KÜLLİYE’NİN GÖRÜNMEZ DUVARLARI: Cumhurbaşkanlığının Yeni Bir ‘Nizamülmülk’ İhtiyacı
30 Eylül 2026, Çarşamba 16:372018 yılında “hızlı karar almak ve bürokrasiyi azaltmak’ amacıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildi. Ancak aradan geçen yıllar ve son olarak Eylül 2026’daki fon krizi gösterdi ki, tüm gücü ve kararları tek bir imzada toplamak devlet mekanizmasını hızlandırmak yerine adeta kilitliyor. Bir şube müdür atamasından dev stratejik hamlelere kadar her şey Cumhurbaşkanı’ndan onay beklerken, sistem kendi ağırlığı altında ezilmeye başladı.
Buradaki en büyük sorun, bakanlıkların Selçuklu’dan gelen asırlık kurumsal hafızasının etkisizleştirilmesi, sahada seçmene hesap veren milletvekillerinin ve Meclisin devre dışı bırakılmasıdır. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurulan Politika Kurulları, ne yazık ki sahaya ve devlete yön verecek politikalar üretemedi ve beklentileri karşılayamadı. Kurumlardan ve kurumsal hafızadan yoksun bu yapılar, bakanlıkların üzerinde “yetkisiz ama etkili” birer gölge bakanlık gibi sistemi hantallaştırdı.
BAKAN ŞİMŞEK BİLE KÜLLİYE DUVARINA MI ÇARPTI?
Her şeyin tek bir lidere endeksli olması, Külliye’de ciddi bir "sahipsizlik" alanı da doğurdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ulaşabilen ya da onun adını kullanabilen bazı çevreler, bu denetimsiz güç alanını kendi menfaatleri için kullanmaya başladı.Hatta Cumhurbaşkanımız geçen yıl bir grup toplantısında bu tür kişileri uyarmıştı. Son fon krizinde yaşanan nüfuz ticareti iddiaları ve ardından gelen istifalar, bu durumun en taze ve can yakıcı örneğidir.
İşin en çarpıcı kısmı ise bu krizin aslında bir "geliyorum" diye çığlık atmasıydı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, aylar önce açıkça "Bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını biliyoruz" diyerek bu tehlikeye erkenden dikkat çekmişti. Finansal İstikrar Komitesi'nde tavsiye kararları alınmasına rağmen, Şimşek’in bu sorunun üzerine kararlılıkla gidememesi arkasında derin bir yapısal tıkanıklık barındırıyor. Kamuoyunda ve piyasalarda oluşan çok güçlü bir anlayışa göre; Şimşek’in elini kolunu bağlayan şey tam da Külliye’nin içinden birilerinin bu sürece yaptığı müdahaleler olmasıdır. Bir bakan problemi aylar önceden teşhis ettiği halde yetkisini kullanmıyor ve saray koridorlarındaki klikleri aşamıyor algısı, ciddi bir yönetim krizini ortaya çıkardı.
2028 SEÇİMLERİNDE SANDIK RİSKE GİREBİLİR
Bu yönetim krizi ve ekonomik sarsıntı, sadece bugünü değil, seçimin geleceğini de doğrudan tehdit ediyor. Eğer Külliye’deki bu "saray içi kliklerin" müdahaleleri engellenemezse, faturası siyasi açıdan çok ağır olacak. Ekonomik istikrar arayışlarının tam ortasında patlak veren bu fon krizi, halkın sisteme ve adalete olan güvenini temelinden sarsıyor. Bu tür krizler ve bürokratik kilitlenme bu şekilde devam ederse, Cumhur İttifakı’nın 2028 seçimlerini kazanması ve mevcut sistemi sürdürmesi çok büyük bir riske girecektir.
Nitekim MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin bile açıkça "sistemde revizyona ve iyileştirmeye gidilmeli" çıkışı yapması, tehlikenin büyüklüğünün ve 2028’e giden yolda bu yapısal kilitlenmenin artık saklanamaz bir boyuta ulaştığının kanıtıdır.
ÇARE SELÇUKLU KODLARINDA: BİLGE BİR VEZİR ŞART
Bugün Cumhurbaşkanı Yardımcılığı makamı, Cumhurbaşkanı adına karar alabilecek güçlü bir yapı olmak yerine yalnızca günlük bürokratik trafiği yönetecek şekilde organize edildi. Oysa Türkiye’nin acilen Cumhurbaşkanı’nın üzerindeki bu devasa yükü alacak, sistemin tıkanan damarlarını açacak, Külliye içindeki çıkar gruplarını dizginleyecek ve hem bürokrasi hem halk için "erişilebilir" olacak güçlü bir siyasi akla ihtiyacı var.
Tarihimiz bize bu düğümün çözümü için harika bir formül sunuyor: Nizamülmülk.
Büyük Selçuklu Devleti’ni bir cihan imparatorluğuna dönüştüren sır, sadece Sultan Alparslan veya Melik Şah’ın askeri dehası değildi. Onların arkasında devleti nizam içinde tutan, adaleti,liyakati ve kurumsal yapıyı kuran bilge vezir Nizamülmülk’ün varlığıydı. Sultanın yükünü hafifleten, gerektiğinde onu doğru yönlendiren, saray içi entrikaları engelleyen ve devletin kurumsal hafızasını koruyan bir akıldı o. İlgilenmek isteyenlere Prof. Dr. Erkan Göksu’nun Bilge Vezir: Nizamülmülk kitabını okumalarını öneririm.
Bugün Sayın Cumhurbaşkanı’nın da tam olarak böyle bir "Bilge Vezir" modeline ihtiyacı var. Cumhurbaşkanı adına hızlı ve doğru kararlar alabilecek, bakanların arkasında durup saray içi müdahaleleri engelleyecek, hukuktan ve devlet geleneğinden anlayan, liyakat sahibi, güçlü ve tam yetkili bir kurumsal makam;belki de güçlü bir Cumhurbaşkanlığı Baş Yardımcılığı.
Ülkemiz çok kritik bir coğrafyada bulunuyor ve dış politika Sayın Cumhurbaşkanının zamanın çoğunu işgal ediyor ve Cumhurbaşkanının iç sorunlara yeteri kadar zaman ayıramaması gayet insani bir durumdur. Eğer bu revizyon yapılarak Cumhurbaşkanının yükü alacak bir kurumsal yapı oluşturulmaz ve külliye bu hali ile devam ederse, benzeri krizler ortaya çıkması sistemi sarsacaktır. Artık sert söylemlerin değil rasyonel ve kararlı eylemlerin zamanıdır.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.