13.8 Milyar Yıl Önceki Hakem: Big Bang, Aristo’ya Karşı Gazzali
07 Eylül 2026, Pazartesi 16:42Felsefe tarihinin en büyük, en köklü tartışmaları nerede koptu biliyor musunuz? Ne ahlakta ne de siyasette... En büyük entelektüel savaş, başımızı gökyüzüne kaldırıp sorduğumuz o kadim soruda gizliydi: Evren her zaman var mıydı, yoksa sonradan mı var oldu? Örneğin Hayy Bin Yakzan eserinin yazarı filozof İbn Tufeyl, İbn Rüşd’ü dönemin felsefeye meraklı olan Muvahhidî sultanı Ebû Ya‘kūb Yûsuf b. Abdülmü’min ile tanıştırdı ve Sultan’nın İbn Rüşd’e ilk sorusu şu oldu “Evren Kadimmi yoksa Hadismi?”
Yüzyıllar boyunca insan zihni bu soru etrafında iki dev kutba ayrıldı. Bir tarafta Antik Yunan’ın rasyonalist dehası Aristo duruyordu. Aristo’ya göre evren ‘kadim’di; yani başlangıcı ve sonu yoktu. Madde ezeliydi, zaman sonsuz bir döngüden ibaretti. Bu fikir o kadar güçlüydü ki, Hristiyan ve İslam dünyasındaki pek çok filozofu (İbn Sina ve Farabi dâhil) etkisi altına aldı.
Diğer tarafta ise 11. yüzyılda körü körüne taklide savaş açan İslam düşünürü İmam Gazzali vardı. Gazzali, Aristo’nun bu ‘ezeli evren’ fikrine amansızca karşı çıktı. Geliştirdiği "hudûs delili" ile net bir manifesto yayınladı: Evren değişiyordu; değişen şey sonradan var olmuş demekti (hâdis); sonradan var olan her şeyin ise bir başlangıcı ve onu yokluktan varlığa çıkaran bir Yaratıcısı (muhdis) olmak zorundaydı. Gazzali’ye göre zaman ve mekân, evrenin yaratılış anıyla birlikte başlamıştı.
Felsefe kürsülerinde bu iki fikir yüzyıllarca çarpıştı. Ta ki 20. yüzyılın başına kadar.
1920’lerde Edwin Hubble, teleskobunun başına geçip galaksilerin birbirinden uzaklaştığını, yani evrenin sürekli genişlediğini fark etti. Bu keşif, insanlık tarihinin en büyük bilimsel devrimlerinden biri olan Big Bang (Büyük Patlama) teorisinin kapısını araladı.
Fizikçiler filmi geriye doğru sardıklarında büyüleyici bir gerçekle karşılaştılar: Eğer evren genişliyorsa, geçmişte daha küçük olmalıydı. En geriye gidildiğinde ise her şeyin yaklaşık 13.8 milyar yıl önce ‘tek bir noktadan’, sıfır hacim ve sonsuz yoğunluktaki bir ‘hiçlikten’ başladığı ortaya çıktı.
İşte o an, modern astrofizik felsefe tarihinin en büyük davasında hakemlik koltuğuna oturdu. Big Bang, Aristo’nun ‘başlangıç sız, durağan ve ezeli evren’ modelini tamamen yıktı. Buna karşılık, Gazali’nin odasının loş mum ışığında, sadece inandığı değerden, akıl yürüterek ulaştığı ‘Evrenin bir başlangıcı vardır ve zaman o an yaratılmıştır’ tezini matematiksel olarak tescilledi.
Bugün Big Bang, bilimin dilidir; Gazzali’nin hudûs teorisi ise inancın ve felsefenin dili. İkisinin buluştuğu ortak zemin, evrenin bir doğum günü olduğu gerçeğidir. Aristo’nun yanıldığı, Gazzali’nin ise haklı çıktığı bu kozmik hesaplaşma inancın yüzyıllar önceden gerçeği fısıldayabileceğini gösteriyor.
Evren durağan bir heykel değil; 13.8 milyar yıl önce inanç açısından ‘Ol’ emriyle veya bilimsel açıdan büyük bir patlamayla başlayan, sürekli büyüyen canlı bir hikâye. Ve bizler, bu hikâyenin hem şahitleri hem de parça parça dağılmış yıldız tozlarıyız.
Sonuç olarak Big Bang Gazzali’yi ve dini inancı haklı çıkartsa da, İslam inancın bilimsel bir veri ile doğrulanmaya ihtiyacı yoktur, sadece inanan bir insan inandığı şeylerin bilim ile paralellik göstermesinde memnuniyet duyar. Din ve Bilim birbirinin alternatifi veya zıttı değildir, birbirini ikame edemez.
Aristo yanılmış olsa da, bugün bize şunu sorardı “Kadim olan tanrı ile 13,8 milyar yıl öncesindeki o boşlukta ne var?” Bu soru filozoflar için sorulmaya devam edecektir ve devam etmelidir de.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.