edildiği takdirde günde 1 kase aşure tüketilebileceğini söyleyen Diyetisyen Amaç şu şekilde konuştu: ‘Aşurenin sağlığa zarar vermemesi için kullanılan şeker miktarına dikkat etmemiz gerekiyor. Normal aşure tariflerindeki şeker miktarına göre daha az şeker ekleyerek daha hafif bir aşure yapabiliriz. Aşure tatlı tadını eklediğimiz rafine şekerden değil içerisinde bulunan meyvelerin şekerinden alması daha sağlıklı olmasını sağlar. Aşure aç karnına ve fazla porsiyonda tüketilmemelidir. Sağlıklı bir öğünden 2-2.5 saat sonra ara oğün olarak tüketilebilir. Özellikle diyabeti olan bireylerin çok dikkat etmesi gerekir. Bunların haricinde ise bireyleri ani kan şekeri oynamalarına bağlı olarak kontrol edilemeyen açlık krizlerine yönlendirebilir. Bu noktada aşurenin sağlığımıza zarar vermemesi için doğru zamanda ve doğru porsiyonda tüketilmesi gerekir’ şeklinde konuştu. *İBRAHİM AMAÇ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Aug 2023 09:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/08/diyetisyenden-uyari-asureyi-fazla-kacirmayin-1691129796.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcak havalarda su tüketimi hayati önem taşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/sicak-havalarda-su-tuketimi-hayati-onem-tasiyor-18734</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/sicak-havalarda-su-tuketimi-hayati-onem-tasiyor-18734</guid>
                <description><![CDATA[Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye başlamasıyla su kaybının sebep olabileceği hastalıklarla ilgili uyarılarda bulunan uzmanlar, günde 2,5 litre su içilmesi gerektiğine dikkat çekerek, yağlı yiyeceklerden uzak durulması konusunda da uyardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hava sıcaklıklarındaki artış tüm Türkiye'yi etkisi altına aldı. Uzmanlar, sıcak havada dışarı çıkılmaması ve bol su içilmesi konusunda uyarılarda bulunurken, meydana gelebilecek sağlık sorunlarına dikkat çekti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Ter kaybıyla birlikte, vücutta mineral kaybı çok fazla oluyor”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Havaların ısınmasıyla su kaybının fazla yaşandığını belirten Diyetisyen Şükriye Amaç, “Özellikle bu dönemde ter kaybıyla birlikte, vücutta mineral kaybı çok fazla oluyor. Mineral kaybı da vücudumuzdaki birçok organımızın fonksiyonları üzerinde zararlı etki bırakabiliyor. Özellikle kalpten başlayarak bütün organlara etkisi oluyor maalesef. Zararlı bir etkisi kalıyor. Bu yüzden ortalama olarak söyleyecek olursak, günlük yetişkin bir insanın tüketmesi gereken su miktarı 8-10 su bardağı. Bunu ayarlayacağız dersek kilonuzla ilgili küçük bir hesap yapabiliriz. Bir kilo başına ortalama 30 milimle birlikte bu hesabı yapabiliriz. Örnek verelim 50 kilo bir kişi otuzla çarptığımız zaman bin 500 yapar. Yani bir buçuk litre su tüketimi birisi için geçerli olacaktır. Bunun üzerine çıkabiliriz elbette. Bir problem yok. Buna ek olarak günlük mineral kaybımızı yerine koymak için su tüketiminin yanına günde 1 bardak şekersiz doğal maden suyu ekleyebiliriz” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Standart olarak 2 ile 2 buçuk litre su tüketimimizin üzerine mutlaka eklemeleri gerekiyor”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Amaç, “Özellikle emziren annelerimizde bu çok büyük sıkıntı yaşatabilir. Su kaybı, mineral kaybı çok yaşarlar ve mutlaka su tüketimini arttırması gerekiyor. Spor yapanlar ya da fiziksel aktivitesi artanlara, ekstra sıvı kaybı yaşayacağımız için terleme özellikli yine su tüketimini onlar da mutlaka daha fazla artırmaları gerekiyor. Yani bizim standart olarak 2 ile 2 buçuk litre su tüketimimizin üzerine mutlaka eklemeleri gerekiyor” şeklinde konuştu. *İBRAHİM AMAÇ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Jul 2023 09:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/07/sicak-havalarda-su-tuketimi-hayati-onem-tasiyor-1690179010.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz mevsiminin gelmesiyle zayıflama çaylarına talepler yoğunlaştı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/yaz-mevsiminin-gelmesiyle-zayiflama-caylarina-talepler-yogunlasti-18717</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/yaz-mevsiminin-gelmesiyle-zayiflama-caylarina-talepler-yogunlasti-18717</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aksaraylı aktar esnafı, yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte satışları artan zayıflama çayları ile metabolizmaya bağlı olarak her ay 3-4 kilo verilebileceğini söyledi.<br />
Havaların sıcaklamasıyla vatandaşlar yaz tatilini çeşitli şekillerde değerlendirmeye başladı. Kilo vermek isteyen bazı vatandaşlar yağışların etkisini yitirmesiyle spor yapmaya yönelirken, bazıları ise çareyi zayıflama çaylarında aradı. Aktar esnafı yaz tatilinin gelmesiyle zayıflama çayı satışların yüzde 40 oranında arttığını belirtirken, bu çaylar sayesinde metabolizmaya bağlı olarak her ay 3-4 kilo verilebileceğini dile getirdi. Kilo vermek isteyen vatandaşlara tavsiyede bulunan esnaf, zayıflama çaylarına ek olarak sirke içilebileceğine de dikkat çekti.<br />
”Zayıflama çayları ile her ay sağlıklı bir şekilde 3-4 kilo verilebilir”<br />
Aksaray’da aktarlık yapan esnaflar, zayıflama çayı satışlarının yüzde 40 oranında arttığını söyledi. Bu çaylar sayesinde her ay 3-4 kilo vermenin mümkün olduğunu ifade eden esnaflar, "Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte zayıflama çaylarına talepler bayağı bir arttı. Bu çayların içerisinde mate, funda, biberiye, yeşil çay, kekik ve cinnamon gibi bitkiler var. Yağ yakma, bölgesel zayıflatma ve tok tutma özellikleri bulunur. Bundan dolayı çok talep alıyoruz. Bu çaylar sayesinde metabolizmaya ve bünyeye bağlı olarak her ay sağlıklı bir şekilde 3-4 kilo vermek mümkün. Vatandaşlardan olumlu geri dönüşler alıyoruz, kilo veren müşterilerimiz gelip bizlere teşekkür ediyorlar. Kilo vermek isteyen vatandaşlarımız zayıflama çaylarına ek olarak sirke tarzı şeyleri içebilirler. Bunlar özellikle vücudun direncini arttırır ve bu sıcak havalarda cildin nemlenmesini sağlar” dedi *ERDEM SÜDEMEN</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Jul 2023 10:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/07/yaz-mevsiminin-gelmesiyle-zayiflama-caylarina-talepler-yogunlasti-1689924606.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Klimayla gelen gizli tehlike: Yüz felci</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/klimayla-gelen-gizli-tehlike-yuz-felci-18658</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/klimayla-gelen-gizli-tehlike-yuz-felci-18658</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uzmanlar, klimalara bağlı ani ve yapay serinlemenin yüz felcini tetiklediğini belirterek, "Artan sıcaklıklarla birlikte klima kullanımının yanlış uygulanması, kas krampları, kas tutukluluğu, solunum yolu başta olmak üzere özellikle yüz felcine sebebiyet vermektedir" dedi.<br />
Yaz aylarının gelmesi ile birlikte klima ile serinlemeye olan ihtiyaç artış gösteriyor. Sıcak ortamda terleyen boyun, sırt ve bel bölgesi yapay serinlemeye ve ani soğuk havaya maruz bırakıldığında kas spazmlarına ve buna bağlı gelişen ağrılar ortaya çıkabiliyor.<br />
Uzmanlar, "Artan sıcaklıklarla birlikte klima kullanımının yanlış uygulanması, çeşitli hastalıklara davetiye çıkartmaktadır. Kas krampları, kas tutukluluğu, solunum yolu başta olmak üzere özellikle yüzün belli bir yarısına, kulak arkasına, boyna teması sonucunda yüz felcine sebebiyet vermektedir. Bunu önlemek için klima kullanırken bazı noktalara dikkat etmek gerekmektedir. Banyodan, duştan, havuzdan sonra ıslak saçlarla, soğuğa maruz kalınmamalıdır. Terledikten sonra klimalı fanına direkt maruz kalınmamalıdır. Arabaya bindiğimizde arabanın kliması hemen çalıştırılmamalı. Camlar açıldıktan sonra hava sirkülasyonu sağlandıktan sonra ortam ısısı, kademeli olarak düşürülmelidir. 18 ile 18 gibi düşük dereceler serinlemek için uygun değildir. Bu 22 ile 23 derecelerde fan en düşük akımda olacak şekilde serinleme sağlanmalıdır" dedi.<br />
Yüz felcinin belirtilerini sıralayan Uzmanlar, "Kışın soğuk hava, rüzgara maruziyet, üst felcini tetiklerken, yazın klima ve diğer soğutuculara direkt maruziyet, yüz felcini tetiklemektedir. Yüz kaslarının bazılarında ya da yüz tamamında hareketsizlikle birlikte belirmektedir. Hasta gözünü tam olarak kapatamaz ağız kenarında düşüklük olur. Ağız salyasının akma durumu olur tam olarak gülümseyemez. Gözünü kapatır ama tam bir kapanım sağlanamaz. Böyle bir durumda direkt sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve tedavisi hemen başlanmalıdır" şeklinde konuştu. *HABER MERKEZİ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Jul 2023 09:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/07/klimayla-gelen-gizli-tehlike-yuz-felci-1689660181.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Böbrekleri hangi besinler temizler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/bobrekleri-hangi-besinler-temizler-18620</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/bobrekleri-hangi-besinler-temizler-18620</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diyetisyen Rıdvan Arslan böbreklerin temizlenmesi hususunda yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi: </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Böbrekler inanılmaz küçük organlardır.&nbsp;Her gün yaklaşık 200 litre kanı işlerler, fazla su ve atık ürünlerden kurtulurlar, toksinleri atarlar ve vücudun düzgün çalışmasını sağlarlar.&nbsp;Böbrekler vücuttan toksinleri ve atıkları çıkaramazlarsa vücutta birikerek böbreklerin, karaciğerin ve diğer organların normal işlevini engelleyerek halsizlik, mide ağrısı, baş ağrısı, su tutma ve diğer sorunlara neden olurlar.&nbsp;Toksinlerin ve atıkların birikmesi ayrıca böbrek taşlarına, bir golf topu boyutuna ulaşabilen bir kristal kütlesine veya işlenmemiş minerallere yol açabilir.&nbsp;Böbrek taşları yetişkinlerin yüzde 10-15'ini etkiler, ancak beş yaşından küçük çocuklarda da bulunabilir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Neden böbreklerinizi temizlemelisiniz?&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toksinleri ve atıkları vücudunuzdan dışarı atmanız için birkaç neden var.&nbsp;Örneğin, böbreklerinizi temizlemek işlevlerini iyileştirir ve şişkinliği azaltır.&nbsp;Aynı şekilde, böbreğinizi temizlemek, belirli yiyecekleri işleme, besinleri emme ve yiyecekleri enerjiye dönüştürme yeteneğinizi geliştirerek yorgunluğu önler.&nbsp;Atıkları ve toksinleri dışarı atmak, potansiyel enfeksiyonu önler ve mesane problemleri riskini azaltır.&nbsp;Benzer şekilde böbrekleri temizlemek ağrılı böbrek taşı olma ihtimalini azaltır, hormonal dengesizlikleri düzeltir ve akne, egzama ve kızarıklık gibi cilt kırılmalarını önler.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">*Elma Sirkesi&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Elma sirkesi, böbreklerin oksidatif stresini önlemede etkilidir.&nbsp;Vücuttaki antioksidan seviyesini yükseltir, kan şekerini dengeler ve kan basıncını düşürür, böbrek sağlığı için optimum koşulları oluşturur.&nbsp;Elma sirkesi, böbrek taşlarını eriten sitrik asit içerir.&nbsp;Sık sık elma sirkesi alımı da böbreklerdeki toksinleri temizler.&nbsp;</span></span></p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">* Barbunya Fasulyesi&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Barbunya fasulyesi sadece böbreğe benzemekle kalmaz, aynı zamanda böbrekteki atıkları ve toksinleri uzaklaştırır ve böbrek taşlarını etkili bir şekilde dışarı atar.&nbsp;Barbunya fasulyesi, böbreği temizlemeye ve idrar yolunun işlevini artırmaya yardımcı olan B vitamini, lif ve çeşitli mineraller açısından zengindir.&nbsp;</span></span></p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">* Limon Suyu&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Limon suyu doğal olarak asidiktir ve&nbsp;idrardaki&nbsp;sitrat düzeylerini yükselterek böbrek taşı oluşumunu engeller.&nbsp;Limon suyu ayrıca kanı filtreler ve atıkları ve diğer toksinleri temizler.&nbsp;Günlük seyreltilmiş limon suyu alımı, böbrek taşı oluşum oranını azaltır ve böbrek taşlarının en yaygın bileşeni olan kalsiyum oksalat kristallerini çözer.&nbsp;Böbrek taşı olan kişiler için limonu zeytinyağı ile birleştirmek taşların sorunsuz bir şekilde geçmesini sağlar.&nbsp;</span></span></p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">* Karpuz&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Karpuz hafif bir idrar söktürücüdür.&nbsp;Böbrekleri nemlendirir ve temizler.&nbsp;Ayrıca kardiyovasküler sağlığı iyileştiren ve böbreklerin iyi çalışmasını sağlayan likopen açısından da zengindir.&nbsp;Karpuz ayrıca idrarın asitliğini düzenleyen ve taş oluşumunu önleyen çok miktarda potasyum tuzu içerir.&nbsp;Aslında düzenli olarak karpuz yemek böbrek sağlığı için harikadır.&nbsp;</span></span></p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">* Nar&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Narın hem suyu hem de çekirdekleri bol miktarda potasyum içerir ve bu nedenle böbrek taşlarının düşürülmesinde etkilidir.&nbsp;Potasyum idrarın asitliğini düşürür, büzücü özelliğinden dolayı taş oluşumunu engeller, minerallerin kristalleşmesini azaltır ve böbreklerden toksinleri ve atıkları dışarı atar.&nbsp;</span></span></p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">* Fesleğen&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fesleğen etkili bir idrar söktürücüdür.&nbsp;Böbrek taşlarını düşürür ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.&nbsp;Fesleğen ayrıca kandaki ürik asit seviyesini düşürür ve böbrek sağlığını iyileştirir.&nbsp;Esansiyel yağlar ve asetik asit gibi bileşenleri böbrek taşlarını parçalar ve sorunsuz bir şekilde çıkarılmasını sağlar.&nbsp;Fesleğen aynı zamanda ağrı kesicidir.&nbsp;</span></span></p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">* Hurma&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hurma 24 saat suda bekletilip çekirdekleri çıkarıldıktan sonra tüketildiğinde böbrek taşlarını eritmede ve atmada etkilidir.&nbsp;Hurma lif açısından zengindir ve böbrek taşı riskini azaltmaya yardımcı olur.&nbsp;Hurmanın içerdiği magnezyum böbrekleri de temizler.&nbsp;</span></span></p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">* Karahindiba&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kurutulmuş organik karahindiba veya taze&nbsp;karahindiba kökü&nbsp;(yerden çekilmiş) kullanılarak yapılan çayın tüketilmesi böbreklerin temizlenmesine yardımcı olur.&nbsp;Karahindiba bir böbrek toniğidir, ancak aynı zamanda sindirimi iyileştirmek ve böbreklere ulaşan atıkları en aza indirmek için safra üretimini uyarır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Böbrekler için bir diğer etkili temizleme maddesi, idrar yollarını destekleyen, idrar yolu enfeksiyonlarıyla savaşan ve fazla kalsiyum oksalatı uzaklaştıran kızılcık suyudur.&nbsp;Pancar ve meyve suları, idrar asitliğini artıran, struvit ve kalsiyum fosfat birikimini önleyen ve böbrek taşı oluşumu olasılığını azaltan Betain içerir.&nbsp;Diğer etkili temizlik maddeleri hindistan cevizi suyu, salatalık suyu ve kirazlardır.&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Jul 2023 09:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/07/bobrekleri-hangi-besinler-temizler-1689315004.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Teknolojinin yol açtığı boyun ağrısına dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/teknolojinin-yol-actigi-boyun-agrisina-dikkat-18527</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/teknolojinin-yol-actigi-boyun-agrisina-dikkat-18527</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beyin, Sinir ve Omurga Cerrahisi Uzmanları, son zamanlarda yaşanan boyun ağrılarının genellikle teknoloji kaynaklı olduğunu belirterek, akıllı telefon ve diğer elde taşınan cihazların yaygın kullanılması ve masaüstü bilgisayarlar veya dizüstü bilgisayar kullanırken uzun süreli oturmanın da yanlış duruş ve boyun ağrısına neden olduğunu söyledi.<br />
Bugünün dijital çağında teknoloji, hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi. İnsanlar akıllı telefonlar, tabletler, dizüstü bilgisayarlar ve sanal gerçeklik gözlükleri gibi çeşitli cihazlarla sürekli etkileşim halinde. Ancak teknolojinin sunduğu bu kolaylık ve bağlantı, bir dezavantaja sahip. Uzmanlar, teknolojinin yol açtığı bu dezavantajları değerlendirdi.<br />
Son zamanlarda yaşanan boyun ağrılarının, genellikle teknoloji kaynaklı olduğuna dikkat çeken Uzmanlar, ''Akıllı telefonlar ve diğer elde taşınan cihazların yaygın kullanımıyla, insanlar gün boyunca ekranlara bakarak saatler geçiriyorlar; bu da "Metin Boyun" olarak adlandırılan bir pozisyon oluşturuyor. Bu doğal olmayan pozisyon, boyunda fazla gerilemeye neden olarak kas dengesizlikleri ve gerginliğe yol açmaktadır. Ayrıca, masaüstü bilgisayarlar veya dizüstü bilgisayarlar kullanırken uzun süreli oturma da yanlış duruş ve boyun ağrısına neden olabilir'' dedi.<br />
Uzmanlar, boyun ağrısını önleyici önlemleri ise şu şekilde sıraladı:<br />
"İyi Duruşu Koruyun: Dik oturun, omuzlarınızı rahatlatın ve cihazlarınızın göz seviyenizde olduğundan emin olun, böylece boynun üzerindeki gerilimi azaltın. Düzenli Ara Vermek: Cihaz kullanım rutininize düzenli aralar ekleyerek gerinip hareket edin, böylece boyun kasları rahatlayabilir ve toparlanabilir. Ergonomik Düzenlemeler: Boyuna baskıyı azaltmak için ayarlanabilir sandalyeler, masa ve bilgisayar monitörleri gibi ergonomik ekipmanları tercih edin ve doğal bir duruşu koruyun. Egzersiz ve Germe: Düzenli fiziksel aktiviteye katılın ve boyun germe egzersizleri yaparak destekleyici kasları güçlendirin ve esnekliği artırın. Bilinçli Cihaz Kullanımı: Duruş ve kullanım alışkanlıklarınızın farkında olun, uzun süre tek bir pozisyonda vakit geçirmekten kaçının ve elektronik cihazları kullanırken başınızı doğal bir pozisyonda tutun. Fizik Tedavi ve Masaj: Sürekli veya şiddetli boyun ağrısı yaşıyorsanız, uzmana başvurun. Fizik tedavi, masaj terapisi ve manuel terapi gibi düzenlemeler rahatlama sağlayabilir ve iyileşmeyi teşvik edebilir." Dedi. *AYHAN ÖZDEN</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Jul 2023 09:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/07/teknolojinin-yol-actigi-boyun-agrisina-dikkat-1688712861.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UZMANLAR UYARDI</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/uzmanlar-uyardi-17909</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/uzmanlar-uyardi-17909</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kulak Burun Boğaz Uzmanları, mevsimsel alerjik rinit nedeniyle polenlerin uçuştuğu mevsimlerde kapı ve pencerelerin kapalı tutulması gerektiğini belirtti.<br />
Uzmanlar, mevsimsel alerjik rinit bir diğer adıyla saman nezlesi hastalığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Uzmanlar, alerjik rinitin burun içini kaplayan mukozanın alerjik nedenli iltihaplanması olduğunu ifade ederek, “Alerjik yatkınlığı olan kişilerde daha sık görülür. En sık görülme nedeni havada uçuşan polenlerdir. Kendiliğinden geçme ihtimali çok düşüktür. Bilimsel çalışmalara göre, toplumun yaklaşık beşte birinin alerjik rinitli olduğu belirtilmektedir. Alerjik rinit olan kişilerde sosyal ve psikolojik sorunlar daha sık görülmektedir” dedi.<br />
Gözaltı mavimsi bir renk aldıysa bu hastalığa yakalanmış olabilirsiniz<br />
Uzmanlar, alerjik rinit hastalığının belirtilerini şu şekilde sıraladı; “Burun akıntısı ve burun tıkanması, gözlerde sulanma ve kaşıntı, aksırma, öksürme ve boğaz ağrısı, boğazda, burunda veya üst damakta kaşıntı, sinüslerde baskı ve yüzde ağrı, gözaltlarının şişmesi ve mavimsi bir renk alması, koku ve tat duyularında azalma, çocuk hastalarda sık sık ellerini buruna sürtme ve kaşıma hareketi, yorgunluk, algılama güçlüğü, uyku bozukluğu, bazen bu belirtilere hırıltılı solunum eşlik edebilir, öksürük ve baş ağrısı olur” diye konuştu.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 May 2023 09:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/05/uzmanlar-uyardi-1684219838.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan ayında vücuda en iyi gelecek 5 içecek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/ramazan-ayinda-vucuda-en-iyi-gelecek-5-icecek-17797</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/ramazan-ayinda-vucuda-en-iyi-gelecek-5-icecek-17797</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük Budak konu hakkında şu bilgileri verdi. “Ramazan ayının yaz mevsimine denk gelmesi nedeniyle susuz kalınan saatlerin süresi oldukça uzun olmakta ve bu da sağlığımızla ilgili sorunlar yaşamamıza neden olabilmektedir. Sıcakların etkisiyle vücutta fazla su kaybı meydana gelmesi sonucunda; enerji düşüklüğü, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi ve tansiyon düşmesi gibi problemler oluşabilmektedir. Dolayısıyla oruç tutarken sağlığımızdan olmamak için öncelikle sıvı kaybını karşılamalı, bunun için de iftar ile sahur arasında ortalama 2-2.5 litre su tüketmeye özen göstermeliyiz. Peki bunlar dışında neler içebiliriz derseniz işte size önerebileceğim 5 fit içecek:</p>

