ATATÜRK’ÜN VEFATI -1-
10 Kasım 2025, Pazartesi 06:21Atatürk, hastalığının son safhasına kadar, Anafartalar’da vuruştuğu, Sakarya’da düşman ordularını mağlup ettiği, 30 Ağustos Büyük Türk zaferini kazandığı, düşmanları vatan topraklarından kovduğu, Cumhuriyet’i kurduğu ve inkılâplarını yarattığı günler gibi görevinin başında ve dimdik ayakta idi.
O hasta olmasına rağmen hasta gibi davranmıyordu. Vefatından önceki günler bile onun gayretiyle memleketimiz için büyük hamlelerle geçmiştir. Bu dönem dünya için de çok önemli gelişmelerin ve gerginliklerin olduğu bir zamandır. Atatürk, girdiği son koma dönemine kadar hem ülke hem de dünya sorunları ile yakından ilgilenmiş hatta gelişmelerin odağı olmuştur.
Hastalık kesin olarak 1 Ocak 1938 günü Yalova’da Prof. Dr. Nihat Reşat BELGER tarafından teşhis edilmiş ve o günden sonra Türk Hükümeti ve doktorlar ciddi bir uğraşla sirozun seyrini yavaşlatacak tedbirlere başvurmuşlardı.
Fakat Atatürk yaratılışında bir insanı, mutlak istirahatın kuralları altında uzun bir süre tutabilmek imkansız gibiydi.
Kısa bir istirahat devresinden sonra Merinos fabrikasının açılış töreninde bulunmak ve ekonomik gelişmeyle ilgilenmek üzere Gemlik ve Bursa’ya yorucu bir seyahat yapmıştı.
İstanbul’a döndükten sonra yaptığı bir gezintinin ardından gribe yakalanmıştı. Bu yorgunluk ve gribin sonrasında da Balkan Antantı toplantısı dolayısıyla Ankara’ya dönmüş, görüşmelerde bulunmuş ve Balkanlı diplomatları, gazetecileri kabul etmişti.
Misafirler şerefine 27 Şubat Pazar günü Çankaya köşkünde bir çay da vermişti. Atatürk o akşam gazetecilerin Balkan Antantı hakkındaki sorularını cevaplandırmıştı. Ardından da Ankara Palas’ta uzunca bir konuşmayla düşüncelerini dile getirmiştir.
1938 yılı ile birlikte hastalığının ilerleme eğilimi göstermesi üzerine bu konuda uzman yabancı bir doktor arayışına girişildi. Bu maksatla Fransa’dan Doktor Fissenger davet idildi.
Fransız doktor da Türkiye’nin kurtarıcısı büyük dahiye; perhiz, mutlak istirahat tavsiyesinde bulunuyor; fakat Atatürk’ün çok zeki sorularıyla karşılaştıkça bu enerjik insanı günlerce bir yatakta tutabilmenin zorluğunu hissediyordu.
Fissenger ısrarlara rağmen Türkiye’de fazla kalamamış ve diğer doktorlara: “Atatürk o kadar cazip bir kudret ve kuvvete sahip ki bir gün daha kalacak olursam, derhal onun iradesi altına girivereceğim, halbuki bir doktor olarak benim ona hakim olmam lâzım, üç ay sonra gelirim.” diyerek Türkiye’den ayrıldı.
Bu yılın baharında Çankaya köşkünde istirahatta olan Atatürk’ü meşgul eden önemli olay Hatay meselesiydi. O, Hatay’ın bir an evvel Suriye’den ayrılmasını ve Türkiye’ye katılmasını istiyordu. Fransız gazetelerinde Atatürk’ün felç olduğu yönündeki yazı sonrası, istirahatını yarıda kesmiş ve Hatay meselesi için ağırlığını koymak maksadıyla 15 Mayıs günü Mersin’e gitmişti.
Atatürk, Mersin’de çok heyecanlı günler geçirmiş, özellikle askeri birliklerin kırk dakika süren geçit törenini; Tobruk ve Anafarta günlerinin ruh hali ve zindeliği ile ayakta takip etmişti.
Ankara’ya döndüğünün ertesi günü, beraberinde Yugoslavya Genelkurmay Başkanı da olduğu hâlde stadyumda 19 Mayıs şenliklerinde bulunmuştu. Hemen o akşam İstanbul’a hareket etti. Mayısın son günleri Dolmabahçe Sarayı’nda geçti. 2 Hazirandan itibaren de yeni gelen Savarona yatına geçti.
Yatıyla seyahate çıkmış olan Romanya kralını, Atatürk, 19 Haziranda Savarona’da kabul etmiş ve kendisiyle yetmiş dakika süren bir görüşme yapmıştı.
Atatürk, Haziran içinde Savarona ile bir Marmara gezintisine çıkmış ve ayın 23’ünde Erdek’e gitmişti. Burada Donanma Komutanını kabul etmiş ve komutan vasıtasıyla, deniz subaylarıyla erlerine bir mesaj göndermişti. Rahatsızlığının en ıstırap günleri Erdek’ten İstanbul’a dönüşle had safhaya ulaştı.
Atatürk, nefes darlığından, havasızlıktan şikayet ediyordu. Bu ıstıraplarına rağmen Başbakan Celal BAYAR’la sık sık ülke sorunlarını ve dünyanın içinde bulunduğu durumu görüşüyor, bakanları kabul edip onlara direktifler veriyordu.
Rahatsızlığın ilerlemesi üzerine 25 Temmuz’da Savarona’dan Dolmabahçe Sarayı’na geçti. Atatürk burada yine Başbakanı, Bakanları, Genelkurmay Başkanını kabul etmeye devam etti.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.