Aksaray
28 Şubat, 2026, Cumartesi

BİR TELAŞTIR GİDİYOR

27 Şubat 2026, Cuma 16:13

Yıl yıldan on gün evvel gelir.

Bu da eder 36 yıl.

Yani, 36 yıl sonra işte böyle Eylül ayına rastlar Ramazan.

Bakın 21 Haziran gündüzlerin en uzunudur.

O zaman 18 saat aç kalırdı oruç olanlar.

Şimdi ise 13 buçuk saat.

Şu serin havada on üç buçuk saat çok mu.

Don demeden akşam oluyor.

Ben, ömrümde iki defa en uzun günlerde,

Haziran ve Temmuz aylarında oruçlu olduğumu iyi hatırlarım.

18 saat aç ve susuzluğa dayanırdık.

İftar sofrası şimdiki gibi zenginlik nerede.

Kaldır pilav indir pilav.

Her iki evden birinde sağmal sığırlar vardı.

Süt, yoğurt, tereyağ boldu.

Sahurda, baş yiyecek saç böreği idi.

Evlerin avlusunda örtme altındaki tandırda hazen denilen ağaç yaprağı yakılırdı.

Saç, bişirgeçle tangırdatılır,

Pişen börekler tereyağ ile göllendirilerek yağlanır,

Reyhan kokulu pekmezle boğazdan aşırılır,

Öyle tok tutardı ki, 18 saatin nasıl geçtiği bilinmezdi.

Şimdi bakıyorum da, türlü türlü yiyecekler, poşet poşet evlere taşınıyor.

Hele güneş batarken, arabalar dur durak bilmiyor, kaza yaparız bile denmiyor.

Bu telaş niye?

Orucun da bir eftal yanı vardır.

Sabretmek.

Dedem rahmetli at ile çıkmış hac yoluna.

Bakmış ki at da bakım ister,

Adana’ya varınca atı satmış,

Yaya gitmiş Arabistan’a

Bir de inanış vardı.

Sevabı olsun diye,

Yaya gidilirdi hacca.

Tabi dünya değişti.

Hızlı dönen yer küresine insanlar yetişmeye çalışıyor.

İslamın islama ve tüm insanlara eziyet etmesi günahtır.

Güzel dinimiz bunu emreder.

Öyleyse kendimize ve çevremize eziyet şöyle dursun,

Güler yüz, tatlı dil ve hoşgörü ile yaklaşalım.

Yaklaşalım ki orucun sevabı üzerimizde kalsın.

Kalın sağlıcakla...

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.