<p class="MsoNoSpacing">1. MİDENİZİ REZENE ÇAYI İLE RAHATLATIN:</p>

<p class="MsoNoSpacing">Uzun açlık süresinin ardından artan besin tüketimi sonucu mide krampları, mide yanması, reflü, hazımsızlık gibi bir takım şikayetlerde artış olabilmektedir. Bu şikayetleri en aza indirebilmek için ramazan ayında tükettiğimiz besinlerin pişirilme yöntemlerine dikkat etmenizde fayda var. Çok yağlı ve kızartılmış yiyecekler yerine ızgara, fırında, haşlama veya buğulama yöntemlerini tercih etmeniz mide ile ilgili sıkıntılarınızı azaltacaktır. Ama bu dikkat etmelerinize rağmen hazımsızlık ve reflü gibi şikayetleriniz varsa, yemekten sonra içeceğiniz rezene çayı ile midenizde rahatlama sağlayabilirsiniz.</p>

<p class="MsoNoSpacing">2. SİNDİRİM ŞİKAYETLERİNİZ İÇİN ZENCEFİL:</p>

<p class="MsoNoSpacing">Ev yapımı limonatanın içine katacağınız birkaç yaprak nane ve az miktarda zencefil hem serinlemenize hem de sindirim sisteminizin rahatlamasına destek olacaktır.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Zencefil Smoothie</p>

<p class="MsoNoSpacing">1 çay bardağı limon suyu</p>

<p class="MsoNoSpacing">1 çay kaşığı rendelenmiş zencefil</p>

<p class="MsoNoSpacing">1 çay bardağı portakal suyu</p>

<p class="MsoNoSpacing">½ çay bardağı soğuk su</p>

<p class="MsoNoSpacing">Tüm malzemeleri iyice karışana kadar rondodan geçiriyoruz. Hepsi bu kadar basit, afiyetle tüketiniz.</p>

<p class="MsoNoSpacing">3. RAMAZANDA BARSAK HAREKETLERİ AZALIYOR</p>

<p class="MsoNoSpacing">Ramazan ayının en büyük problemlerinden birisi kabızlık problemidir. Besin alımının uzun süre olmaması nedeniyle bağırsak hareketlerinde azalma olmakta ve buna bağlı olarak da bir çok kişide kabızlık yaygın olarak görülebilmektedir. Chia tohumu yüksek oranda lif içermesinden dolayı bağırsaklarınızın düzenli çalışmasında ve metabolizmanızın hızlanmasında çok etkilidir. Ara öğününüz için hem bağırsak hareketliliğini sağlayan hem de tatlı isteğinizi bastıran işte size chia tohumu içeren süper bir içecek daha:</p>

<p class="MsoNoSpacing">Chialı Smoothie</p>

<p class="MsoNoSpacing">1 su bardağı kefir</p>

<p class="MsoNoSpacing">1 yemek kaşığı chia</p>

<p class="MsoNoSpacing">1 çk hindistan cevizi</p>

<p class="MsoNoSpacing">1 top sade dondurma</p>

<p class="MsoNoSpacing">8 adet çilek</p>

<p class="MsoNoSpacing">Chia tohumunu 1 su bardağı kefir içerisinde 1 saat buzdolabında bekletiyoruz ve sonra tüm malzemeleri blendrize ediyoruz.</p>

<p class="MsoNoSpacing">4. MİNERAL AÇIĞINIZI GİDERMEK İÇİN NANELİ SODALI AYRAN:</p>

<p class="MsoNoSpacing">Gün içerisinde kaybettiğiniz mineral ve sıvı açığını yerine koymak için iyi bir protein kaynağı olan ve doygunluk sürenizi uzatan evde yoğurttan yapacağınız ayran çok iyi bir tercih olacaktır. Ayranın içerisine birkaç yaprak nane ve su yerine sade maden suyu katarak yemek sonrasında midenizin rahatlamasını da sağlayabilirsiniz.</p>

