Aksaray
21 Ağustos, 2026, Cuma

Gazzâlî'nin Aksaray'daki Torunları ve Nedensellik ve Metafizik Açısından Gazzali Felsefesi -2-

20 Ağustos 2026, Perşembe 16:24

Bir Neslin Torunu Olmak

Aslında bugün yaşamını sürdüren herkesin asil bir aile geçmişi vardır. Bazıları Anadolu'da hüküm sürmüş beyliklerin çocukları ve torunları, bazıları ülkeye hizmet etmiş yönetici ve din âlimlerin neslinden gelenlerdir. Beylikler ortadan kalkınca ve âlimler veya yöneticiler vefat edince onların nesilleri buhar olup uçmuş değillerdir. Aksine toplum içinde hem mütevazı yaşantılarını sürdürmekte hem de topluma hizmet etmektedirler. Maalesef cumhuriyet döneminde bazı kalemşorların cumhuriyeti savunmak adına aslı ve neslini dillendirmeyi asalet düşkünü diye aşağılamaya çalışması insanların aslını ve neslini dile getirmekten çekinmelerine neden olmuştur. Herkesin aslını ve asaletini bilmesi ve hatta onlarla gurur duyması kadar doğal bir şey yoktur, oldukça insani bir duruştur.

Böyle bir neslin torunu olmam ve kamu yönetiminde Aksaray Milletvekilliği, Bakan Yardımcılığı ve Bakanlık görevlerinde bulunmam, üzerimdeki genetik mirasın sorumluluğunu artırdığını hissettim. Gazzâlî'ye atfedilen "bilimi ve özgür düşünceyi engelledi" türden saldırıları ve temelsiz eleştirileri okudukça kanıma dokunmuş olacak ki ve özellikle felsefe bağlamında yoğun bir Gazzâlî okuma sürecine girdim. Bu süreçte yalnızca Gazzâlî okumakla kalmadım; felsefeyi geliştiren ve İslam felsefesinede ışık tutan Aristo'yu, onun yolundan giden ve İslam felsefesine büyük katkıları olan Farabi, İbn-i Sînâ, İbn-i Rüşd gibi filozofları da okumaya başladım.

Bu doğrultuda ilk aldığım kitap, Klasik Yayınları'ndan Mahmut Kaya ve Hüseyin Arıoğlu'nun tercüme ettiği Gazzâlî'nin Filozofların Tutarsızlığı adlı eseri oldu. Daha sonra Prof. Dr. Mahmut Kaya'nın oğlu olan Doç. Dr. Cüneyt Kaya'yı arayıp Gazzâlî konusunda nasıl bir okuma yapmam gerektiğini sordum. Cüneyt Hoca bana Filozofların Tutarsızlığı, Gazzâlî Konuşmaları ve Gazâlî'nin Felsefi Kelamı adlı kitapları önerdi. Frank Griffle’ın Gazali’nin Felsefi Kelamı kitabını tercüme eden İbrahim Halil Üçer hoca ile görüştüm, İbrahim Halil Hoca ile Ömer Türker hocanın televizyonlardaki entelektüel tartışmalarınıyakından takip ettim ve çok istifade ettim.

Bir mühendis için felsefe terminolojisi zor olsa da kelimelerin ve cümlelerin altını çizerek, bazen defalarca okuyarak anlamaya çalıştım. Başlangıçtaki zorluk zamanla kolaylığa dönüştü. Aristo, Farabi, İbn-i Sînâ ve İbn-i Rüşd ile ilgili kitapları aldım; aldığım onlarca kitap ve internet üzerinden okuduğum yüzlerce makaleyle Gazzâlî merakımı gidermeye çalıştım. Gazzâlî'yi suçlayan yazıları gördükçe konuyu daha derinlemesine araştırmam gerektiğine inandım. Soyundan gelen bir kişi olarak körü körüne bir Gazzâlî savunucusu olmak yerine, daha bilimsel ve objektife bir yaklaşım sergilemeyi kendime amaç edindim.

"Bilimi Öldürdü" İddiasının Kökeni

Prof. Dr. Frank Griffel'in yazılarına göre, ‘Gazzâlî'nin bilimi bitirdiği ve özgür düşünceye ölümcül darbe vurduğu" görüşünün, Gazzâlî'den 750 yıl sonra yaşayan Fransız oryantalist Salomon Munk tarafından ortaya atıldığını söylemektedir. Munk'un bu görüşünü, çağdaşı oryantalist Ernest Renan daha da ileriye taşımış; 1883 yılında Sorbonne'da verdiği "İslam ve Bilim" adlı konferansla hem İslam dinini gerilemeye neden olan bir din olarak töhmet altında bırakmış, hem de Gazzâlî'yi Tehâfütü'l-Felâsife (Filozofların Tutarsızlığı) eseri üzerinden suçlu ilan etmiştir. Ernest Renan'ın İslam'ı suçlayan bu konferansına en ciddi tepkiyi Namık Kemal ortaya koymuş, Dücane Cündioğlu da süreci uzun bir makalesinde daha objektif bir şekilde değerlendirerek tepkisi ortaya koymuştur.

