Aksaray
12 Nisan, 2026, Pazar

EMEKLİ AYLIKLARINDA DÜZELTME  OLACAK MI?        

12 Nisan 2026, Pazar 15:22

         Hükümet yetkilileri emekli aylıklarını düzelteceğiz diye basında, medyada sürekli konuyu gündemde tutuyor. Biz emekliler de; aylıklarda düzeltme yapılacak diye,  ümitle bekliyoruz.  Nerede ise yılın ikinci zam vaktine yaklaşıldığı halde, sürekli ümit dağıtılmasına rağmen, bir türlü icraatı göremiyoruz.

                 Memurlara 2013 yılında yapılan ek zam ile 2023 yılında seyyanen yapılan 8.077 TL lik zam, emekli memurlara verilmediğinden, emekli memur maaşları eridi. Bunun dışında Tüik’in belirlediği tüfe değerlerinin, Enag ve İto’nun belirlediği tüfe artış değerlerine göre düşük olduğundan,  yani fiili fiyat artışlarından düşük olması nedeniyle, bu  düşük değerlere göre yapılan  maaş zamları  da düşük kalmaktadır.  Bu düşük oranda kalan zamlar nedeniyle; memur, memur emeklisi, işçi ve bağ kur emeklisi aylıklarında ve  kamuda çalışan işçi  aylıklarında  yapılan düzeltmelerde haliyle  düşük olmaktadır.

                AKP nin iktidar olduğu dönemde altının onsunun  dolar cinsinden  değeri ( Bir  gram altın 8,97 dolar, ons altın 31,10 gramdır) 31,10x8,97 $= 278,97 $ yaklaşık  1 ons altının değeri 280 dolardır. 2002 de fert başına düşen milli gelir 2.580 $ dır. Bu gün altının onsu 4.750 $  civarındadır. 4750/280=16,96  kat altın fiyatlarına göre dolar  değer kaybetmiştir.

                2002 de fert başına düşen milli gelir 2.580$ iken, 2026 yılı için fert başına düşecek milli gelirin  18.621 dolar  olacağı tahmin edilmektedir. Bu gün fert başına düşen ortalama kazanç  altının ons değeri baz alındığında 2.580X 16.94= 43,705,2 dolara tekabül etmektedir. Tahmin edilen fert başına isabet eden gelirin  ise 18.621 dolar olacağı beklenilmektedir.  Bu oranlamaya göre olması gereken fert başına milli gelir;  18.621 $ değil, 43.705,2 dolar olup, 43.705,2/18621= 2,35 kat daha fazlasıdır. Bu nedenle; fert başına düşen  milli gelirin,  18.621 $ olması;  reel bir artış değil,  yani  fert başına düşen milli geliri artırmada bir başarı değil, reel  gelirde bir düşüş olduğunu göstermektedir. Esasen altında son zamanda  oluşan aşırı fiyat artışı da altın dolar cinsinden kıyaslama da  fert başına milli gelir hesabını da  çok sağlıklı bir netice tevlit etmemektedir. Burada baz alınacak değer, emeklilerin önemli bir bölümünün açlık sınırı altında gelir almasıdır. Fert başına milli gelir artışı( nominal değer artışı) reel bir artış olmadığından, emekliye faydası yerine zararı olmuştur.

                Emeklinin, çalışanın:  satın alma gücü düşmüştür. Gerçekte iktidar kanadından sürekli ifade edildiği gibi emekli ücretlerinde reel bir artış olsa; emeklinin geçim sıkıntısı çekmemesi gerekir.  Emeklinin büyük bir çoğunluğu açlık sınırının altında hayata tutunmaya çalışıyor. Emekli maaşlarının rakam olarak büyümesi hiçbir şey ifade etmemektedir. Emekli geçinemiyor. Açlık sınırın Mart 2026 tarihi itibariyle 34.743 TL olduğunu Türk-iş açıklamıştır.  Bu tutarın altında aylık alanlardan başka geliri olmayanlar mağdur ve perişan durumdadır.

                Emekli maaşları: nominal değer, yanı aldıkları aylıklarını oluşturan paraların üzerindeki yazılı değer kadar büyüdüğü halde, reel olarak yani satınalma değeri olarak çok düşmüştür. Emeklinin geçim sıkıntısı: reel gelirinin, yani satın alma gelirinin çok düşük kalmasından kaynaklanmaktadır.