<p class="MsoNoSpacing">5. KOMPOSTO İLE KAN ŞEKERİNİ DENGELEYİN:</p>

<p class="MsoNoSpacing">Gün içerisinde açlığa bağlı olarak düşen kan şekerinizin çabuk toparlanmasını sağlamak için evde hazırladığınız şekersiz kompostoyu orucunuzu su ile açtıktan sonra tüketebilirsiniz. Böylece kan şekeri düşmesine bağlı yaşayacağınız yorgunluk halini uzaklaştırmış ve toparlanmanızı daha kısa sürede sağlamış olacaksınız. Aynı zamanda şeker eklemeden hazırladığınız komposto sizi rafine şeker alımından koruyarak kilo kontrolünüzü de yapmanızda da fayda sağlayacaktır.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Apr 2023 09:10:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/04/ramazan-ayinda-vucuda-en-iyi-gelecek-5-icecek_7f189.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Polen alerjisinden en çok çocuklar etkileniyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/polen-alerjisinden-en-cok-cocuklar-etkileniyor-17696</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/polen-alerjisinden-en-cok-cocuklar-etkileniyor-17696</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlar, ilkbaharın gelmesi ve çiçeklerin açmasıyla beraber ortaya çıkan sorunlar arasında gösterilen polen alerjisinden en çok çocukların etkilendiğini ifade etti.
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Uzmanlar, bahar ayları ile birlikte görülme sıklığı artan polen alerjisi hakkında bilgi verdi. Polenlerin (çiçek tozlarının) uygun mevsim koşullarında bitkiler tarafından çevreye yayıldığına işaret eden Uzmanlar, polenlerin solunum yolu ile alınması durumunda; hapşırık, burun akıntısı ve kaşıntısı, burun tıkanıklığı gibi alerjik rinit belirtilerinin görülebileceğini söyledi. Polen alerjisinin birçok organı etkilediğine dikkati çeken Uzmanlar, “Gözlerde kaşıntı, sulanma, kızarıklık ve göz kapaklarında şişlik gibi alerji konjonktivit belirtileri, öksürük, hırıltı, hışıltı, nefes darlığı, göğüste sıkışmanın da aralarında yer aldığı astım belirtileri, nadiren de olsa ciltte kaşıntı, egzama ve kurdeşen görülebilir” bilgisini paylaştı.<br />
Öte yandan, Uzmanlar, polen alerjisi olan çocuklarda gece uykuda öksürük, eforla öksürük veya nefes darlığı da görülebileceğine işaret etti. Daha sonra ise Uzmanlar, bu çocuklarda yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık ve isteksizlik gibi belirtilerin de görüldüğünü söyledi.<br />
“Tanı alerji testleri ile koyulabiliyor”<br />
Uzmanlar, çocuklarda alerji belirtilerinin görülmesi durumunda çocuk alerji uzmanına başvurulması gerektiğini söyledi. Alerji tanı testleri hakkında bilgi veren Uzmanlar, “Yapılacak bir alerjen deri testi ile tanı kolayca konabilir. Özel durumlarda kanda yapılacak alerji testleri ile de tanı konabilmektedir” ifadelerini kullandı. *HABER MERKEZİ</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Apr 2023 09:26:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/04/polen-alerjisinden-en-cok-cocuklar-etkileniyor_606fe.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Enfeksiyonlara savaş açan besinler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/enfeksiyonlara-savas-acan-besinler-17549</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/enfeksiyonlara-savas-acan-besinler-17549</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="background:white"><span style="color:#242424">Diyetisyen Didem Yıldız Küçük konu hakkında şu bilgileri verdi :</span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="color:#242424"> “</span></span></span><span style="color:#242424">Havaların soğumasıyla hastalık görülme sıklığı arttı. Okulların da açılmasıyla hastalıklar korkulu rüya olmaya başladı. Çocuklarımızın hasta olmasını önleyerek okul başarısını etkilememek, biz yetişkinlerin de soğuk algınlığından korunmak için hangi yiyeceklerin tüketimine dikkat etmeliyiz? </span></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="background:white"><b><span style="color:#242424">Hünnap </span></b></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="background:white"><span style="color:#242424">Çin Hurması olarak da bilinen meyve portakaldan 20 kat, elmadan ise 100 kat daha fazla antioksidan içermesi nedeniyle bağışıklık sistemini kuvvetlendiren en iyi yiyecektir diyebiliriz. Çinko mineralini içermesi vücudu güçlendirir. Ayrıca bu özelliği ile zayıflamada da etkilidir. Düşük glisemik indeksi ile şeker hastalarının tüketebileceği en sağlıklı meyveler arasındadır. Bağırsaklar bağışıklık sistemimizin kontrol merkezidir. Zengin lif içeriği bağırsaktaki yararlı bakterilerin sayısını arttırarak florayı düzenler soğuk algınlığını engeller. Hafızayı kuvvetlendirici ve tok tutucu özelliği ile okul çağı çocuklarında beslenmede önemlidir. Beslenme çantalarına eklenmelidir. </span></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="background:white"><b><span style="color:#242424">Yoğurt </span></b></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="background:white"><span style="color:#242424">Probiyotikler bağırsaklardaki yararlı bakterilerin sayısını arttırarak vücudumuzun savunma mekanizmasını güçlendirir. Yapılan çalışmalar düzenli yoğurt tüketiminin hastalık süresini %20 oranında kısalttığını kanıtlamıştır. Ayrıca çinko minerali içerir, vücudun koruma kalkanını güçlendirir. </span></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="background:white"><b><span style="color:#242424">Zerdeçal </span></b></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="background:white"><span style="color:#242424">Demir, potasyum, B6, C Vitamini gibi değerli vitamin ve mineraller içerir. Demir, yeni kan hücrelerinin oluşumunu sağlayarak bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Ayrıca hücrelere oksijen taşıdığı için çocuklarda beslenmede çok önemlidir. Ayrıca zerdeçalda bulunan ‘kurkumin’ doğal bir polifenoldür ve hücre parçalanmasını engeller. Kuvvetli antioksidan özelliği ile vücudu hastalıklardan korur. </span></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="background:white"><b><span style="color:#242424">Mantar </span></b></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="background:white"><span style="color:#242424">Vücudun bağışıklık sisteminin bekçileri olan beyaz kan hücresi yapımını arttıran mantar, hastalıklara karşı direnci arttırır. Bunun yanında protein içeriği kırmızı etin yerini tutacak kadardır. Proteinler antijen özelliği taşıması ve hücre yenilenmesini sağladığı için günlük beslenmede önemli olduğu kadar hastalıklarda beslenmede de oldukça önemlidir. Birçok zehirli türünün bulunması nedeniyle tüketim konusunda kültür mantarı tercih edilebilir. </span></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="background:white"><b><span style="color:#242424">Balık, Badem </span></b></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="background:white"><span style="color:#242424">Badem çinko ve omega-3 içeriği sayesinde bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Balık da omega-3 yağ asitlerini içererek vücudu hastalıklardan korur. Çocukların beyin gelişimi ve hafızasının kuvvetlenmesi için oldukça önemlidir. Bademe beslenme çantasında mutlaka yer vermelidir. </span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Mar 2023 13:37:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/03/enfeksiyonlara-savas-acan-besinler_da9e5.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KENDİSİ VÜCUDA, POSASI TOPRAĞA Çörek otunun sayısız faydası var</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/kendisi-vucuda-posasi-topraga-corek-otunun-sayisiz-faydasi-var-16619</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/kendisi-vucuda-posasi-topraga-corek-otunun-sayisiz-faydasi-var-16619</guid>
                <description><![CDATA[Hamur işlerinin vazgeçilmez ürünlerinden olan, son dönemlerde sağlık açısından sıkça yağı kullanılmaya başlanan çörek otunun faydalarını anlatan Aktarlar, “Hem kendisinin, hem de posasının sayısız faydası var” diyerek sıkça kullanılmasını önerdiler.

]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Aksaray’da aktarlar, çörek otunu, dükkanlarda soğuk pres makinesinden geçirerek yağını satıyorlar. Aktarlar, fabrikasyon olarak imal edilen yağların seyreltilmiş olduğunu ve faydasının da bundan dolayı daha az olduğunu söylediler. Çörek otunun faydalarını anlatan aktarlar “Şeker, tansiyon, kolesterol, bel ağrısı, diz ağrısı, sindirim hastalıkları gibi birçok konuda vücudumuz için yararları bulunuyor” dediler.<br />
KENDİSİ VÜCUDA, POSASI TOPRAĞA FAYDALI<br />
Çörek otunun hiçbir yan etkisi olmadığına dikkat çekilerek “Herhangi bir zararının olmamasının yanı sıra posasının bile birçok alanda kullanıldığını söyleyebilirim. Çörek otunun posası, bahçelerde gübre niyetine, hayvanlara yem yapımında da değerlendirilebiliyor. Yani çörek otunun kendisi vücuda, posası da toprağa faydaları diyebiliriz” denildi.</p>

<p class="MsoNoSpacing">ÇÖREK OTU KUR'AN-I KERİM’DE İSMİ GEÇEN BİR BİTKİDİR<br />
Birçok kesimden insanın çörek otu yağını tercih edilerek, “Çörek otu Kur'an-ı Kerim’de ismi geçen bir bitkidir ve şifalı olduğu buyrulmaktadır. Bundan dolayı da bunu bilen müşterilerimiz özellikle tercih ediyor.” Saç dökülmesinden mustarip olan kadın müşterilerin de bu yağa rağbet gösterdiğini söyleyen aktarlar “Saç bakımında ve saç dökülmesine karşı çözümler sunduğu için kadın müşterilerimizin ilgisi yüksek. Aynı zamanda kadın hastalıklarının giderilmesine de önemli ölçüde yardım oluyor” diye belirttiler.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Jan 2023 11:24:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/01/kendisi-vucuda-posasi-topraga-corek-otunun-sayisiz-faydasi-var_d13c9.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Son dönemde sinirlilik ve tahammülsüzlük arttı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/son-donemde-sinirlilik-ve-tahammulsuzluk-artti-16618</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/son-donemde-sinirlilik-ve-tahammulsuzluk-artti-16618</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Tuba Erdoğan konu hakkında şu bilgileri verdi. “Eskiden tahammül edilen olay ve durumlara tahammül edememe ve sinirlilik duygusunun son dönemde sıkça duyduğumuz yakınmalar haline geldiğini görmekteyiz. Neden olduğu ve aslında bir hastalığa mı bağlı yoksa sadece durumsal bir sonuç mu olduğu ise merak edilenler arasında yer almaktadır.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Öncelikle bir kişiyi değerlendirirken mevcut durumu, yaşam koşulları, bireysel özellikleri göz önüne alınmalıdır. Kişinin daha önceki yaşamında nasıl bir birey olduğu ve hangi durumların değiştiği irdelenmelidir. Bazen yalnızca iş seçimindeki yanlışlar veya fark edilmeyen bir iş baskısı veya yaşam koşullarının zorlayıcılığının, sinirlilik ve tahammülsüzlükle sonuçlanabileceğini bilmemiz gerekir. Sevdiği işi yapmayan birinin daha tahammülsüz, hayalindeki ofisi açmış bir kişinin ise daha mutlu ve tahammül düzeyi yüksek olabileceğini tahmin edebiliriz.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Ancak yalnızca bir konu üzerinden durumu özetlememek gereklidir. Şehir yaşamı, ekonomik sorunlar, iş ve gelecek kaygısı artan toplumlarda ve pandemi de göz önüne alınırsa, bu tarz yakınmaların daha fazla olması ise beklenen bir sonuç olacaktır.</p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Bunların yanında yine diğer psikiyatrik hastalıklar veya tıbbi durumlar da sinirlilik ve tahammülsüzlüğü yaratabileceği akılda tutulmalıdır. Pandemi gibi dünya genelindeki çoğu canlıyı etkilemiş bir hastalığı ve bunun insanlar üzerinde yarattığı psikolojik etkiyi göz önüne alırsak, insanların dönemsel olarak birbirine tahammülünün azaldığı anlaşılabilir bir durumdur. Ancak bunun bir bozukluk veya kişinin yaşamını, sosyal, mesleki ve bireysel anlamda etkileyen bir neden olması halinde, yardım almak en uygun seçim olacaktır.” </span></span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Jan 2023 10:29:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2023/01/son-donemde-sinirlilik-ve-tahammulsuzluk-artti_04b70.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalorisiz Beslenme Modeli Nedir? Nelere Dikkat Edilmeli?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/kalorisiz-beslenme-modeli-nedir-nelere-dikkat-edilmeli-16485</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/kalorisiz-beslenme-modeli-nedir-nelere-dikkat-edilmeli-16485</guid>
                <description><![CDATA[Diyetisyen Pınar Demirkaya, porsiyon sınırlaması olmadan Kalorisiz Beslenme modeli ile sağlıklı, kalıcı ve kolayca kilo vermenin yolları hakkında bilgiler verdi.



]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">DİYET DEĞİL SÜRDÜRÜLEBİLİR SAĞLIKLI BESLENME </span></span></span></span></b></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Diyet psikolojisinin kilo verme süreçlerini çoğu zaman olumsuz etkiler. Diyet değil de sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirmek gerekir.</span></span></span></span> <span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kilo vermek aslında kolaydır.</span></span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"> Defalarca diyete başlayıp başarısız olmuş ve verdiği kilonun iki, üç katını geri almış insanlarla çalışıyoruz. Bu insanlar diyet yapmaktan yorgun düşmüş, psikolojik olarak yıpranmış, kilo veremeyeceğine inanmış kişiler oluyor ve bu durumda bile ilk haftadan itibaren kolayca kilo vermeye başlıyorlar. Danışanlarımızın yaşadığı mutluluktan çok şaşkınlık oluyor çünkü kilo vermenin zor olduğunu düşünüyorlar çünkü diyet yapmak ve diyete sadık kalmak çoğu zaman zor geliyor ve haksız da sayılmazlar.</span></span></span></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">KALORİSİZ BESLENME İLE AÇ KALMADAN NASIL KİLO VERİLİR?</span></span></span></span></b></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Diyet kelimesinin insanlarda “aç kalma korkusu”nu tetikler, kilo vermeyi asıl zorlaştıran bu açlık korkusudur; </span></span></span></span><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kalorisiz beslenme ile kilo vermek kolay</span></span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"> çünkü aç kalma ihtimali yok, yoksunluk hissi yok. Bunu yerine sağlıklı besinlerle porsiyon sınırlaması olmadan doyana kadar yiyerek sağlıklı ve kalıcı bir şekilde kilo vermek var.</span></span></span></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">KALORİSİZ BESLENME NEDİR?</span></span></span></span></b></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kalori hesabına dayanan diyet listeleri ile kilo verilse bile sonradan geri alınabilir, Kalorisiz Beslenme modelini kalıcı ve sağlıklı olarak kilo vermek amacıyla geliştirdiğini ve Kalorisiz Beslenme planını bir diyet listesi olarak değil bir tür sağlıklı beslenme farkındalığı olarak tasarlar.</span></span></span></span> <span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Yakın zaman kadar yaygın olarak kullandığımız diyet listeleri ve kalori hesabı, yani klasik diyet yaklaşımı artık yerini kişiye özel beslenme içeriklerine bırakıyor. Bu noktada kişiye iyi gelen ve yaramayan besinlerin analiz edilmesi gerekli. </span></span></span></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kalorisiz beslenme, bu analiz üzerine kurulu bir sistem. Kişiye iyi gelen sağlıklı besinlerden oluşan, öğünlerde porsiyon sınırlaması ve kalori hesabı yapmadan, özellikle doyana kadar yemek yemesini istiyoruz çünkü asıl hedefimiz pankreasın sağlıklı bir şekilde çalışması. Böylece ani şeker düşmeleri olmuyor, açlık krizi, yeme atağı, sürekli açlık gibi durumlar yaşanmadığı zaman da kilo vermek konforlu hale geliyor.” </span></span></span></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">KALORİSİZ BESLENME İNSÜLİN DENGESİNİ DESTEKLİYOR </span></span></span></span></b></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kalorisiz Beslenme modelini tercih edilmenin önemli nedeni ise; Açlık-tokluk hormonları iyileştiğinde beslenme bozukluklarının da iyileştiğidir. Peki bu neden önemli? Kilo verememek ya da diyete devam edemiyor olmaktan şikâyet eden çok sayıda kişiden aynı şeyi duyarız “Hep açım, hiç doymuyorum, sürekli yemek yemek istiyorum, sanki midemde bir kala delik var…” bu gibi yakınmaların altında yatan neden de genellikle aynıdır: İnsülin Direnci veya bir adım sonrası olarak Diyabet. </span></span></span></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">AÇLIK HİSSİ OLUŞMADAN TOKLUK HİSSİNE ULAŞAMAYIZ!</span></span></span></span></b></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kalorisiz beslenme işte bu noktada işimize yarayan bir beslenme modeli çünkü bu beslenmede amacımız sofradan doyarak kalkmak ve bir sonraki öğüne kadar,</span></span></span></span><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"> ara öğün yapmadan tokluk hissini koruyarak açlık hissine karşı direnci yükseltmek. </span></span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Bu da şu yüzden önemli açlık hissi oluşmadan tokluk hissine ulaşamayız.</span></span></span></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">AZ AZ SIK SIK YEMEK AÇLIK-TOKLUK DENGESİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR</span></span></span></span></b></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Uzun açlık süreleri yaratmanın sağlıklı ev uzun bir yaşam ve doğal olarak formunu korumanın en basit yoludur. Günde iki ya da en fazla üç ana öğün şeklinde beslenmek en doğru sistemdir.</span></span></span></span> <span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kalori hesabına dayalı diyetlerde uygulanan az az ama sık sık yeme, öğünler arasındaki süre kısaldığı için açlık tokluk hormonlarının çalışma sistemine zarar veriyor. Üstelik bedenin tek işi, günde altı öğün beslendiği için, vücuda giren besini işlemekten ibaret oluyor. Oysa metabolizmanın hücre yenilemek gibi çok daha önemli görevleri vardır. </span></span></span></span></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"></p>

<p class="xx" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:11.0pt"><span style="background:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Aralıklı Oruç (İF- İntermediate Fasting), öğün modeli olarak tercih edildiğinde 8-16 veya 18-6 ya da 14-10 gibi beslenme aralıkları ile uzun açlık süreçleri elde ederiz. Bu sayede otofaji dediğimiz ölü hücre temizliği ve yeni hücre üretimini aktif hale getirir.</span></span></span></span></p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Dec 2022 10:47:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2022/12/kalorisiz-beslenme-modeli-nedir-nelere-dikkat-edilmeli_9eaf7.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dişlerimiz Neden Aşınır? Nelere Dikkat Etmeliyiz?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/dislerimiz-neden-asinir-nelere-dikkat-etmeliyiz-16391</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/dislerimiz-neden-asinir-nelere-dikkat-etmeliyiz-16391</guid>
                <description><![CDATA[Global Diş Hekimliği Başkanı Diş Hekimi Zafer Kazak konu hakkında şu bilgileri verdi : “Yaşımız ilerledikçe gülümsediğimiz fotoğraflara baktığımızda gülüşümüzde tam olarak neden olduğunu anlayamadığımız değişimleri farketmeye başlarız. Dişlerimizin rengi daha mı koyu, gülümsediğimizde daha az mı gözüküyor, önceden daha parlak mıydı? Tüm bu soruların cevabı dişlerimizde zamanla kullanıma bağlı aşınma ve yıpranma olabilir.

