ÇALIŞMA HAYATIMDAN KESİT 2
15 Haziran 2026, Pazartesi 16:30İstanbul Haramıdere Gümrüğünde çalışırken Askere gitmek üzere işyerimden 1.12.1979 tarihinde ayrıldım. Önce sınava girdik. Sınavda; fizik ,kimya ve matematik derslerini bilerek yapmadım. Heyet raporu alırken sol elimin içinde tendo- flek kesiği olduğunu ortopedi doktoruna gösterdim. Hem bu özür, hem de kısa boylu olmam nedeniyle; komanda olamaz raporu verildi. Yedek subay sınavına Avukat İbrahim Baykan beyle birlikte gittik. Onun amcası Sadettin Baykan MSB lığı Sağlık Veteriner Dairesi Başkanı idi. İbrahim bey abimin sınıf arkadaşı ve sürekli futbol oynadığımız biri idi. Ona İbrahim abi, ben personel asteğmen olarak askerlik yapacağım dedim. Oda şuna bak, beni küçümseyerek, benim amcam asker, ben şuraya gideceğim diyemiyorum personel olacağım diyor diye beni küçümsedi. Komanda olamaz raporum nedeniyle muharip sınıf yerine karargâhlarda personel, levazım gibi sınıflarda görev alacağımı biliyordum. Kura da bana personel sınıfı geldi. İbrahim abiyi kızdırdım. İbrahim abi de levazım veya muharip olmayan bir sınıfta askerlik yaptı.
Balıkesir’de Kızpınarı denen bölgedeki Personel Okulunda yedek subay adayı olarak eğitime başladım. Eğitim bitti asteğmen rütbesini taktık. Ben dereceye girerek Aksaray Askerlik Şubesinde askerlik yapmak için çok çalıştım. Dersler katsayılı idi spor dersi 10 katsayılı olduğu için o derste torpillilere tam puan verilerek sporda da bana da düşük puan verildiği için 100 puan üzerinde 96 puanla dereceye giremedim. Kura yerleri açıklandığında Aksaray’ın kurada olmadığını öğrendim. Dereceye girmiş olsaydım da Aksaray’da şubede görev alamayacaktım. Eğitim döneminde Bekir Vural isimli arkadaşım hep memleketi Antalya Serik’i ballandıra ballandıra anlatırdı. Ben de Serik’i görme arzusu oluşturdu. Serik Askerlik Şubesi Isparta Askerlik dairesine bağlı bir kurumdu. Kurada burayı çekmeyi arzuladım. Kura da iyi yerler hep çıktı, uzak ve ücra yerler kalmışdı. Tunceli Pülümür gibi. Bana verilen Ders notlarında bizden önceki yedek subay adayları kura ayırsa da Pülümür de buluşuruz diye bir not yazılıydı. Bana sıra gelmeden ben kurada Serik’i çekmeyi arzu ediyorum, ancak; her halde, Pülümür yolu göründü diye içimden geçirirken, bir taraftan da arkadaşım Bekir Vural’ı kızdırmaktan geri kalmıyor, kurada Serik’i çekeceğim diye onu nazire yapıyordum. Oda bana nah çekersin diye kızarak cevap veriyordu. Bekir kredi yurtlar kurumunda çalışan Karakeçili Yörük arkadaştı. Kura sırası bana geldiğinde besmele çekerek elimi torbaya attım. Kura işini yaptıran Albay komutan evlat çektiğin yeri ben açıklayacağım dedi. Çektiğim kapalı kağıdı komutana verdim. Isparta Askerlik Diresi Başkanlığı Serik Askerlik Şubesi diye açıkladı. Kendi kendime bundan daha iyi bir dilek tutmak olmazdı, hacet kapısı açıkmış diye şükrettim. Albay arkası dönükken ona göstermeden Bekir Vural arkadaşıma, koca yörük; bu süpürge sapı değil, bilek diye nazire yaparak onu tekrar kızdırdım.