Prof. Dr. Frank Griffel, Gazzâlî'ye yöneltilen "bilimi bitirdi" görüşünün arkasındaki motivasyonun, Avrupa'daki felsefi aydınlanmaya ışık tutan İbn-i Rüşd'ün eserleri arasında yer alan ve İbn-i Rüşd'ün Gazzâlî'nin Filozofların Tutarsızlığı eserine karşı yazdığı Tutarsızlığın Tutarsızlığı eseri olduğunu belirtir. Kısacası İbn-i Rüşd'ün bütün eserleri Avrupa dillerine çevrilirken, o dönemde Gazzâlî'nin eserlerinin Avrupa dillerine çevrilmemiştir. Dolayısıyla Avrupalı filozoflar ve oryantalistler Gazzâlî'yi, İbn-i Rüşd'ün Tutarsızlığın Tutarsızlığı eseri üzerinden okuma yaparak değerlendirmişlerdir.

Frank Griffle, Gazzali’yi suçlayan Ernest Renan’dan iki yüz elli yıl önce yaşamış olan Fransız filozof Jean Bodin'in (1530-1596) Gazzâlî'yi en müspet değerlendiren isimlerden biri olduğunu söyler ve Bodin'in nedensellik konusuna Gazzali’nin İbn-i Rüşd den farkı baktığını şu sözlerini öne çıkarır:  

‘…doğada aksi gerçekleşebilecek hiçbir şeyin zorunlu olmadığı anlaşılmıştır. Arap filozoflarının en keskin zekâlısı olan Gazzâlî, İbn-i Rüşd'ün görüşüne karşı bunu derin bir kavrayışla fark etmiştir’.

Jean Bodin’in Gazzali hakkındaki bu görüşünü İbn-i Rüşd’ün ‘Tutarsızlığın Tutarsızlığı’ eserinden yaptığı okumalardan oluşturduğu oldukça güçlü muhtemeldir. Jean Bodin’in iki yüz elli yıl önce Gazzali için ön gördüğü bu tespitini maalesef Ernest Renan ya görmemiş ya da görmek istememiştir.

Gazzâlî'nin Felsefi Eleştirisi: Nedensellik ve Metafizik

Gazzâlî, Filozofların Tutarsızlığı eserinde felsefeyi reddetmez, sadece 20 meselede İbn-i Sînâ merkezli Müslüman filozofların yaklaşımlarını eleştirirken felsefenin nedensellik ve metafizik konularına İslami açıdan açıklamalar getirir. Eserinin 16. meselesinin ikinci bölümünde tabiat bilimlerini ele alırken Aristo'nun eserlerinden özgün biçimde övgü ile bahseder. Gazzâlî, matematik ve tabiat bilimleri gibi burhan (kesin delil) ile ispatlanan konuların İslam'a aykırı olmadığını, şeriat açısından bunları eleştirmenin İslam'a zarar vereceğini dile getirir.  

Filozofların Tutarsızlığı adlı eseri Dünya felsefe tarihinin klasikleri arasına girse de Gazzali nihayetinde bir İslam âlimidir. İslam filozofların ve takipçilerinin İslam adına konuşurken İslam’a zarar verdiğini söyler. Nitekim Filozofların Tutarsızlığı eserinin mukaddime bölümünde eseri niçin kaleme aldığına açıklık getirir;

İmdi ben, akran ve emsallerinden zekâ ve anlayışça üstün olduğuna inanan bir takım insanlar gördüm. Bunlar, İslam’ın ibadet olarak öngördüğü vazifeleri terk ediyor, dinin namaz kılmak ve yasaklarından kaçınmak türünden emirlerini küçümsüyor, şeriatın buyruklarını ve koyduğu sınırları önemsemiyor, onun ‘dur’ dediği yerde durmayarak çeşitli zan ve şüphelerin etkisiyle din bağından tamamen sıyrılmış bulunuyorlardı’

Gazzali İslam’a zarar veren bu davranışlara karşı entelektüel bir mücadele verir. Bu bağlamda felsefenin matematik ve fizik alanlarına destek verirken, metafizik konularda filozofların yaklaşımını eleştirir. Bunlardan biri, filozofların katı determinist yaklaşımı olan "sebep ile sonuç arasındaki ilişkinin zorunlu olduğu" görüşüdür. Gazzâlî, zorunluluk ilkesini reddeder ve ‘sebep ile sonuç arasında bir ilişki bulunduğunu ancak bunun zorunlu değil muhtemel olduğunu, aynı sebebin her zaman aynı sonucu vermeyebileceğini’ görüşünü savunur.  

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.