]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Dişlerimiz yediğimiz sert gıdaların yıkıcı etkisi, sıcak soğuk değişikliği, asitli gıdaların kimyasal etkisi altında ve diş sıkma gibi kötü alışkanlıklar sonucunda zamanla yıpranır ve aşınırlar. Bu etkiler sonucunda dişlerimizin boyu kısalmaya, gülümsediğimiz zaman daha az gözükmeye başlar. Doğal parlak ve cilalı mine dokusunun aşınması sonucu, dişler daha koyu renkli görünür ve tükettiğimiz renklendirici gıdalarla daha çabuk lekelenirler. Zamanla incelen ve yorulan mine dokusu, dişin en ince bölgesi olan diş eti kenarından hızla aşınır, özellikle soğuk ve şekerli gıdalar yerken hissedilen hassasiyetin oluşmasına sebep olur.</p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing">Diş fırçalama alışkanlıklarımızın diş aşınması üstüne etkileri şu şekildedir.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Diş Fırçalama Yöntemleri: Dairesel hareketle her diş yüzeyini eşit şekilde fırçalamak önemlidir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing">Diş Fırçalama Kuvveti: Özellikle dişeti kenarındaki hassasiyet yaratan alanların oluşmaması için aşırı kuvvet uygulayarak diş fırçalanmamalıdır. Yapılan araştırmalar fırçalama kuvvetinin artmasının dişlerini temizlenmesi üzerinde olumlu bir etki yaratmadığını göstermiştir.<br />
&nbsp;</p>

<p class="MsoNoSpacing">Diş Fırçalamaya Harcanan Süre: Fırçalama esnasında tüm dişlerin eşit süre fırçalanması gerekir. Özellikler diş arkında köşede yer alan köpek dişleri en uzun fırçalanan ve dolayısıyla en çok aşınan dişler olmaktadır.</p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing">Diş Fırçalama Sıklığı: Yapılan çalışmalarda, diş fırçalama sıklığının ve dişle fırça arasındaki temas süresinin aşınma derecesini etkilediği gösterilmiştir. Günde 2 defadan fazla diş fırçalamanın, dişlerin aşınmasında etkili olabileceği düşünülmektedir. İyi bir oral hijyene sahip yaşlı bireylerde, derin aşınma lezyonlarının görülme nedeninin fırçalama sıklığıyla ilgili olduğu söylenebilir.<br />
&nbsp;</p>

<p class="MsoNoSpacing">Diş fırçalamanın başlatıldığı bölge ve dişlerin pozisyonları: Lezyonların daha çok ağzın sol tarafında görülme eğiliminin nedeni, toplumda sağ elini kullanan kişilerin baskın olmasındandır. Sağ elini kullanan kişiler fırçalama işlemine doğal olarak ağzın sol tarafından başlarlar. Yapılan çalışmalarda dişlerin dental arktaki pozisyonlarının aşınma ile ilişkili olduğu gösterilmiştir, eğer dişler arkın önünde konumlanmışlarsa travma ve aşınmaya daha fazla maruz kalmaktadır.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Diş Fırçasının Şekli ve Kıl Sertliği: Diş fırçaları, kılların yapıldıkları materyalin tipi, sertliği, boyutları ve fırça başındaki yerleşimlerine bağlı olarak sayısız varyasyon gösterebilirler. Diş fırçalarının kılları yumuşak, orta sertlikte ve sert olarak sınıflandırılır. Yeni geliştirilen diş fırçalarında kıllar boyut olarak ve yerleşim açısından farklı şekillerde kombine edilirler. Fırça kılları ve diş macunu arasındaki etkileşim de çok önem taşımaktadır. Sert bir fırça, yumuşak olana göre standart bir macunla birlikte kullanıldığında daha aşındırıcıdır. Ağız içi durumunuza göre diş hekiminizin önereceği diş fırçalarını kullanmak uzun vadede diş aşınmasının önlemede önemlidir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing">Diş macunlarının aşındırıcı özelliği: Diş macunlarında bulunan aşındırıcılar, bakteriyal plağın hızlı ve etkin şekilde dişten uzaklaştırılmasında, bunun yanı sıra dişlerde meydana gelen renklenmelerin giderilmesinde önem taşırlar. Ayrıca diş macunu kullanımı temizleme etkisi sebebiyle, fırçalama süresini de oldukça azaltmaktadır. Fakat unutulmamalıdır ki fazla miktarda macun kullanımı bu aşındırıcılar sebebiyle dişte madde kaybına neden olabilirler. Bununla birlikte diş macunu, su ya da ağız sıvılarıyla yumuşatılmadan önce daha fazla aşınmaya neden olabilmektedir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing">Rutin diş hekimi muayenesinde tespit edilen diş aşınması için hekiminiz dişlerdeki aşınmanın devam etmesini engellemek ve dişleri korumak için koruyucu önlemler, kötü estetiğe ve hassasiyetle ile birlikte ağrıya sebep olacak kadar ilerlemiş durumlarda restoratif tedaviler planlayabilir.<br />
<br />
Koruyucu önlemler:</p>

<p class="MsoNoSpacing">Beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi: Asitli gıda ve içeceklerin, kabuklu sert gıdaların (sert beyaz leblebi gibi) tüketiminin azaltılması önemlidir.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Diş fırçalama alışkanlıklarının değiştirilmesi: Diş hekiminizin önerdiği süre, sıklık, tekniğe ve diş fırçasıyla fazla kuvvet uygulamadan dişler fırçalanmalıdır.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Koruyucu splint uygulanması: Diş sıkma alışkanlığı olan hastalara uygulanan koruyucu plak dişlerin birbiri üzerine uyguladığı kuvveti azaltarak aşınmayı engeller.<br />
<br />
Tedavi edici yöntemler:</p>

<p class="MsoNoSpacing">Hassasiyet olan dişlere uygulanan tedaviler: Aşınma sonucu incelmiş veya tamamen ortadan kalkmış mine dokusu hassasiyetin en temel sebebidir. İncelmiş mine bölgelerine diş hekimi tarafından uygulanan hassasiyet giderici vernikler ve LASER uygulamaları, oldukça başarılı sonuçları olan tedavilerdir. Mine dokusunun tamamen ortadan kalktığı bölgelerde estetik dolgu uygulamaları hem hassasiyeti hem de kötü estetiği ortadan kaldırır.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Restoratif ve protetik tedaviler: Aşınmanın ileri derecede olduğu ağızlarda daha komplike tedaviler tercih edilmelidir. Bu tip durumlarda diş boyları kısalmış, alt ve üst çene ilişkisi değişmiş, diş renkleri koyulaşmıştır. Aşınmanın sebepleri belirlendikten sonra hekiminiz, uygun materyaller (Tedavi sonra aşınmanın devam etmemesi için) seçerek dişlere kuron ve köprü restorasyonları, onlay restorasyonları, lamina uygulamaları gibi tedavi seçeneklerinden oluşan doğru bir planlamayla dişleri eski sağlıklı form, renk boyut ve pozisyonuna gelmesini sağlayacaktır.</p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Dec 2022 09:31:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2022/12/dislerimiz-neden-asinir-nelere-dikkat-etmeliyiz_7efd9.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güne Zinde Başlamak İçin Neler Yapmalıyız? Nelere Dikkat Etmeliyiz?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/gune-zinde-baslamak-icin-neler-yapmaliyiz-nelere-dikkat-etmeliyiz-16349</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/gune-zinde-baslamak-icin-neler-yapmaliyiz-nelere-dikkat-etmeliyiz-16349</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">Beslenme Danışmanlarından Yasemin Özen İpek konu hakkında şu bilgileri verdi.</span></span></span></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:13.5pt"><span style="background:white"><span style="color:black">“</span></span></span><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">Güne zinde ve enerjik başlamak için planlar yapıp, her güne daha yorgun kalkarız ve günümüz yorgun mutsuz geçer. Oysa ki enerjik olmak için yapılması gerekenler oldukça basittir. Sadece değişim istiyorsak değişmek için davranışlarımızı değiştirmeliyiz. İstediklerimizi eyleme geçirmediğimiz sürece değişim başlamayacaktır.</span></span></span></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">· Her gün aynı saatte kalkın</span></span></span></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">· Alarm ertelemeyin , ertelemek , yorgunluğu arttırmanın başlangıcıdır , kısa uykular derin olmadıkları için yorucudur.</span></span></span></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">· Güne su içerek başlamak yaşam enerjinizi hücrelerinize doldurmaktır. Ancak suyu içmeden önce çalkalamayı ihmal etmeyin , uyuyan mineraller uyansın , canlansın , haraketli su da yaşam vardır unutmayın.</span></span></span></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">· Uyku sorunu var ise gece odanızın karanlık olması önemlidir, uykudan önceki 30 dk mavi ekrandan uzak durmalısınız ki uykuya geçişte beyninizin o ışıktan, radyasyondan uzaklaşıp, dingin kalmaya ihtiyacı vardır.</span></span></span></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">· Her gün 2 dk sessiz alan oluşturun. Sadece 2 dk telefon, tv den uzak gözlerinizi kapatıp sessizliğin sesini dinleyin, beyninize nefis bir detox olacaktır.</span></span></span></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">Bunların yanı sıra güne enerjik başlayıp, devam ettirmek için yararlanacağınız besinler ;</span></span></span></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">Uyanır uyanmaz 1-2 bardak kaynamış su içine 1 dilim limon, 2 adet karanfil ve 1 çay kaşığı taze zencefil ekleyin. Ilıyınca için metabolizmanız hızlansın</span></span></span></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><b><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">TAM TAHILLAR VE YULAF </span></span></span></b></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">· Kompleks karbonhidrat ve lif içeriği ile gün boyu kan şekerinizi dengeler. Çinko ve B vitaminleri içerir. Tam tahıllar antioksidan etkisi yüksek E vitaminin de kaynağıdır. Kahvaltınızda; tam buğday unundan ekmek, yulaf ezmesi, buğday ruşeymi de tüketebilirsiniz. Glutensiz olanları tercih edip , şayet gluten hassasiyetiniz varsa önlemiş olursunuz.</span></span></span></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><b><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">KİNOA </span></span></span></b></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">Karbonhidrat kaynağı ve protein içeriği yüksektir., magnezyum zenginidir gün boyu halsizlik hissedenler için kahvaltıda ya da öğlen salata ile tüketebileceğiniz kompleks karbonhidrat ve posa kaynağıdır.</span></span></span></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><b><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">ÇİĞ BADEM </span></span></span></b></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">Bitkisel proteinin kaynaklarından badem doymamış yağ asitlerinden zengin oldukça zengindir . Ara öğün olarak ya da kahvaltıda 10 adet çiğ badem badem tokluk hissini artırır, enerji verir, bilişsel performansı geliştirir. İçerdiği; fosfor, kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum, çinko, A, B, C ve E vitamini sayesinde multivitamin alarak güne başlamış gibi hissetmeniz mümkün.</span></span></span></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><b><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">C VİTAMİN DEPOSU MEYVELER</span></span></span></b></p>

<p class="xxcontentpasted0" style="margin:0cm; margin-bottom:.0001pt"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background:white"><span style="color:black">Greyfurt , portakal, mandalina, çilek, kivi, yaban mersini meyveleri tam bir C vitamini deposudur . C vitamini, vücudun antioksidan kapasitesini artırarak stresin zararlı etkisini azaltır. Sabah kahvaltınızda antioksidan, C vitamininden zengin sebze ve meyvelerden tüketerek güne zinde başlamış olursunuz . Ayrıca domates , tüm yeşillikler , kapya ve yeşil biber ile kahvaltınız enerji bombası haline döner.”</span></span></span></p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Dec 2022 12:01:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2022/12/gune-zinde-baslamak-icin-neler-yapmaliyiz-nelere-dikkat-etmeliyiz_6f550.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyetisyenden hızlı yemek yemenin zararları anlatıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/diyetisyenden-hizli-yemek-yemenin-zararlari-anlatildi-15879</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/diyetisyenden-hizli-yemek-yemenin-zararlari-anlatildi-15879</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Diyetisyen Muhammed Şahin konu hakkında şu bilgiler verdi. “Yavaş ve farkında olarak çiğnemek sindirimin kolaylaştırılmasında, kilo kontrolüne insan vücudu için oldukça önemlidir.</p>

<p class="MsoNoSpacing">*Yaşam temposunun yoğun oluşundan kaynaklı genellikle yemeği ne kadar çiğnediğimize hiç dikkat etmiyoruz. Bilinçsizce hızla çiğneyip; bir an önce yutarak yemeklerimizi sonlandırıyoruz. Oysa ki; sindirimin sürecinin ilk adımı olan çiğneme oldukça önemli.</p>

<p class="MsoNoSpacing">*Çiğneme hareketi ile besinlerden elde ettiğimiz enerjiyi arttırıyoruz çünkü doğru ve iyi çiğneme besinlerin daha küçük parçalara ayrılarak sonraki aşamalarda emilimini arttıracaktır.</p>

<p class="MsoNoSpacing">*Kilo kontrolünde de yine çiğneme hareketi etkilidir. Çok yaygın olarak bilinen bir bilgiyi tekrarlamak gerekirse; beynin doyma sinyalini alması zaman alır. Hızla yemek yiyen ve az çiğneyen kişiler bu nedenle ihtiyaç duyduklarından çok daha fazlasını tüketirler.</p>

<p class="MsoNoSpacing">*Çok çiğneme hareketi demek; yiyeceklerin tükürükle daha fazla buluşması demektir. Tükürük salgımızda pek çok sindirim enzimi içerir ki bu da mide ve bağırsaklardaki sindirimi kolaylaştırır.</p>

<p class="MsoNoSpacing">*Çiğneme hareketi aynı zamanla diş sağlığı içinde gereklidir. Dişleri tutan kemik ve kasların çalıştırılması bu dokuların gelişimi için ve tükürük salgısı da dişlerin temizlenmesi için faydalıdır.</p>

<p class="MsoNoSpacing">*Başta da söylediğimiz gibi; besinlerin bir kısmı ağızda tükürük ile parçalarına ayrılıyor. İyi çiğnenmemiş besinler bağırsağa ulaştığında yine iyi sindirilemiyor ve bağırsak florasını tahribe, gaz, şişkinlik, kabızlık gibi durumlara neden olabiliyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing">*Hızla çiğnemek aynı zamanda besinlerden aldığımız tat ve lezzeti düşürerek yeme davranışı bozukluklarına neden olabiliyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing">*Doğru çiğneme için bir sayı olmamakla birlikte önemli olan yeme davranışının bilincinde olmak. Küçük lokmaları ağzınıza alarak başlamak; yavaş ve farkındalıklı bir yeme hareketi benimsemek, ağızındaki yiyeceğin tamamen püre haline dönüştüğünü hissedene dek çiğnemeye devam etmek ve yutmak, yutmanın ardından yeni bir lokmayı ağzınıza sokmak doğru adımlar olabilir.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Nov 2022 12:12:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2022/11/diyetisyenden-hizli-yemek-yemenin-zararlari-anlatildi_517f7.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>IŞIK ÇAKMALARINI GÖZ ARDI ETMEYİN!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/isik-cakmalarini-goz-ardi-etmeyin-15761</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/isik-cakmalarini-goz-ardi-etmeyin-15761</guid>
                <description><![CDATA[Batıgöz Sağlık Grubu Çankaya - İzmir şubesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Uğur Ünsal retina dekolmanına karşı uyardı.

