ATATÜRK’ÜN VEFATI -3-
12 Kasım 2025, Çarşamba 06:34Şimdi bir de dahinin eserine konu olan milleti ele alalım. Bir milletin büyük dahiler yetiştirmesi için her şeyden önce var olması, maddeten olduğu gibi, manen de var olması şarttır. Atatürk’ün maddi ve manevi varlığına imkan veren enerjisini, tarihi gibi bugünü de göstermektedir.
Bir milletin dehaya lâyık olması için onun vicdanında sonsuz ilerleme hamlelerinin bulunması lâzımdır. Dahilerin büyük milletler arasından çıkmasının sebebi budur. Mimar Sinan’ı, Gökalp’ı yetiştiren Türklük olduğu gibi, Atatürk şaheserini yetiştiren de Türklüktür.
Bir milletin dehaya kavuşması için yepyeni bir hayat yaratmaya hazırlanmış ve bunu istemiş olması gerekir. Bütün Türkiye’nin Atatürk etrafında toplanarak sosyal bir topluluk haline gelmesinin sırrı budur.
Bütün bunlar gösteriyor ki, Atatürk bütün iradesinin kaynağını Türk milletinin yaratıcı ve sonu olmayan ruhunda bulmuştur. Şimdiye kadar böyle olduğu gibi, şimdiden sonra da böyle olacaktır. Millet yine o millet, kaynak yine o kaynaktır.”
Atatürk kendinden geçtiği son ana kadar her zaman olduğu gibi devlet ve millet sevgisiyle, hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyordu. Komaya girmeden önce son okuduğu kitap bir tarih dergisi olan Belleten’di. Son nefesine kadar Türklerin tarihte lâyık oldukları haklı yeri almasını istiyordu. Son nefesini verdiğinde Türk tarihinde haklı ve seçkin bir yere kavuştu. Kardeşi Makbule Hanım Atatürk’ün son gününü ve sonu anını hatıralarını kaydeden Şemsi Belli’ye şu şekilde anlatmaktadır:
Odamda yalnız başıma oturuyordum. Aynı çatı altında hasta yatan ağabeyimi son günlerde ziyaret edemediğim için çok üzülüyorum. Doktorlar kendisiyle konuşmamın mahzurlu olduğunu söylediklerinden onu sık sık göremiyordum. O gece içime bir sıkıntı çöktü... Ne olursa olsun gidip hasta kardeşimi görmek arzusu ile yandım. Onun bulunduğu tarafa geçtiğim zaman Atatürk’ü ayakta buldum. Tuvalete gidebilecek kadar ayağa kalkabilmiş, iyileşmişti biraz. Beni görünce başını salladı. Çok çekingen bir hâlde olduğum için baş hareketinden bir şey anlamadım. Nihayet elini sallayarak beni yanına çağırdı. Gittim. Elini öptüm. Karşısındaki bir yere oturdum. Pek az konuştuk. İmzalanacak bazı evraklar gelmişti. Müsaadesini isteyerek elini öpüp ayrıldım.
ATATÜRK’ten sonra Cumhurbaşkanlığına seçilen İsmet İNÖNÜ’nün belirttiği gibi: “Bütün ömrünü hizmetine vakfettiği milletinin ihtiram kolları üstünde Ulu Atatürk’ün fani vücudu istirahat yerine tevdi edilmiştir. Hakikatte yattığı yer, Türk milletinin onun için aşk ve iftiharla dolu olan kahraman ve vefalı göğsüdür...”
10 Kasım 1938 yılında aramızdan ayrılan, büyük Atatürk'ün özelliklerini kelimelerin dar kalıplarına sığdırmak elbette mümkün değildir. Ancak, hangi yönüyle ele alınırsa alınsın bu büyük insan yaşadığı çağa damgasını vurmuş ve tarihin unutulmazları arasında saygın yerini almıştır. Varlığını sadece düşüncesi ve sözleriyle değil, geride bıraktığı eserleriyle de kanıtlamıştır. Bugün her bir yanı şehit kanlarıyla sulanmış bu kutsal vatan toprağında, bağımsız, onurlu ve özgürce yaşıyorsak, bunu canları pahasına Kurtuluş Savaşı verenlere ve onların dahi komutanı Atatürk'e borçlu olduğumuz asla unutulmamalıdır. Onu yıpratmaya ve kurduğu cumhuriyeti yozlaştırmaya çalışanlar da onun temellerini attığı özgürlük ortamını teneffüs etmektedirler.
Bize düşen görev, bu büyük insanın eserlerine sahip çıkarak, demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyetini ilelebet yaşatmak ve karşılaşılan her güçlüğü onun gösterdiği akılcı ve bilimsel yöntemlerle aşmak olacaktır.
Ebediyete irtihalinin yıldönümünde büyük Atatürk'ü ve kahraman silah arkadaşlarını bir defa daha minnet ve şükranla anıyoruz.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
İsmet Cansaran
12-11-2025 07:16Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün her anı bizim için çok kıymetli; ruhu şad, mekanı cennet olsun. Kaleminize kuvvet Komutanım