SABANCI
Aksaray
25 Mayıs, 2026, Pazartesi

Kendi Olma Cesareti: Otantiklik

25 Mayıs 2026, Pazartesi 16:13

​Hepimiz dijital çağın getirdiği iletişim bombardımanı altında kesintisiz bir onaylanma ve beğenilme arzusu içerisinde olabiliyoruz. Sosyal medyanın dayattığı o 'filtreli hayat'lar ve kusursuzluk imajları, zihnimizde kendimizi mükemmelliyetçi olma şeması içine dahil ediyor.

Hayatın koşuşturmacası içinde farkında olmadan hepimiz kendi hikâyemizin kahramanı olmak yerine figüranı oluyoruz. Oysa biraz yavaşlamaya ve durup düşünmeye vakit ayırdığımızda "İstediğim hayat bu mu?" diye kendimize soruyoruz... İşte bu noktada psikolojide var olan bir kavram devreye giriyor: otantiklik ya da kuramsal literatürde kullanılan ismi ile otantisite. Otantik kelimesi günlük dile daha uygun olduğu için oradan devam edelim.

Otantik olmak, bireyin dışsal etmenler yerine içsel etmenlerinin baskın olması demektir. Yani "el-alem ne der" baskısından kurtulduğu, kendi özgün değerleriyle kurduğu bağın, kitlelerin sesinden daha gür çıktığı bir varoluş biçimidir.

​Ancak günümüz dünyasında bu bağ her geçen gün daha da köreliyor.

Kültür endüstrisinin bireyi tek tipleştirdiği bu iletişim çağının tam göbeğinde yaşayan bizler için otantik kalabilmek, artık bir cesaret meselesi. Çünkü otantik olmak; herkesin aynı yöne koştuğu bir dünyada durup "Ben bu yöne gitmek istemiyorum" diyebilme cesaretidir.

Çevremizdekilerin bizi "uyumsuz" ilan etmesin diye giydiğimiz o görünmez maskeleri çıkarıp atabilmektir. İnsanların bizi kusursuz bir figür olarak sevmesindense; olduğumuz gibi, kusurlarımızla ve kırılganlıklarımızla reddetmesini göze alabilmektir. Bu yönüyle otantiklik, sistemin bizden beklediği o sessiz ve sorunsuz uyuma karşı psikolojik bir dirençtir.

Geçenlerde okuduğum bir kitap, bana mükemmel bir sessizliktense, kusurlu bir çığlığın çok daha asil olduğunu hatırlattı. Tıpkı o çığlıkta olduğu gibi, yapay bir kusursuzluk yerine kendi gerçek, yalın ve hatta yaralı sesimizle var olabilmektir asıl duruş; çünkü bizi biz yapan o 'gerçek ve samimi' sesimizdir.

Tam da şu an bayramların o telaşı dindiren, insanı kendi içine döndüren arınma ruhunu hazır yakalamışken, önümüzdeki bu güzel günlerde kendimize ve sevdiklerimize bir alan açalım.

Bu Kurban Bayramı’nda, sevdiklerimize ikram edeceğimiz en güzel hediye, beklentilerin arkasına gizlenmiş bir "ben" değil; tüm samimiyetiyle orada olan, kusurlu ama gerçek, otantik benliğimiz olsun.

Maskelerimizden kurban ettiğimiz, kendimize yaklaştığımız huzurlu bir bayram dileğiyle...

Sağlık ve sevgi ile...

 

@uzm.psk.dan.mervesudemen

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.