]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Halk arasında retina yırtılması olarak bilinen retina dekolmanının uçuşmalar ve ışık çakmaları şikâyetleri ile belirti verdiğini belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, hastalığın belirtilerinin fark edilmesi halinde mutlaka alanında uzman bir göz hekimine retina muayenesi olmak gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p class="MsoNoSpacing">GÖRME KAYIPLARINA NEDEN OLABİLİYOR</p>

<p class="MsoNoSpacing">Gözümüzün sinirlerden oluşan ve ışığı algılayan bölümü olan retina bitişik olduğu besleyici dokudan ayrıldığı takdirde görmeyi ciddi şekilde tehdit eden retina dekolmanı ortaya çıkabilmektedir. Retina dekolmanının en yaygın gözlenen belirtilerinden biri ışık çakmaları olarak ifade edilen görme problemidir. Ayrıca retina dekolmanı hastaları gözlerinin önünde uçan cisimler görebilmekte, görme alanı içerisinde gri-siyah perde ortaya çıkabilmekte, göz kırpıldığında geçmeyen görme bulanıklıkları ya da görme kayıpları ile karşı karşıya kalabilmektedir. Periferik retina dejenerasyonu hastalarında oluşabilen retina dekolmanı, ayrıca göze alınan travmalara, ileri yaşa ya da yüksek miyopiye bağlı olarak da gelişebilmektedir. Retina dekolmanı, genellikle orta yaşın üzerinde oluşur ancak her yaşta ortaya çıkması mümkündür. Erken teşhis ve tedavi edilmemesi halinde kalıcı- görme kayıplarına neden olması mümkündür.</p>

<p class="MsoNoSpacing">ERKEN TEŞHİS ÖNEM TAŞIYOR</p>

<p class="MsoNoSpacing">Retina dekolmanı tedavisinde erken teşhis ve tedavi oldukça önemlidir. Ameliyat yöntemi, birçok faktör göz önünde bulundurularak belirlenmektedir. Retinanın birleşik olduğu dokudan ne kadar ayrıldığı, retina yırtıklarının sayısı, yırtığın büyüklüğü ameliyat yöntemini etkileyen faktörlerden bazılarıdır. Erken dönemde gelen hastalarda retina yırtığı çevresi argon lazer ile kapatılabilir. Bu durumda retina dekolmanı ameliyatlarına gerek kalmayabilir. Hekim tarafından ameliyata gerek görülmesi halinde ameliyat yöntemine karar verecek olan yine göz muayenesini yapan hekimdir. Muayene esnasında retina dokusu ve çevresindeki bozulmuş, delinmiş, yırtılmış alanları belirlemek adına göz bebekleri damla yardımı ile genişletildikten sonra göz içi çeşitli mercekler kullanılarak bio mikroskop ile çepeçevre incelenir. Herhangi bir nedenle dekolman bölgesinin tespit edilemediği durumlarda göz ultrasonografisine başvurulur.</p>

<p class="MsoNoSpacing">&nbsp;AMELİYAT GEREKEBİLİR</p>

<p class="MsoNoSpacing">Dekolman cerrahisinde kullanılan yöntemlerden biri dıştan çökertme yöntemi (skleral çökertme yöntemi) olarak bilinmektedir. Yöntem ile retina yırtığı bölgesi hizasında göz küresi duvarına sert silikondan bir parça konulur ve retina yırtığı kapatılır. Yırtığın kapanmasını ardından dekolmanın neden olduğu sıvı emilir ve iyileşme tamamlanır.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Eğer retina dekolmanına sebep olan yırtıklar çok sayıda ise, büyükse, yerleşimleri alışılandan farklı ise, yırtık saptanamıyor ise, eşlik eden başka hastalıklar varsa (göz içi kanaması gibi) ya da dekolman oluşumunun üzerinden zaman geçmiş ise vitrektomi ameliyatı uygulamak gerekebilmektedir. Vitrektomi, göz içini dolduran jel kıvamındaki sıvının (vitreusun) cerrahi olarak çıkartılması ve yerine sıvı, hava, gaz ya da silikon yağı konulmasıdır. Vitrektomi ameliyatından sonra hekimin reçete ettiği damlanın kullanılması ve hekim önerilerinin dikkate alınması önem taşımaktadır.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 14:09:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2022/10/isik_cakmalarini_goz_ardi_etmeyin_h15761_00062.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hipertansiyon Hastalarında Kalbe Dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/hipertansiyon-hastalarinda-kalbe-dikkat-15341</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/hipertansiyon-hastalarinda-kalbe-dikkat-15341</guid>
                <description><![CDATA[Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Deniz Çevirme konu hakkında bilgiler verdi.



]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Kalbimiz adeta bir pompa gibi sürekli çalışarak dolaşım sistemimizde bulunan kanı dokulara ileten muazzam bir organdır. Dolaşım sistemimiz kalp dışında bir çok bileşenden etkilenir. Akciğerler, böbrek ve böbrek üstü bezleri ile damarlar bu kompleks yapının başlıca elemanlarıdır. Tüm bu sistemler koordinasyon içerisinde çalışır, sistemdeki hasar ya da aksaklıklar yüksek tansiyon (hipertansiyon) dediğimiz durumu ortaya çıkartabilirler.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Erişkin bir insanda kan basıncı büyük(sistolik) 120 mmHg, küçük (diastolik) 80mmHg olması beklenir. Yaş ve fizyolojik durumlara göre bu değerlerde 5-10 mmHg basınç değişiklikler görülebilir. Ancak büyük tansiyonun 130 mmHg üstü, küçük tansiyonun 85 mmHg üstü olması ve bu durumun süreklilik göstermesi hipertansiyon olduğunu gösterir. Tanısı ve tedavisi önemlidir. Mutlak suretle profesyonel destek alınmalı hekim kontrolü altında olmak gerekir. Hipertansiyonun nedenleri arasında az önce bahsettiğim sistemlerin bozukluğu eklenmiş olabileceğinden sistemik muayene ve tarama şarttır.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Kan vücudumuzu bir ağ gibi saran damarlar içerisinde akarak hareket eder. Kan yapısı gereği belirli bir akışkanlığı olan sıvıdır ve damar içerisindeki yolculuğu esnasında etrafına belirli bir basınç uygular. Tüm bu basınçların toplamı pompa fonksiyonu için kasılıp gevşeyen kalp için bir yük oluşturur. Özetle yükselmiş kan basıncı kalp kası için fazladan yüktür. Çünkü kalp her kasıldığında önündeki bu yüksek basıncı yenmek isteyecektir. İlerleyen zamanda bu durum kalp kasının daha fazla çalışmasına, büyümesine ve yorulmasına daha sonrada kasılma fonksiyonlarını kaybetmesine neden olacaktır. Bu durum hipertansif kalp yetersizliğini tarif ederki sonuçları oldukça üzücüdür ve tedavisi meşakkatlidir. Kontrolsüz hipertansiyon sadece kalp büyümesi ve yetersizliği yapmakla kalmaz ne yazıkki. Kalbi çevreleyen , besleyen ve vücudumuzu saran tüm damar sistemine içten içe zarar verir. Damarların iç çeperindeki bütünlüğü sağlayan endotel dediğimiz hücreler üzerinde stres yaratır ve bu hasar ilerleyerek daha da derinleşir. Sonuç ise damar işlevinin bozulması ve buna ikincil damarda ani tıkanıklıkların oluşmasıdır. Tahmin edilebileceği gibi ani tıkanıklık damarın kanla beslediği alanın kansız kalması demektir ve buda ilgili organın hasarlanması ve iflasına neden olabilir. Şayet söz konusu damar kalp kasının kendisi olursa nasıl bir felaket olacağını tahmin etmek hiçte zor olmayacaktır. Netice itibarı ile vücudun tüm organları damar ağı ile çevrili olduğundan bu tehlikeli durum vücudumuzdaki tüm sistemleri ve organları tehdit eder.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Şayet baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı hissi, halsizlik, çarpıntı hissi, göğüste sıkışma, huzursuzluk, kulakta çınlama vb şikayetler oluyorsa ve yapılan ölçümlerde tansiyonlarınız yüksek ise mutlak suretle bir hekim kontrolüne gitmeniz gerekir. Hipertansiyon nedeni çeşitli olabileceği ve tüm sistemleri etkileyebileceği için böbrek, akciğer, hormon, göz , kalp, beyin başta olmak üzere ayrıntılı test ve muayenelerin yapılması gerekir. Mutlak suretle tedaviye başlanılması şarttır.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Tedavide öncelikle hayat kalitesini arttıracak önlemler alınmalıdır. Bunlardan başlıca olanları obezitenin önlenmesi, tuzlu ve yağlı gıdalardan uzaklaşılması, hareketli bir yaşam tarzı sayılabilir. Stresli ortamlardan uzaklaşmak, yaşam tarzımızı buna göre ayarlamak önem arz eder. Bunun dışında tedavi ise hastalığı ortaya çıkaran nedene yönelik olmalıdır. Şayet böbrek üstü bezlerinin çalışmasında bozukluk var ise veya farklı bir hormonal bozukluk var ise bu tedavi edilmelidir. Yine böbrek arterlerinin darlığı veya büyük damarlardaki tıkanıklıkların kontrolü ve tedavisi gerekebilir. Günümüz tıbbında birçok ilaç ile yüksek tansiyon hastalığı tedavi edilebilmektedir. Tıbta temel kural hastanın varlığıdır. Yani hastalık yok hasta vardır. Dolayısı ile aynı hastalığa sahip iki farklı bireyin tedavi uygulamaları farklılık gösterebilir. Uygun ilaç kullanımı ve söz konusu tedavi seçimi doktorunuzun tavsiyeleri ve danışmanlığı altında hasta ile birlikte karar verilerek yapılabilir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Sep 2022 12:01:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2022/09/hipertansiyon-hastalarinda-kalbe-dikkat_73e09.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcakta beslenmeye dikkat edin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/sicakta-beslenmeye-dikkat-edin-14947</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/sicakta-beslenmeye-dikkat-edin-14947</guid>
                <description><![CDATA[Yaz aylarında havaların ısınmasının etkisiyle çocukların beslenmeyle ilgili ihtiyaçları değişkenlik gösterebilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacingCxSpFirst">Bu dönemde çocukların genel sağlığını korumak açısından sıvı tüketimi ve tercih edilecek gıdalar başta olmak üzere beslenme alışkanlıklarına yönelik birçok noktaya dikkat edilmesi gerekiyor. Yetişkinlere göre çocuklarda mevsimsel olarak besin gereksinimlerinin daha fazla değişkenlik gösterdiğinin altını çizen uzmanlar yaz döneminde çocukların beslenmesiyle ilgili önemli tavsiyelerde bulunuyor.</p>

<p class="MsoNoSpacingCxSpMiddle">YETERİ KADAR SU TÜKETİMİ ÇOK ÖNEMLİ</p>

<p class="MsoNoSpacingCxSpMiddle">Organların ve metabolizmanın düzgün çalışmasını ve zararlı atıkların vücuttan uzaklaşmasını sağlayan su, yaz döneminde daha da önem kazanıyor. Sıcak havalarda terlemeye bağlı olarak sıvı kaybı yaşanabileceğini belirten Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüseyin Tapik, “Sıcakların etkisiyle artan terle çocuklarda su ve mineral kaybı sık sık görülebiliyor. Bunun için de yeterli miktarda su tüketimi büyük önem kazanıyor. Çocukları su içmeye teşvik etmek için bir sürahinin içine birkaç dilim limon ve taze nane koyarak güzel bir hoş koku yaratılabilir. Suyun yanı sıra evde hazırlanmış limonata, ayran ya da bol naneli cacık gibi probiyotik içecekler de tüketilebilir. Bu içecekler vücudun su ihtiyacını karşılamayla birlikte bağışıklık sistemini güçlendirerek, hastalıklardan korunmaya da yardımcı olur.” dedi.</p>

<p class="MsoNoSpacingCxSpMiddle">VİTAMİN VE MİNERALLER DOĞAL BESİN KAYNAKLARINDAN ALINMALI</p>

<p class="MsoNoSpacingCxSpMiddle">Yaz döneminde çocukların beslenmesine yönelik dikkat edilmesi gereken bir başka vücudun vitamin ve mineral gereksinimi olduğunu belirten Hüseyin Tapik “Vitamin ve mineral gereksinimin doğal besin kaynaklardan alınması çok önemli. Mevsimsel sebze ve meyveler tüketilerek vücudun vitamin ve mineral ihtiyacı en doğru şekilde karşılanmalıdır. Yaz mevsimin severek tüketilen ve vitamin deposu olan semizotu, patlıcan, biber, enginar gibi sebzeler ve karpuz, kavun, şeftali, kiraz ve üzüm gibi meyvelerin tüketilmesine özen gösterilmelidir. Bu ürünlerin organik sertifikalı doğal, sağlıklı ve güvenilir olduğunu mutlaka dikkat edilmelidir. Bunun yanı sıra uzun süre tok tutan, vitamin ve minerallerin ana kaynağı vücudun enerji ihtiyacını karşılamaya yardımcı olan Datça bademi, ceviz, fındık, kan üzümü gibi sağlıklı atıştırmalıklar tüketilebilir. Bununla birlikte sıcak havalarda yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da zaman zaman iştahsızlık yaşanabiliyor. Bu durumlarda çocuklara yemek yemeleri için ısrar edilmemelidir. İştahsızlığın tıbbi bir nedeni varsa doktor kontrolünde gıda takviye ürünleri alınabilir.” dedi.</p>

<p class="MsoNoSpacingCxSpMiddle"><img class="detayFoto" src="https://www.yeniaksaray.com.tr/images/upload/Gorsel_3_1.jpg" /></p>

<p class="MsoNoSpacingCxSpMiddle">YAZ AYLARINDA DA VÜCUDUN PROTEİN İHTİYACI MUTLAKA KARŞILANMALIDIR</p>

<p class="MsoNoSpacingCxSpMiddle">Çocukların büyümesinde büyük katkı sunan protein ihtiyacını yaz döneminde de mutlaka karşılanmalıdır. Dengeli bir beslenmede, enerjinin yaklaşık %15’inin protein kaynaklı olması tercih edilmelidir. Çocuklarda protein gereksinimi, erişkinlerdeki gibi sadece dokuların tamiri ve yeniden yapılanması için değil, vücudun büyümesi ve gelişmesi için de gerekli olduğunu söyleyen Tapik, “Çocukların gelişimi açısından büyük önem taşıyan protein ihtiyacı yaz aylarında da mutlaka giderilmelidir. Protein yetersizliği en çok 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda görülür ve bu durumda büyüme durur, vücut ağırlığı azalmaya başlar. Vücudun direnci azaldığından hastalıklara yakalanma olasılığı artar; hastalıklar uzun sürer ve ağır seyreder. Protein yetersizliği yalnızca alınan proteinin miktarıyla değil, kalitesiyle de ilgilidir. Çocuklar için mutlaka iyi kaliteli hayvansal protein gereklidir. Bu nedenle doğada gezen tavuk yumurtası, doğada otlayan hayvanlardan elde edilen et, peynir ve yoğurt gibi doğal ve kaliteli protein kaynaklı ürünlerin tüketilmesine özen gösterilmelidir.” dedi.</p>

