ABAYLAR
Aksaray
30 August, 2025, Saturday

15 Mayıs 1919 da yaşananlar ve gerçeği anlamak. 

15 May 2025, Thursday 06:00

30 Ekim 1918'de Limni Adası Mondros Limanı'nda İngiliz  Agamemnon zırhlısında Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf (Orbay) liderliğindeki Osmanlı delegeleri Osmanlı için I. Dünya Savaşı'na son veren Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzaladı.

Rauf Bey Balkan Savaşları esnasında Hamidiye Kahramanı namı ile ün kazanmış iyi bir deniz subayıydı.

İyi derecede İngilizce biliyordu ve uzun yıllar İngiliz denizcileriyle beraber görev yaptığından İngiliz baş delegesi Amiral Arthur Gough-Calthorpe ile ateşkes müzakeresi için en uygun aday olduğu düşünülmüştü.

Ancak müzakereler ve imzalanan antlaşmanın metni Osmanlı Sadrazamı Ahmet İzzet (Furgaç) Paşa'nın Rauf Bey'i baş delege seçerek ne kadar büyük bir hata yaptığını ortaya koydu.

Rauf Bey imparatorluğu temsil eden bakan unvanlı bir diplomat gibi davranmayıp İngiliz amiralinin karşısında küçük rütbeli bir subay gibi ezilmişti.

Calthorpe'un bütün tehdit ve blöflerine kanmış, imparatorluğu tamamen işgale açan, ordu ve donanmasını fiilen yok eden, ekonomi ve ulaştırmasını yabancı ülkelerin insafına terk eden, kısacası çok ağır hükümler içeren bu antlaşmayı imzalamıştı.

Rauf Bey antlaşmayı imzaladıktan sonra vicdanını rahatlatmak için Calthorpe'dan sözlü teminat almaya çalışmıştır.

Oysa "asker sözü"nün diplomaside herhangi yeri ve ağırlığı olmadığını bilmesi gerekirdi.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi Rauf Bey İstanbul'a döndüğünde hükümet ve kamuoyuna hatalı bilgi vererek hezimeti bir zafer gibi sunmuştur.

Oysa attığı imza ile fiilen Osmanlı İmparatorluğu'na son vermişti.

Yani günahı en az 10 Ağustos 1920'de Sevrés Antlaşması'nı imzalayanlar kadar büyüktür ve belki de daha fazladır.

Arşiv belgelerinin araştırmacılara açılması ve sonrasında yapılan bilimsel yayınlar sayesinde Osmanlı'nın koşulları çok daha hafif bir ateşkes antlaşması imzalayabileceğini artık biliyoruz.

Daha dirayetli ve soğukkanlı bir hükümet deneyimli ve kabiliyetli bir diplomatı seçip gerekli talimatlarla Mondros'a gönderseydi imparatorluğun bu kadar ağır hükümlerin altında ezilmeyeceği açıktır.

Çünkü İngilizler sadece Osmanlı delegelerini kandırmamış daha büyük siyasi ve ekonomik kazançlar temin etmek için müttefikleri Fransız ve İtalyanları da aldatıp arkalarından iş çevirmiştir.

Zaten İngilizlere güvenmeyen Fransız ve İtalyanlar bu dalavere sonrasında Anadolu'da İngilizlerin müttefiki değil rakibi haline dönüşeceklerdi.

İngiltere ateşkes antlaşması sürecine Fransa ve İtalya'yı dahil etmiş olsaydı, istediklerinin hepsini elde edemeyecekti ama bu ateşkesi sahiplenip canı gönülden uygulamaya çalışacak müttefikleri olacaktı.

İngilizler bunun yerine istediği gibi kullanabileceği Yunan ve Ermenilerle ittifak kurmayı ve Kürtleri de kullanmayı tercih edecekti.

 

- Edirne ve Kırklareli de dâhil olmak üzere Trakya’nın tamamına yakını Yunanistan’a bırakılması ve Yunanların İzmir, Bursa, Balıkesir ve Uşak’ı işgal etmeleri,

- “Kürdistan” başlığıyla hazırlanan “Siyasal hükümleri” kapsayan 62, 63 ve 64. maddelerinde  Kürdistan’ın kurulması ve sınırlarının belirleneceği ,

(Siyasal Kürtçüler, "20’inci yüz yılda ilk kez Sevr Antlaşması’yla devlet kurma şansını yakaladık,  ancak İngilizlerin çıkarları ve Türklerin baskıları nedeniyle Kürdistan devletinin kurulması girişimi 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması’yla sekteye uğratıldı." demekteler.)

- Ermenistan (madde 88-93): Osmanlı, Ermenistan Cumhuriyeti'ni tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek (ABD Başkanı Wilson 22 Kasım 1920'de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan'a verdi.)

- Arap ülkeleri ve Adalar (madde 94-122): Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek. DEVAMI VAR

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.