                Emekli insan, hayatın yükünü çekecek, kendi zati ihtiyaçlarını karşılamak için bile olsa; çalışarak, gelir elde ederek, devlete vergi, sosyal güvenliği için prim ödeyerek üzerine düşen vatandaşlık görevini fazlasıyla yapmıştır. Emeklinin büyük bir çoğunluğunu açlık sınırının altında yaşamaya zorlayıp, biz emekliyi nereden nereye getirdik söylemi, emekliyi  incitmekte ona zehir gibi acı gelmektedir.

                Devlet,  günümüzde konutlarda kullanılan,  elektrik ve doğalgaz sarfiyatına isabet eden fatura tutarının belirli bir bölümünü supvanse etmektedir. Sosyal güvenlik kurumu emeklinin müktesebine uygun emeklilik maaşını verse cari enflasyona göre düzgün artışlara uygun maaş artışı yapılsa, vatandaş kendi borcunu kendisi ödese, kişide ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum diye moral ve motivasyona, huzura sebep olur.

                25 yıl 9  ay  hizmeti olan  emekli genel müdür yardımcısı şu anda çalışıyor olsaydı; 144.674,9 TL maaşı olacaktı. Emekli aylığı, 25 yıl 9. Ay hizmet üzerinden, % 77,25 oranında 111,761 TL  olması  gerekirken; 60.888,60 TL emekli aylığı almaktadır. Alması gereken aylık: 50.873 TL. düşmüştür. Alması gereken aylığın, %54,48 ni alabiliyor. Aylığı  % 45,52 oranında düşmüştür. Bu emeklinin refah payı % 50 ye yakın erimiştir. Bu nasıl bir emekliyi ihya etmektir?

                 20-25 Yıldır idarede çiddi bir tasarruf tedbiri uygulaması görmedik. İtibardan tasarruf olmaz  ilkesine   paralel olarak, kamuda tasarruf tedbirleri uygulanmamaktadır. İsraf devam etmektedir.  Artan harcamalarını karşılamak üzere,  kamuda tasarruf yerine,  daha çok vergi verenlerin vergi  ve sigorta yükü ile cezalar artırılarak  topluma zorunlu tasarruf yaptırılma cihetine gidilmektedir. Son birkaç yıldır vergi alınmayan veya  fazla vergi kaçağı olan iş dallarında ciddi vergi incelemeleri  yapılmaya başlanmıştır. Ancak; asıl olan tüm vergi mükelleflerinin düzenli ve mutad olarak belirli periyotlarda denetlenerek verginin tabana yayılarak az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi  alma sisteminin kamunun asli gelir kaynağı olmasını sağlamaktır.

                İran- İsrail ABD arasında cereyan eden savaş ve Hürmüz Boğazının kapatılması nedeniyle Dünya petrol sıkıntısı yaşamaya başlamıştır. Enerji sıkıntısı nedeniyle mart ayında fiyatlar tavan yaptığı halde, Mart ayı tüfe artışı 1,94 olarak açıklanmıştır. Enag fiyat artışını %4,10, İtü %2,97 şeklinde açıklamıştır. Petrol fiyatlarındaki anormal artış tüm ihtiyaç maddeleri ile gida maddelerine, ulaşıma, Elektrik ve doğalgaz gibi temel ihtiyaçlara yansıdığı halde, Tuik fiyat artışını ne hikmetse düşük açıklamıştır. Bunun neticesi, maaşlara verilecek fark ödemenin düşük kalması sonucunu doğuracaktır.

                Dünyanın buhran yaşadığı bu dönemde, ister istemez o buhrandan ülkemizde pay alarak, mevcut ekonomik sıkıntı yanında ilaveten  ekonomik sıkıntı yaşamaktadır.  Ekonomideki  mevcut dengeyi  korumak açısından  merkez bankasının döviz fiyatlarını kontrollü tutabilmek için döviz ve altın sattığına dair medyada haberler yer almaktadır.

                Yukarıda özetlenen ahval içinde devletin emekliye ek zam verebileceğine dair bir emare göremiyorum. Temmuzda cari zamları vermekle yetinecek, seçim döneminde belki emekliye ek zam gündeme gelebilecektir. Buna rağmen  , emekli ümit etmeye devam edecektir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.