<p class="MsoNoSpacingCxSpMiddle">BU ÜRÜNLERE DİKKAT EDİLMELİ</p>

<p class="MsoNoSpacingCxSpLast">Sıcak havalarda birçok yiyeceğin hızlıca bozulduğunu ve bundan kaynaklı çocukların yaz aylarında birçok sağlık sorunları yaşayabileceğine dikkat çeken Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüseyin Tapik, “Yaz aylarında bozulma riski yüksek olan ürünlere dikkat edilmesi gerekiyor. Bu yiyeceklerin başında ise kremalı ürünler, tavuk, et ve süt ürünleri yer alıyor. Bu gıdaların uygun koşullarda muhafaza edildiğinden emin olmalı ve kısa sürede tüketmeye özen gösterilmelidir. Aynı zamanda her zaman olduğu gibi yaz aylarında da meyve ve sebzelerin iyice yıkandıktan sonra tüketilmesine dikkat edilmelidir. Çocuklar için yaz denilince akla gelen ilk şeylerden biri ise dondurma... Dondurma sağlıklı bir ürün olmakla birlikte yapımında kullanılan ürünlere de mutlaka dikkat edilmelidir. Eridikten sonra tekrar dondurulduğunda mikrop üretmesi nedeniyle bazı zamanlarda çocuklar için tehlikeli olabiliyor. Aynı zamanda üretiminde boya ve katkı maddeleri kullanmadığından emin olmak gerekiyor. Bu nedenle çocukların evde doğal yöntemlerle yapılan ya da güvenilir markalardan alınan dondurmaları tüketmelerine özen gösterilmelidir.” şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Aug 2022 09:42:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2022/08/sicakta-beslenmeye-dikkat-edin_93bbf.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emziren Annelere Süt Arttırıcı Öneriler ve Tarifler !</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/emziren-annelere-sut-arttirici-oneriler-ve-tarifler--14473</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/emziren-annelere-sut-arttirici-oneriler-ve-tarifler--14473</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">Diyetisyen Ayşenur Saral Gül konu hakkında bilgiler verdi.</span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">Bebeğimizin dünyaya gelmesiyle beraber hayatımızda ki en önemli şey onun iyi beslenmesi, güzel gelişmesi ve sağlıklı olması oluyor. Bunları sağlayacak en önemli şey ise anne sütü!<br />
Doğum şekli, genetik faktörler, annenin stres seviyesi, travmaları, doğum sonrası bebekle olan teması gibi başlıca faktörler anne sütünün miktarında belirleyici oluyor. Sütünüzü arttırmak için yapabileceğiniz çok şey var ama bunlara ‘’ne bulursan ye’’ dahil değil! Sizin için bile sağlıklı olmayan bir beslenme şekli bebeğinize ve sütünüze de faydalı olmayacaktır. </span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">İşte gerçekten faydalı olacak süt artırıcı öneriler: </span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sık sık emzirin ve emzirmeye uygun değilseniz (bebekten ayrı olmak, meme reddi vb) sütünüzü sağın. Ne kadar çok emzirmek = o kadar çok süt salgılamak! </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Uyku düzeninizi oluşturun. Bebek uyuduğu vakitlerde sizde uyuyun. Uyuyamıyorsanız bile ayaklarınızı uzatıp dinlenin. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">SU! Bol bol su için. Su olmadan süt üretemezsiniz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Dengeli ve düzenli beslenmesi annenin süt üretiminde artış sağlar, eğer anne doğum sonrası hamilelikteki kilolarından kurtulmak için kendini aç bırakarak kilo kaybı istiyor ise bu annedeki süt üretimini de azaltacaktır. Dengeli ve sağlıklı bir şekilde ona uygun oluşturulmuş bir program ile zayıflamak ise sütü arttıracaktır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bebek sizin tükettiklerinizden besleneceği için gün gün içerisinde kalsiyum ve demir alımınızı artırmaya özen gösterin aksi taktirde sizin vücudunuzdaki demir ve kalsiyum depolarınızın boşalmasına sebep olacaktır. (örn. Peynir, süt,yoğurt tüketiminizi artırın.) </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sebze ve meyve tüketiminizi artırın. Gün içerisinde en az 5 porsiyon olacak şekilde </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Anne ve bebek arasındaki iletişim anne sütünün artırılmasında etkilidir. Emzirme sırasında oluşan temas ve göz kontağı oksitosin ve prolaktin ormonlarının seviyelerinde artışa ve annede süt üretimini artırmaya yarar sağlar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Annenin psikolojik durumunun nasıl olduğu da süt oluşumunu etkiler. Anne baskı ve stres altındaysa süt üretiminde azalmalar olacaktır ve annenin psikolojik durumu bebeğin de huzursuz olabilmesine yol açabilir.</span></span></span><br />
<b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">Gelelim süt verimini artırıcı besinlere : </span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">Süt verimini artırıcı besinlere galaktogoglar diyoruz. Bu besinler prolaktin hormonunun salgılanmasını da artırıyorlar aynı zamanda galaktogoglar bitkisel veya gıda kaynaklı da olabilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Su </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Maden suyu </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yulaf </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yeşil yapraklı sebzeler </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bitki çayları (rezene, papatya çayı gibi) </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kuru yemişler </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Protein kaynakları (et, tavuk, balık, peynir, yumurta, mercimek, fasulye, barbunya gibi) </span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">SÜT ARTTIRICI Tarifler </span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">Hurmalı fıstık topları </span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">Malzemeler </span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">8 adet hurma </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">2 çay bardağı ceviz (kavrulmamış) </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">2 yemek kaşığı fıstık ezmesi </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1 yemek kaşığı kakao </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Üzeri için Hindistan cevizi tozu ya da antep fıstığını rondodan geçirelim </span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">Yapılışı </span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Cevizleri blenderdan geçirelim </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çekirdeklerini çıkardığımız hurmaları ve kakaoyu ekleyelim ve tekrar blenderı çalıştıralım </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">En son fıstık ezmemizi de ekleyelim ve tüm malzemeleri elle karıştırıp küçük toplar haline getirelim </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Topları daha sonra Hindistan cevizi tozu ya da blenderdan geçirdiğimiz antep fıstıklarına bulayalım </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Birkaç saat dinlendirdikten sonra tüketebilirsiniz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><b>İrmik topları </b></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">Malzemeler </span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">4 yemek kaşığı irmik </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1.5 su bardağı laktozsuz süt </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1 yemek kaşığı bal </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Üzeri için rondodan geçirdiğimiz antep fıstığı, kakao, Hindistan cevizini kullanabiliriz </span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">Hazırlanışı </span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İrmik ve sütü bir tencereye alıp ocakta pişiriyoruz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Koyu bir kıvam aldıktan sonra ocaktan alıp soğutuyoruz ve içine bal ekliyoruz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">En son da üzerini rondodan geçirdiğimiz antep fıstıkları veya kakao ile süslüyoruz </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Birkaç saat buzdolabında beklettikten sonra tüketebilirsiniz. </span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">Yulaf lapası tarifi </span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">Malzemeler </span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">3-4 yemek kaşığı yulaf </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1 su bardağı laktozsuz süt </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1 yemek kaşığı fıstık ezmesi (şekersiz) </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1 yemek kaşığı kabak çekirdeği içi </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">5 küçük çilek+ 1/2 orta boy muz </span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%">Hazırlanışı </span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Süt ve yulafı bir tencereye alıp koyu bir kıvam alana kadar pişirelim </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Üzerini süslemek için 1 yemek kaşığı fıstık ezmesini ekleyelim </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ardından doğranmış çileklerimizi ve muzlarımızı da kasemize ekledikten sonra </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">En son olarak da 1 tatlı kaşığı kabak çekirdeği içini de ekleyerek tüketebilirsiniz. </span></span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Jun 2022 09:48:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2022/06/emziren-annelere-sut-arttirici-oneriler-ve-tarifler_99ca1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tütün kullanımı kanseri tetikliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/tutun-kullanimi-kanseri-tetikliyor-13058</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/tutun-kullanimi-kanseri-tetikliyor-13058</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 6pt 3.1pt 0.0001pt;">İl Sağlık Müdürlüğü Dünya Sağlık Günü nedeni ile yaptığı yazılı açıklamada şu bilgileri verdi : “Kanser hem dünya hem ülkemiz için ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Ölüm nedenlerine bakıldığında dünya geneli için yaklaşık her 6 ölümden birinin, ülkemiz için ise her 5 ölümden birinin kanser nedeniyle gerçekleştiği görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Kanser başlıca; tütün kullanımı, yüksek beden kitle indeksi (fazla kilolu ya da şişman/obez olma), meyve ve sebzeden fakir beslenme, yetersiz fiziksel aktivite ve alkol tüketimi gibi başlıca beş davranışsal ve beslenme ile ilgili risk faktöründen kaynaklanmaktadır. Oysa yine günümüz şartlarında kanserlerin %30-50’ye yakınının, risk faktörlerinden kaçınma ve mevcut kanıta dayalı önleme stratejilerinin uygulanması yoluyla önlenebilir durumda olduğu bilinmektedir. Ayrıca, erken tanı konmuş ve uygun şekilde tedavi edilmişse birçok kanserin iyileşme olasılığının da yüksek olduğu bilinen bir gerçektir.</p>

<p style="text-align:justify">Dünya Kanser Günü, gerek kanser konusunda farkındalığı ve eğitimi artırarak gerekse dünyanın her yerindeki hükümetler ile bireyleri hastalığa karşı harekete geçmeye zorlayarak her yıl milyonlarca önlenebilir ölümün önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Dünya Kanser Günü; yankı uyandırmayı, değişim aşılamayı ve farkındalık günü ile sınırlı kalmayarak daha sonraki günlerde de sürdürülecek bir eylemi harekete geçirmeyi amaçlayan bir kampanyadır.</p>

<p style="text-align:justify">İlk olarak 2005 yılında ülkemizin de yakın işbirliği içerisinde olduğu Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) tarafından düzenlenen Dünya Kanser Günü etkinlikleri,&nbsp; izleyen yıllarda her yılın 4 Şubat günü UICC ve işbirliğindeki kuruluşlarla birlikte küresel düzeyde yürütülen kampanyalarla geleneksel hale getirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bakanlık olarak benimsediğimiz farkındalık mesajımız “<b>Kanserden korunmak herkesin hakkıdır</b>. <b>Siz de kanserden korunmak &nbsp;ve kendinize uygun taramaları yaptırmak için; Toplum Sağlığı Merkezlerine (TSM) bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)’ne başvurabilirsiniz”. </b>Ulusal Kanser Tarama Programları hakkında daha detaylı bilgi &nbsp;Kanser Dairesi Başkanlığına ait web sitesinde mevcuttur. Ayrıca burada <b>Hangi Tarama Bana Uygun?</b> uygulaması ile hangi kanser türünde tarama yaptırabileceğiniz &nbsp;ve en yakın tarama merkezleri haritada gösterilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kanser alanında yoğun çalışmaları bulunan uluslararası saygın kuruluşlar,&nbsp; her bireyin, küçük ya da büyük eylemlerinin, uzun vadeli, olumlu değişimlere yol açacağını ifade ederek kanserleri önleme yolunda kişilere şu risk faktörlerinden kaçınma çağrısında bulunmaktadır:</p>

