Aksaray
14 Ocak, 2026, Çarşamba

Kahraman Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul

14 Ocak 2026, Çarşamba 06:25

Bundan 109 sene önce, 11 Ocak 1917 günü Akdeniz kıyısındaki küçük bir kasabada dünya topçuluk tarihine geçecek bir hadise yaşandı. Topçu ateşi ile uçak gemisi batırıldı.

1.Dünya Savaşı sırasında Osmanlı donanmasının yetersizliği lojistik anlamında ciddi bir sorun oluşturuyordu. Deniz yoluyla ulaşımda Türk tekneleri kullanılsa da Akdeniz ve Ege adalarına yerleşen Müttefik gemileri, bu küçük tekneleri sürekli taciz ediyordu.

Bu adalardan birisi, Kaş açıklarındaki Meis adasıydı.

Türk topraklarına 4-5 km mesafedeki bu adada Müttefik gemilerinin sık sık kullandığı bir liman bulunuyordu. Bu limanın devre dışı bırakılması amacıyla adaya bir harekât düzenlenmesine karar verildi. Buna göre ada işgal edilerek Osmanlı güçlerince tahkim edilecekti.

Harekât için bir dağ topu bataryası ile İzmir'den getirtilecek 15 cm'lik bir seri ateşli sahra obüs bataryası, bir Alman uçağı ile 120 mevcutlu bir piyade bölüğü görevlendirilmişti.  Dağ bataryasının kumandanı, Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul idi.

Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul, 1892 Girit Hanya doğumluydu. 1912 yılında Harp Okulu'ndan topçu subayı olarak mezun oldu. 1915'te Arıburnu çıkarması ve Gelibolu muharebelerinde Yarbay Şefik Aker kumandasındaki 27. Alay'a bağlı olarak görev yapmıştı.

Mustafa Ertuğrul Gelibolu'daki başarıları sayesinde Madalya ile taltif edilmişti. Bir sabah Müttefik savaş gemilerinin limana demirlediği görüldü. Müttefikler yapılan hazırlıkları ya casusları aracılığıyla ya da burundaki faaliyetleri görerek fark etmiş olmalıydılar. Bunun üzerine ahşap yelkenlilerle yapılacak taarruzdan vazgeçilmesi düşünüldü.

Bunun yerine limandaki gemiler topçu gücüyle hedef alınacaktı. Saldırının saat 13:00'te başlaması kararlaştırıldı.

O gün Meis limanında bulunan Müttefik gemilerinden birisi, bir yolcu gemisinden deniz uçağı taşıma gemisine dönüştürülmüş olan HMS Ben My Chree idi.

Ben My Chree Türklere yabancı değildi. Gelibolu Muharebeleri sürerken Müttefik birliklere hava desteği sağlamak üzere yarımadaya gönderilmişti. Yani Türklerin bu gemiyle yaklaşık 2 yıllık kapanmayan bir hesapları vardı.

Mustafa Ertuğrul'un yetiştirdiği topçular, heyecanla vazifelerini beklemekteydi. Saat 13:25'te dört top birden gürledi ve dört mermi Meis'e doğru süzüldü.

Bu atışlar Meis'te ilk anda bir şaşkınlık yarattı, ama Türklerin beklemediği bir şey oldu.

Limanı korumak üzere 10.5'luk iki Fransız topu liman girişinde konuşluydu. Bu toplar derhal karşı ateşe başladı ve obüs bataryasının cephaneliği isabet alarak hartuçlar yanmaya başladı. Bataryanın erleri mermileri kurtarmak için çabalarken obüs bataryasının ateşi kesilmiş oldu.

Üstelik limandaki gemilerin taretleri de Kepez'e dönmeye başlamıştı. Bunun üzerine bataryaların komutanı Alman Binbaşı Schmidt-Kolbow Mustafa Ertuğrul'a dağ bataryasıyla gemileri hedef almasını emretti. Mesafe tayinleri iyi yapılmıştı ve yeni top atışı oldukça hassastı.

Bataryasının ilk salvosunda bir mermi Ben My Chree'yi vurdu, sonraki salvoda da üç mermi gemiye isabet etti. Bu atışlara hedef olan geminin yakıt bölmesi vurulunca gemide büyük bir yangın başladı. Türk ateşi öyle şiddetliydi ki mürettebat gemi toplarıyla karşılık veremedi.

Aralıklarla 36 dakika süren ateş sonucunda Ben My Chree limanın sularına gömüldü. Bunun ardından limandaki iki İngiliz torpidosu ve Fransız Paris kruvazörü denizaltı mania ağını yırtarak limandan ayrılmaya başladı. Üçünü de aynı anda ateş altına almak mümkün değildi.

Ama Ertuğrul bir torpidoya ateş açtırdı. 18 merminin 2 tanesi gemiye isabet etti. Yaralanan bu geminin daha sonra bir başka geminin yedeğinde Rodos'a doğru götürüldüğü görüldü. Daha sonra batarya atışlarını Meis'teki iki Fransız topuna yoğunlaştırdı ve bu toplar da susturuldu.

Ardından adadaki telsiz binası tahrip edildi. Ve zafer sarhoşu olan topçu neferleri, Yüzbaşı Ertuğrul'dan limandaki 200 kadar yelkenli ve sandala saldırmak için izin istediler. Bataryadaki her topa 50'şer atım ayrıldı. Bu sandal ve yelkenlilerin çoğu o gün sulara gömüldü.

Mustafa Ertuğrul daha sonra o günü şöyle yazacaktı:

“Türk askeri cenge hazırlanıyordu. Kopacak kıyametin heyecan ile benim de yüreğim çarparken gözlerim batarya dürbünün adesesinde düşmanı seyrediyordum. Meis, bir pazar gününün neşeli havası içinde tatilin zevkini sürüyordu.

Bizim taraftaki hareket gittikçe sükûn buldu. Herkes yerli yerinde, heyecanla inip kalkan göğüslerden çıkan nefesler bile durmuş gibi herkesin kulağı bir ağızdan çıkacak keskin bir kumandayı bekliyor.

Nihayet saat 13.25, aylardan beri karşısındaki yabancı çığlıklara dişini sıkıp susan dört ağız birden gürledi. ATEŞ!"

Mustafa Ertuğrul'un anısı 2007'de Antalya'da dikilen bir heykelde yaşatılıyor.

 Mustafa Ertuğrul hakkında Mustafa Aydemir'in kaleme aldığı "Ben Bir Türk Zabitiyim" adlı kitaptan yararlanılmıştır.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.