Serik Askerlik Şubesinde 1. Nisan 1980 de göreve başladım. Şubede benim gibi Asteğmen olan Çankırılı hukukçu İsmail Su başkanlığa vekalet ediyordu. İsmail bey Ağustos 1980 de terhis olarak şubeden ayrıldı. Giderken, askerlik hizmeti yakılan bir askerin dosyasını iyi incele, ancak; işlem yapma, aksi halde başın belaya girer demişti. Ben dosyayı Isparta ya Daire Başkanlığına gönderdim , işin içinden çıkamadılar dosyayı kendiniz halledin diye iade ettiler demişti. İsmail Su’yun terhisinden sonra, bu dosyayı istedim ve dikkatlice inceledim. Mahkeme kararlarında yakılan hizmetlerini, ne kadar hapis yattığını, daha ne kadar hapis yatacağını ve ne kadar süre askerlik hizmeti yapacağını hesaplayarak jandarmaya yakalanarak şubeye teslim edilmesini yazdım.
Yükümlü geldiğinde onunla iyilikle konuştum. Bak benim yaşıtımmışsın, 30 yaşına yaklaşmışsın ülkemizde askerliğini yapmayanı adamdan saymazlar. Askerlik görevi kutsal vatani görevdir, bana bir daha askerden kaçmadan askerliğini bitirme sözü ver dedim. Tamam komutanın söz veriyorum artık askerden kaçmayacağım dedi. Askeri birliğine adamlı olarak sevk ettim. Jandarmalara da adamı dövmeyin diye tembih ettim. Terhis olduktan sonra, şubedeki personelden o askerin durumun sordum hizmetini yaparak terhis olduğunu söylediler.
Serik’li bir doktor yedek subay adayı olarak askere sevk edildiği halde, birliğine gitmemiş, 1111 sayılı askerlik kanunun 89 maddene göre bakaya kaldığından, Serik’ te göreve başlamamdan önce askeri mahkemeye verilmiş, mahkeme neticesi bekleniyordu. 1076 sayılı Yedek Subay Kanununa göre bir gün hapis cezası veya para cezası alsa yedek subay hakkı ölecekti ve er olarak askerlik yapacaktı. Askerden kaçarken bunları bilmeyen doktor, sıkışınca Isparta Askerlik Dairesinde Necati Albaya ulaşmış, daire başkanının yeğeni, bir teğmen, doktar ve yanlarında da 3-4 kişi daha olmak üzere kalabalık bir grup olarak şubeye geldiler. Teğmen Necati Albayın talimatı doktor arkadaş Uzmanlık sınavına girecek, askerlikten ilişiksiz belgesi lazımmış onu vereceksin dedi. Zile bastım asker geldi, doktorun ismini söyleyerek dosyasını getir dedim. Dosyayı aldım inceledim. Teğmenim arkadaş bakaya kalmış, askeri mahkemeye verilmiş, buna askerlikten ilişiği yoktur belgesi veremeyiz, ancak; mahkeme kararı belli olmadan askere de alamadığımız için durumunu belirtir bir belge hazırlatayım onu vereyim dedim. Teğmen, askerlikle ilişiği yoktur belgesi vereceksin komutanın emri dedi. Ben komutan böyle kanunusuz emir veremez diye itiraz ettim. Komutanın emri kanundan önce gelir asteğmenim askerliği öğrenememişsin dedi. Bende 1632 sayılı Asker ceza kanununun kanunsuz emirle ilgili hükmünü okudum. Teğmenim her halde okulu bitirir bitirmez buraya geldim askerlik yapıyorum sanıyorsunuz, ben 5 yıl gümrükte çalıştım. Önce Gümrük Bakanlığında Savunma Sekreterliğinde çalıştım bilahare 2 yıl Haramide Gümrüğünde çalıştım. 5 yıl kanun uygulamasını gördüm. Üstelik ben üniversite de ceza hukuku da dahil hukuk dersleri gördüm dedim. Asteğmen mevzuatı bilmez bu belgesi ona verdiririz sanıyorsunuz dedim. Teğmen o zaman komutanın emri albayı arayacaksın dedi. Kusura bakma albayı arayamam o beni arasın, komutan bana kanunsuz emir veremez, verse de ben yerine getirmem dedim. Madem komutan bu arkadaşa belge verilmesini istiyor , amirim benim yapacağı işi yapabilir, risk alsın belgeyi o versin dedim. Belgeyi vermeden misafirleri gönderdim. 3-4 defa daha geldiler. Teğmene 1960 anayasasının hatırımda kaldığı kadarı ile kanunsuz emirle ilgili 125. maddesini okudum. (DEVAM EDECEK)


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.