<ul>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt"><span style="line-height:115%"><span lang="EN-US" style="line-height:115%">Sigara ve <u>dumansız</u> tütün ürünlerini de içeren tütün kullanımı</span></span></li>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt"><span style="line-height:115%"><span lang="EN-US" style="line-height:115%">Fazla kilolu veya obez olmak</span></span></li>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt"><span style="line-height:115%"><span lang="EN-US" style="line-height:115%">Düşük meyve ve sebze alımını içeren sağlıksız beslenme</span></span></li>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt"><span style="line-height:115%"><span lang="EN-US" style="line-height:115%">Fiziksel aktivite eksikliği</span></span></li>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt"><span style="line-height:115%"><span lang="EN-US" style="line-height:115%">Alkol kullanımı</span></span></li>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt"><span style="line-height:115%"><span lang="EN-US" style="line-height:115%">Cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu</span></span></li>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt"><span style="line-height:115%"><span lang="EN-US" style="line-height:115%">Hepatit veya diğer kanserojen enfeksiyonlara maruziyet</span></span></li>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span lang="EN-US" style="line-height:115%">İyonlaştırıcı ve ultraviyole radyasyon maruziyeti</span></span></li>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><u><span lang="EN-US" style="line-height:115%">Kentsel hava kirliliği</span></u></span></li>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Katı yakıt kullanımından kaynaklanan iç mekân dumanı</span></span></li>
</ul>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:10.0pt; margin-left:36.0pt; text-align:justify"></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><b><span style="line-height:115%">Tütün kullanımı</span></b><span style="line-height:115%">, kanser gelişimi yönünden en önemli risk faktörü olup kansere bağlı ölümlerin yaklaşık %22’sinden sorumludur. Akciğer kanserinin yanı sıra özefagus, mesane, böbrek, pankreas, mide, serviks (rahim ağzı) kanserlerinden de sorumlu olduğu bilinen tütün kullanımı, hangi yaşta olursa olsun terk edildiğinde kişinin yaşam kalitesi ve yaşam süresi üzerinde anlamlı bir fark yaratmaktadır. Bu risk faktöründen kaçınmada en önemli stratejiler; özellikle genç yaştaki bireylerin maruziyetinin engellenmesi, hangi yaşta olunursa olunsun bırakma yönünde irade beyanında bulunanların ilgili sigara bırakma merkezlerine yönlendirilmesi, dumansız olması nedeniyle herhangi bir risk içermediği gibi yanlış algıya neden olan elektronik sigara gibi ürünlerin riskinin anlatılarak toplumda bilincin yükseltilmesine yönelik eğitsel faaliyetlerin gerçekleştirilmesi olacaktır.</span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><b><span style="line-height:115%">Obezite</span></b><span style="line-height:115%"> ve kanser ilişkisine dair yapılmış çok sayıda epidemiyolojik çalışma obezitenin kansere neden olmasının yanı sıra kanser tedavisine yanıtın azalmasına, hastalık seyrinin bozulmasına ve artmış ölüm oranlarına neden olduğunu da ortaya koymaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, sağlıklı bir kiloyu korumak ve fiziksel olarak aktif olmakla bağırsak, meme, rahim, yumurtalık, pankreas, yemek borusu, böbrek, karaciğer, safra kesesi kanserlerinin gelişim riski önemli ölçüde azaltılabilmektedir. Yaşam tarzı değişiklikleri (örneğin günlük 30-40 dakikalık yürüyüşler, liften zengin meyve sebze ağırlıklı beslenme gibi) ile kansere karşı anlamlı risk azaltımı sağlanması mümkündür. </span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Sindirim ve boşaltım sisteminin farklı türde kanserleri ile ilişkisi olduğu ispatlanmış olan <b>alkol tüketimi</b>, kanser gelişim riskini azaltmada bireysel farkındalık ve çaba ile önemli oranda önlenme şansına sahiptir.</span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Dünya genelinde en sık izlenen kanser türü olan cilt kanserine yönelik alınacak önlemler (Güneşin <b>ultraviyole ışınlar</b>ına maruziyeti azaltacak şekilde uygun şapka, gözlük, güneş kremi, koruyucu giysiler kullanılması, güneş ışınlarının zararlı etkilerinin en yoğun hissedildiği saatlerde doğrudan bunlara maruz kalınmaması gibi) ile anlamlı risk azaltımı sağlanabilmektedir.</span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Kansere yol açabildiği ispatlanmış kimi <b>kanserojenler</b>e maruziyetin söz konusu olduğu meslek gruplarında çalışanların iş sırasında koruyucu bariyer (maske, tulum, önlük, eldiven gibi) kullanması da kanseri önlemede önemli bir strateji olarak karşımıza çıkmaktadır.</span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Sonuç itibariyle; kansere yol açabileceği kanıtlanmış risk faktörlerinin farkına vararak, bunlardan korunmada bireysel ve toplumsal temelde yapılacaklar konusunda bilgilenerek, önleme çabalarını kararlılıkla sürdürerek ileri dönemlerde daha büyük bir toplumsal yük haline gelmesi beklenen kanserle savaşımda önemli kazanımlar elde edileceğine şüphe yoktur.</span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:10.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Kanser hastalıklarının her bir tipinin kendine göre etyolojisi, risk faktörleri, tanı ve tedavi yöntemleri vardır. Bu yüzden erken tanı ve tarama stratejileri de kanser tiplerine göre değişmektedir. Bazı kanser tipleri için (örneğin meme, kalın bağırsak, rahim ağzı vs) tarama önerilirken bazı kanser tipleri için önerilmemektedir (örneğin pankreas, tiroid, mesane gibi). </span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Dünya Sağlık Örgütü; meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserlerinde vakaların erken evrelerde yakalanmasına yönelik toplum tabanlı tarama programları önermektedir. Ancak bu çalışmaların bütüncül bir kanser kontrol programının parçası olması gerektiğini belirtmektedir.</span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ülkemizde DSÖ önerileri doğrultusunda 2008 yılından itibaren kayıt, önleme, tarama ve tedavi çalışmalarını bir arada barındıran Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında; meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri için, toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütülmektedir.</span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">&nbsp;<b>Ülke genelinde kanser taramaları;</b> Birinci Basamak ve 2.-3. Basamak Sağlık Kuruluşlarında, Toplum tabanlı ve fırsatçı taramalar şeklinde yapılmaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">Kırsal ve dezavantajlı gruplarımıza illerimizdeki mobil tarama araçları ile de tarama hizmeti verilmektedir.<span style="background:white"> Taramalarımız Covıd-19 pandemisi nedeni ile “Enfeksiyon Kontrol Önlemleri Rehberi’’ doğrultusunda gerekli önlemler alınarak devam etmektedir.</span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Fırsatçı taramalar ise ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında yapılmaktadır. </span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><b><span style="line-height:115%">Ülkemizde yürütülen Ulusal Kanser Tarama programımızda,</span></b></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><b><span style="line-height:115%">Meme kanseri taraması;</span></b><span style="line-height:115%"> 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir kez klinik meme muayenesi yapılmakta, 2 yılda bir mamografi çekilmektedir.</span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">&nbsp;<b>Rahim ağzı kanseri taraması;</b> 30- 65 yaş arası&nbsp; kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA ve smear testi ile yapılmaktadır.</span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><b><span style="line-height:115%">Kalın bağırsak kanseri taraması;</span></b><span style="line-height:115%"> 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi (GGK) yapılmakta, 10 yıl da birde kolonoskopi önerilmektedir.</span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-bottom:10.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Tarama sonrasında pozitif ya da şüpheli bulunan kişiler ikinci, üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmekte ve ileri tetkikler yapılmaktadır. Teşhis ve tedavi hizmetleri ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları tarafından yapılmaktadır.</span></span></p>

<p style="margin-bottom:6.0pt; text-align:justify"><span style="background:white"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ülkemizde hem taramaları artırmak hem de sağlık okur yazarlığı konusunda vatandaşlarımızı bilgilendirmek üzere 81 ilde kanser farkındalık çalışmaları yapılmaktadır.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Feb 2022 11:33:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2022/02/tutun-kullanimi-kanseri-tetikliyor_8ed8f.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser Haftası</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/kanser-haftasi-10414</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/kanser-haftasi-10414</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:3.0pt; margin-left:3.1pt; text-align:justify"><span style="line-height:16.0pt"><span style="font-size:12.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Kanser, dünyada ve ülkemizde sebebi bilinen ölümler arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alan önemli bir halk sağlığı problemidir. </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Aynı zamanda </span></span><span style="font-size:12.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">yüksek tedavi maliyetleri nedeniyle ülkelerin ekonomisinde ve iş gücünde çok ağır kayıplara neden olmaktadır.</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="background:white"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black"> Oysa erken teşhis edildiğinde tedavinin mümkün olduğu ve yaşam kalitesinin artırılabildiği kanser türleri olduğu düşünülürsekorunmanın önemi daha da artmaktadır. Teknolojinin ve tıbbın ilerlemesi ile elde edilen sonuçların daha etkin kullanılması ve halkı bilgilendirme/bilinçlendirme/farkındalık kazandırma çalışmalarına yoğunluk verilmesi amacıyla düzenlenen “<b>1- 7 Nisan Kanser Haftası</b>” etkinlikleri,kanser mücadelesinde oldukça önemli bir yer tutmaktadır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:3.0pt; margin-left:3.1pt; text-align:justify"><span style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:150%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Kanser hastalığının yükü dünya <span style="color:black">çapında her</span> geçen gün artış göstermektedir. </span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:3.0pt; margin-left:3.1pt; text-align:justify"><span style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:150%"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018 yılı verilerine göre söz konusu yılda küresel bazda 18.1 milyon yeni kanser vakası saptanmışken, hastalığa bağlı 9.6 milyon ölüm gerçekleşmiştir. Dünya genelinde her 5 erkekten birinde ve her altı kadından birindehayatları boyunca kanser gelişmesi beklenirken her 8 erkekten birinin, her 11 kadından birinin ise kanser sebebiyle hayatını kaybedeceği ön görülmektedir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:3.0pt; margin-left:3.1pt; text-align:justify"><span style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:150%"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Yine gelecek yıllarda dünya nüfusunun artması, yaşlanması ve kansere yol açabilecek risk faktörlerine daha çok ve uzun süre maruz kalması ile birlikte gerek tanı konacak kanser olgu sayısının gerekse bahsi geçen hastalığa bağlı ekonomik, sosyolojik ve psikolojik yükün artması beklenmektedir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:.0001pt; margin-left:3.1pt; text-align:justify"><span style="line-height:150%"><span style="tab-stops:center 8.0cm right 16.0cm"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:150%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">%90 çevresel, %10 oranında ise genetik faktörlere bağlı olarak gelişmekte olan kanserlerin,çevresel faktörler arasında yer alan; tütün kullanımı, alkol tüketimi, fazla kilolu ve/veya obez olma ve enfeksiyonlara maruziyetin engellenmesi yolu ile günümüzde %30-%50 oranında önlenebileceği bilinmektedir.</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:150%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Özellikle ortaya çıkışının önlenebildiği, taramalarla ölümün engellenebildiği ve erken teşhis edildiğinde tedavinin yaşam kalitesine çok şey katabildiği kanser türleri göz önüne alınırsa korunmanın önemi daha da artmaktadır.</span></span></span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:.0001pt; margin-left:3.1pt; text-align:justify"><span style="line-height:150%"><span style="tab-stops:center 8.0cm right 16.0cm"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:150%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Pandemi döneminde sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin artırılması, tuz kullanımının azaltılması, tütün ve tütün ürünlerinin kullanılmaması hem kanserden korunmada hem de salgınla mücadelede önemli bir etkendir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:.0001pt; margin-left:3.1pt; text-align:justify"><span style="line-height:150%"><span style="tab-stops:center 8.0cm right 16.0cm"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:150%"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Yapılan çalışmalar yirmi birinci yüzyılda kanser konusunda en önemli kontrol stratejisinin korunma ve erken teşhis olduğunu açıkça göstermektedir. Bu kapsamda; kanserojen maddelerin tespiti, risk faktörlerinden kaçınma, taramave erken tanı en önemli önleme stratejileri arasında yer almaktadır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:10.0pt; margin-left:3.1pt; text-align:justify"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Bu nedenle erken teşhis oranlarında herhangi bir düşüş yaşanmaması için taramaların pandemi sürecindede devam etmesi önem arz etmektedir. Pandemi gerekçesiyle taramaların ertelenmesi, ileri evre teşhis oranlarında artışa neden olabilmektedir. Ancak,&nbsp; pandemi koşullarındasöz konusu kanser taramaları "</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">COVID-19 Pandemisinde Sağlık Kurumlarında Çalışma Rehberi ve Enfeksiyon Kontrol Önlemleri" doğrultusunda gerçekleştirilmelidir.</span></span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:10.0pt; margin-left:3.1pt; text-align:justify"></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:10.0pt; margin-left:3.1pt; text-align:justify"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve Mobil kanser tarama araçlarında:</span></span></span></p>

<ul>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:3.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:16.0pt"><b><span style="font-size:12.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">40-69</span></span></b><span style="font-size:12.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""> yaş arası kadınlara <b>2 yılda</b> bir meme kanseri taraması </span></span></span></li>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:3.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:16.0pt"><b><span style="font-size:12.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">30-65</span></span></b><span style="font-size:12.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""> yaş arası kadınlara <b>5 yıl da</b> bir rahim ağzı kanseri taraması </span></span></span></li>
	<li class="CxSpMiddle" style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:3.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:16.0pt"><b><span style="font-size:12.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">50-70</span></span></b><span style="font-size:12.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""> yaş arası <b>kadın ve erkeklere 2 yılda</b> bir kalınbağırsak kanseri taramaları </span></span></span></li>
</ul>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:10.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">ÜCRETSİZ</span></span></span></b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""> olarak yapılmaktadır.</span></span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:10.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:10.0pt; margin-left:3.1pt; text-align:justify"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Tarama sonrasında pozitif ya da şüpheli bulunan kişiler, tarama sonrası teşhis merkezlerimize yönlendirilmekte ve ileri tetkikler yapılmaktadır. Teşhis ve tedavi hizmetleri ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları tarafından yapılmaktadır. </span></span></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="margin-top:3.0pt; margin-right:3.1pt; margin-bottom:.0001pt; margin-left:1.8pt; text-align:justify"><span style="line-height:150%"><span style="tab-stops:center 8.0cm right 16.0cm"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:150%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Kansere karşı mücadelede “Farkındalık ve Bilinç Düzeyinin arttırılması” önemli olup, </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:150%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Nisan ayının ilk haftası ülkemizde “Kanser Haftası” olarak kabul edilmiştir. Her yıl 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftasında, ülkemiz açısından önemi giderek artan kanser hastalığına karşı halkta farkındalık yaratmak, taramalara katılımı artırmak için birçok etkinlik düzenlenmektedir. Ancak halkı bilgilendirme, bilinçlendirme ve farkındalık oluşturma çalışmalarının yılın bir haftası ile sınırlı tutulmayıp yıl boyunca sürdürülmesinin akılda tutulması kanser mücadelesinde önemli kazanımlar sağlayacaktır.</span></span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 Apr 2021 12:07:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2021/04/kanser-haftasi_76a56.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Müdürlüğü Rahim Ağzı kanserine dikkat çekti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/saglik-mudurlugu-rahim-agzi-kanserine-dikkat-cekti-9786</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/saglik-mudurlugu-rahim-agzi-kanserine-dikkat-cekti-9786</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div class="WordSection1">Ocak ayı itibari ile rahim ağzı kanseri farkındalık günleri olarak İl Sağlık Müdürlüğü bir açıklama yaparak kansere dikkat çekti ve şu bilgileri paylaştı : “Serviks kanseri, dünya genelinde kadınları en çok etkileyen, etkili tarama yöntemleriyle erken tanınıp tedavi edilebilen ve böylelikle hastalığa bağlı ölüm oranlarının büyük oranda azaltılabildiği kanser türlerinden biridir. Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı olarak belirlemiş olup dünyanın birçok ülkesinde hastalığa dikkat çekmek üzere çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.</div>

<p style="text-align:justify"><b>Rahim Ağzı Kanseri Neden Önemli?</b></p>

<ul>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Rahim ağzı kanseri önlenebilen bir hastalıktır.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Rahim ağzı kanseri erken teşhis edildiğinde %100 tedavi edilebilir bir kanser türüdür.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Rahim ağzı kanserinden ölüm tamamen engellenebilir durumdadır.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Düzenli rahim ağzı kanseri taramasından geçen bir kadının, rahim ağzı kanserinden ölmeyeceği söylenebilir.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><b>Risk faktörleri:</b>Aşağıdaki özelliklere sahip bir kadınsanız, rahim ağzı kanseri için yüksek risk altında olabilirsiniz:</p>

<ul>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">30 yaşın üzerinde olup tedavi edilmemiş Human Papilloma Virüs (HPV) ve/veya cinsel yolla bulaşan diğer enfeksiyonlarınız var ise. (HPV, rahim ağzı kanseri de dahil olmak üzere en az altı kanser türüne neden olabilen, cinsel yolla bulaşan yaygın bir virüstür.)</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erken yaşta (16 yaş öncesi) aktif cinsel yaşama başladıysanız.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Birden fazla seks partneriniz var ise.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Düzenli şekilde rahim ağzı kanser taramaları yaptırmıyor iseniz.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sigara içiyorsanız.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Meyve ve sebzeyi az tüketmek şeklinde bir beslenme alışkanlığınız var ise.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Düşük sosyoekonomik düzeye mensup iseniz.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Uzun süre (5 yıldan fazla) doğum kontrol hapı kullanma öykünüz var ise.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Zayıflamış bağışıklık sistemi (İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü/HIV gibi)söz konusu ise.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Aşırı kilolu veya obez iseniz.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Rahim ağzı kanseri olan bir kız kardeş veya anne gibi yakın bir akrabanız varsa.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Doğumdan önce dietilstilbestrol'e (DES) maruz kalmış iseniz.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><b>Belirtileri:</b>Rahim ağzında kanser öncesinde gelişen değişiklikler genellikle belirti vermeyip ancakpelvik muayene,Pap testi ve HPV testleri ile erken dönemde tespit edilebilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Aşağıdaki belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız hemen bir sağlık uzmanına başvurunuz:</p>

<ul>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Vajinadan artan miktarda veya alışılmadık türde akıntı geliyorsa</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sırt, bacak veya kadın cinsel organlarının olduğu bölgede ağrı gözleniyorsa</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yorgunluk, kilo kaybı, iştahsızlık gelişmişse</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tek ya da iki bacakta şişkinlik varsa</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İdrar yaparken ağrı gözleniyorsa</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Normal adet dönemi dışındaki zamanlarda lekelenme tarzında hafif kanama oluyorsa</span></span></span></span></li>
</ul>

<ul>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Normalden daha uzun süren veya daha ağır olan âdet kanaması söz konusu ise</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında kanama veya ağrı gözleniyorsa</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Menopoz sonrası kanama izleniyorsa.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p style="margin-left:18.0pt; text-align:justify"><b>Erken Teşhis</b></p>

<p style="text-align:justify">Tarama ve erken teşhis ile tedavisi yüzde yüz mümkün olan rahim ağzı kanseri, günümüzde kanserden ölüm nedenleri arasında çok geride yer almaktadır. Rahim ağzı kanseri HPV ile ilişkili olan en yaygın hastalıktır. Neredeyse tüm rahim ağzı kanserleri HPV enfeksiyonu nedeniyle gelişmektedir. HPV ayrıca kadın ve erkeklerde cinsel organ ve ağız boşluğu kanserlerine de neden olmaktadır. HPV’nin tespiti, erken dönemde rahim ağzındaki kanser öncülü değişikliklere işaret ederek kanser teşhisini kolaylaştırmaktadır.&nbsp; Günümüzde rahim ağzı kanserini önlemeye veya erken bulmaya yardımcı olmak üzere geliştirilmiş iki tarama testi yaygın şekilde kullanılmaktadır.</p>

<ul>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Pap testi (veya Papsmear), uygun şekilde tedavi edilmezse rahim ağzı kanserine dönüşebilecek olan prekanseröz durumları (rahim ağzındaki hücre değişiklikleri) arama esasına dayanır.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">HPV testi ise bu hücresel değişikliklere neden olabilecek virüsün (insan papilloma virüsü) rahim ağzı hücrelerinde tespiti esasına dayanan bir testtir.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Her iki test de son derece basit ve ağrısız işlemler olup aynı anda yapılmaktadır.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p style="margin-left:18.0pt; text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Rahim ağzı kanseri Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ tarafından) “önlenebilen bir ölüm nedeni” olarak tanımlanmaktadır. Bu gerçekten hareketle tehlikeli olmasının yanında önlenebilir bir kanser olma özelliğini taşıyan bu hastalık için tüm dünyada tarama yapılması ve her ülkenin kendi kontrol politikasını oluşturması önerilmektedir. Ülkemizde uygulanan ulusal kanser tarama programı uyarınca, tarama standartlarımız doğrultusunda 30-65 yaş aralığındaki kadınlara her 5 yılda bir HPV ve Pap Testi uygulanmaktadır. Pozitif olgular teşhis merkezlerimize ileri tetkik için gönderilmektedir.</p>

<p style="margin-left:18.0pt; text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><b>Tarama Testleri Nerelerde Yapılabilir?</b></p>

<p style="text-align:justify">Ülkemizde rahim ağzı kanseri taramaları ÜCRETSİZ olarak Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM, Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM), Toplum Sağlığı Merkezlerinde (TSM) ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde (SHM) yapılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bakanlığımız ve Bilim kurulunun hazırlamış olduğu COVID-19 pandemisinde Enfeksiyon Kontrol Önlemleri Rehberi doğrultusunda gerekli önlemler alınarak kanser taramaları devam etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><b>Tedavi</b></p>

<ul>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Rahim ağzı kanseri ameliyat, radyasyon ve kemoterapi ile tedavi edilir. Bu tedavi seçenekleri hastanın durumuna ve ihtiyacına göre tek başına veya birbiriyle kombinasyon halinde verilebilir.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tedavi kanserin evresine, tümör hücrelerinin türüne ve tıbbi durumunuza bağlıdır.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><b>Korunma</b></p>

<p style="text-align:justify">Günümüzde etkin tarama testlerinin ve İnsan Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonlarını önleyici aşının varlığı sebebiyle rahim ağzı kanseri yüksek oranda önlenebilir durumdadır. Rahim ağzı kanseri erken tespit edildiğinde, yüksek oranda tedavi edilebilir ve uzun süre hayatta kalma ve iyi yaşam kalitesi ile ilişkilidir.</p>

<p style="text-align:justify">Korunmada dikkat edilecek hususlar şu şekilde özetlenebilir:</p>

<ul>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">HPV’nin en çok kanser yapan tiplerine karşı geliştirilen ve koruyuculuğu yüksek olan aşılar mevcuttur. Dünya Sağlık Örgütü, rahim ağzı kanserine karşı 9-14 yaşlarındaki kız çocuklara aşı yapılmasını önermektedir.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">30 yaşından itibaren tarama testlerini düzenli bir şekilde yaptırmak.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Güvenli cinsel ilişki konusunda eğitim almak.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Cinsel aktivite sırasında prezervatif (kondom) kullanmak.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erkeklerin sünnet olması.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sigara kullanmamak. </span></span></span></span></li>
	<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; text-align:justify"><span style="line-height:107%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sebze ve meyvelerden zengin sağlıklı beslenmek.”</span></span></span></span></li>
</ul>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Jan 2021 11:51:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2021/01/saglik-mudurlugu-rahim-agzi-kanserine-dikkat-cekti_5a04d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aşı karşıtlığı büyük felaketlere yol açar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/asi-karsitligi-buyuk-felaketlere-yol-acar-9452</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/asi-karsitligi-buyuk-felaketlere-yol-acar-9452</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="text-align:center"></p>

<p>Aksaray Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Şenol Atakan aşı hakkında bilgiler verdi. Dr. Atakan yaptığı basın açıklamasında “Mart 2020 tarihi itibariyle tüm Dünyada Covid-19 Pandemisi’nin ilanı ile, birçok vatandaşımızın hastalandığı ve birçok insanımızın hayatını kaybettiği bir halk sağlığı sorunu ile karşı karşıya olduğumuz açıktır. Nihayet 9. ay itibariyle son günlerin popüler deyimi ile tünelin ucundaki ışık görünmüştür. Bahsi geçen ışığın kaynağı şüphesiz ki aşılamadır. Elde ettiğimiz bilgiler Covid aşılamalarının ülkemizde 2020 yılının son günlerinde başlayacağı yönündedir. Ancak aşı uygulamasının yöntemine ilişkin çok bilinmeyenli denklem başta biz aile hekimlerinin kafasında soru işareti olarak yerini korumaktadır. Aşının uygulanmasına sayılı günler kala gönül isterdi ki ülkemizin sağlık otoriteleri sahanın gerçeklerini en iyi bilen bizlere konu hakkındaki fikirlerimizi sorsun. İşte o henüz sorulmayan, aşı uygulamasına ilişkin temel fikirlerimizi maddeler halinde sıralamak gerekirse;</p>

<p>1)Aşılama hizmetine derhal en yakın işgününde sağlık personelimizin aşılaması ile başlayarak Covid mücadelesi kapsamında daha fazla zafiyete düşmemiz bir an evvel engellenmeli, aşılama hizmetleri sırasında da bu vesile ile hem vatandaşımızın hem de sağlık personelimizin sağlıkları korunmalıdır.</p>

<p>2)Aşı uygulaması için mevcut aile sağlığı merkezlerini kullanmak yerine aşı merkezlerinin oluşturulması, aşılamanın aile hekimliği birimi tabanlı değil tüm nüfusu kapsayacak şekilde belli merkezlerden yürütülmesi esas olmalıdır. Halihazırda ülkemizdeki aile hekimliği birimlerinde %20 lere varan oranlarda personel açığı yaşanmakta olup eksik personeli olan birimlerde aşılama yetersizliği yaşanmasının bu suretle önüne geçilmelidir. Aşı merkezleri uygulaması şu anda İngiltere’de başlamış ve planlama ona göre yapılmıştır. Ülkemizde de gerek bu dönemde kapalı olan okul binaları ve gerekse de faaliyetleri zaten durmuş olan spor tesisleri bu maksatla geçici olarak aşılama hizmetlerine tesis edilebilir. Aile hekimliği çalışanlarımızın gerekli teknik ve personel desteği ile bu merkezlerde aşılama hizmetlerini yürütmesi mümkündür.Aşı sonrası nadir görülen ve akut gelişebilen alerjik reaksiyonların takibi açısından arzu eden vatandaşlarımızın bir süre izole olarak bekleyebilecekleri bir ilave alanın da kurulması esastır.</p>

<p>3)Birinci basamak bir süreliğine asli görevi olan koruyucu sağlık hizmetlerine dönmeli, aşılama işiyle iştigal etmeli, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetleri 2. Ve 3. Basamak sağlık kuruluşlarında devam ettirilmelidir.</p>

<p>4) Bilindiği üzere aile hekimliği birimleri bir süredir Covid(+) ya da temaslı hastaları her gün telefonla arayarak durumları hakkında bilgi almaya çalışmakta idi. Bu uygulama camiamızda kabul görmemiş, bilimsel bir dayanağı olmayan, sağlık personeline yapılacak olan ek ödemenin de ölçütü olamayacak nitelikte vasıfsız bir iştir. Bunun yerine müdürlükler bünyesinde oluşturulacak çağrı merkezleri güçlendirilmeli, aile hekimliği birimleri tüm konsantrasyonu ile aşılama hizmetine yoğunlaşmalıdır.</p>

<p>5)Pandeminin bir gün bile erken sonlandırılmasının bedeli yaşamına devam edecek yüzlerce candır. Bu suretle aile hekimlerinin sırtında bir kambur haline gelmiş olan ve aslında bir sağlık hizmeti dahi olmayan “sağlık raporları” sorunsalını bu vesile ile kalıcı olarak hem aile hekimlerinin hem de vatandaşlarımızın hayatından çıkarmanın da zamanı gelmiştir. Bu suretle aşılama hedeflerimize daha erken ulaşmak mümkündür.</p>

<p>6)Aşılanacak olan vatandaşlarımıza gerekli bilgilendirmenin HES/SMS/E-nabız ve gerekir ise muhtarlar aracılığı ile yapılarak ilgili merkezlerdeki gereksiz yığılmanın önüne geçilmeli, İnfluenza (Grip) Aşısında halen çözülemeyen bu konu ile ilgili daha katı tedbirler</p>

<p></p>

<p>alınmalıdır. Aşılama için vatandaşlarımıza gün saat ve dakikasına varana dek detaylı bir randevu oluşturularak gerekli bilgilendirmesi yapılmalıdır.</p>

<p>6) Kurulacak aşı merkezlerinde vatandaşlarımızın planlama dahilinde olmadığı halde aşıyı ısrarla talep etmesi neticesinde oluşacak sağlıkta şiddet hadiselerini bertaraf etmeye yönelik kolluk kuvvetleri destekli güvenlik tedbirleri alınmalıdır.</p>

<p>7) Sağlık personelimiz aşı uygulama işi ile meşgul iken gerek bakanlığımızda ve gerekse de diğer kamu kurumlarında çalışan diğer personelden aşı listelerinin takibi, vatandaşların yönlendirilmesi, kaydedilmesi , lojistiği ve transportu gibi konularda yardım alınmalıdır.</p>

<p>8) Yapılacak olan planlamaların akut olarak pandemiyi sonlandırmak gibi bir amaca hizmet edecek olmasının yanı sıra istenilen bağışıklık düzeyinin ne kadar süre ile muhafaza edilebileceği muğlaktır. Bu nedenle covid bağışıklamasının artık hayatımızın bir parçası olması, belki de bir yıl bile olmadan tekrarlanması muhtemeldir. Dolayısıyla birinci basamak sağlık hizmetlerinde bugünden tezi yok başta sağlık personeli eksikliğinin giderilmesi olmak üzere yapılacak düzenlemelerin kalıcı ve sürdürülebilir olması gerekmektedir.</p>

<p>&nbsp;Pandeminin başından beri bu savaşta yüzlerce sağlık çalışanımızı şehit verdik. Şehitlik mertebesi siyasilerin şahıslara bahşedebileceği bir lütuf değildir. Biz yeri doldurulamayacak olan bu arkadaşlarımızın şehadetlerine şahidiz. Ancak acılı ailelerini devlet nezdinde&nbsp; bir nebze olsun onore etmek, kendilerine verilecek vazife şehitliği unvanı ile mümkündür. İşi doğrudan covid hastalarına hizmet vermek olan sağlık personelinin kendisinin enfekte olması durumunda&nbsp;&nbsp; durumun meslek hastalığı sayılmaması&nbsp; ise bizleri derinden yaralamakta, verdiğimiz hizmetin kıymetinin bilinmediği yönündeki algımız kuvvetlenmektedir.</p>

<p align="center" style="text-align:center"><b><i>Aşı Karşıtlığı büyük felaketlere yol açabilir...</i></b></p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunun için, günümüz modern sağlık anlayışıyla, bireyin hasta olmadan sağlığının korunması ve yaşamını sağlıklı olarak sürdürmesi gerekliliği anlayışı önemlidir. Gelişmiş tüm uygarlıklar, bu anlayışı benimsemiş ve sağlık politikalarını buna göre oluşturmuşlardır. Aile hekimliğinde koruyucu hekimlik uygulamaları ile toplum sağlığının daha üst seviyelere ulaşması sağlanacaktır.</p>

<p>Başta da ifade ettiğimiz üzere tünelin ucundaki ışık görünmüştür. Daha fazla sayıda vatandaşımızın o ışığa kavuşması ise aşılama hizmetlerinin hızlı, etkin ve güvenilir bir şekilde yürütülmesi ile mümkündür. Bu süreç şüphesiz ki biz hizmet sağlayıcıların da çözüme giden yolda değerli fikirlerinin alınması ile istenilen başarıya ulaşabilecektir.Bizler ülkenin dört bir yanından memleket sevdalısı hekimler olarak, ülkemizin aydınlık yarınlara ulaşması yolundaki bu büyük adımda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne hizmet etmekten onur duyacağımızı kamuoyu ile saygıyla paylaşmak isteriz.” Dedi.</p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Dec 2020 11:32:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2020/12/asi-karsitligi-buyuk-felaketlere-yol-acar_4ef8f.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tıp fakültesi öğrencileri önlük giydi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://yeniaksaray.com.tr/haber/tip-fakultesi-ogrencileri-onluk-giydi-4</link>
                <guid>https://yeniaksaray.com.tr/haber/tip-fakultesi-ogrencileri-onluk-giydi-4</guid>
                <description><![CDATA[Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi ilk öğrencileri dün itibariyle beyaz önlük giyme töreni ile hekimliğe ilk adımlarını attılar. Üniversite rektörü  Prof. Dr. Yusuf Şahin, Fakülte dekanı Prof. Dr. Namık Özkan, Sağlık Müdürü Cengizhan Kılıçaslan ve Fatültenin öğretim görevlilerinin de bulunduğu önlük giyme töreninde gurur ve heyecan yaşandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.5pt"><span helvetica="" style="font-family:"><span style="color:#1d2129">Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi ilk öğrencileri dün itibariyle beyaz önlük giyme töreni ile hekimliğe ilk adımlarını attılar. Üniversite rektörü&nbsp; Prof. Dr. Yusuf Şahin, Fakülte dekanı Prof. Dr. Namık Özkan, Sağlık Müdürü Cengizhan Kılıçaslan ve Fatültenin öğretim görevlilerinin de bulunduğu önlük giyme töreninde gurur ve heyecan yaşandı.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Nov 2017 10:29:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://yeniaksaray.com.tr/images/haberler/2017/11/tip_fakultesi_ogrencileri_onluk_giydi_h4_af8c5.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
