Aksaray
25 Nisan, 2026, Cumartesi

111 YIL ÖNCE BUGÜN

24 Nisan 2026, Cuma 16:07

25 Nisan 1915 sabahı, Yarbay Mustafa Kemal komutasındaki 57. Piyade Alayı, Arıburnu'na çıkarma yapan Anzak kuvvetlerini durdurarak Çanakkale Kara Muharebeleri'nin seyrini değiştirdi. Conkbayırı'na ilerleyen alay, kendisinden çok daha büyük düşman gücünü karşılayıp büyük şehitler verse de, düşmanı sahil şeridine hapsetmeyi başardı. 

O güne nasıl gelinmişti?

Çanakkale Boğazı’nı denizden geçemeyen düşman donanması 18 Mart’ta kesin bir yenilgiye uğrayınca, kara ordularından  yardım almayı planlamıştı. Bu amaçla “Akdeniz Seferi Kuvveti” adıyla İngiliz, Fransız ve Anzakların oluşturduğu bir deniz ve kara ordusu kuruldu. İngiltere’den, Fransa’dan ve bu devletlerin sömürge bölgelerinden tümenler getirdi. Böylece Nisan 1915 başında 100.000 kişilik bir kuvvet toplandı. Çıkarma yapmakla ilgili ana planları şöyleydi: “Boğaz’ın etrafında bulunan Türk kuvvetlerine karşı üstün bir muharebe gücü oluşturulmalı ve Boğaz kesin bir darbe ile düşürülmeli.”

Bu maksatla Seddülbahir, Arıburnu ve Kumkale'ye eş zamanlı çıkarma yaptılar.

Ordu ihtiyatı 19 ncu Tümen,  24 – 25 Nisan gecesi Conkbayırı istikametinde tatbikat yapmakta idi. Gün ağarırken, Arıburnu istikametinden top seslerinin gelmesi üzerine, Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, bir çıkarma yapıldığını anlayarak durumu Ordu Komutanı’na bildirmişse de bir cevap alamamıştır. Bu kritik durum karşısında, sahilde çok zayıf gözetleme ve koruma birlikleri olduğunu düşünerek ordudan emir gelmemiş olmasına rağmen, inisiyatifini kullanıp bütün sorumluluğu yüklenerek 57 nci Alayı bir batarya ile Kocaçimen T. istikametinde harekete geçirdi. Kendisi de durumu izlemek üzere Conkbayırı’na çıktığında, Arıburnu kesiminden erlerin çekilmekte olduklarını ve Avustralyalıların da bunları takip ettiklerini gördü. Mustafa Kemal, çekilen erleri durdurarak;    

‘’Niçin kaçıyorsunuz? ‘’ diye sorduğunda,     “Cephanemiz kalmadı” cevabını alır. “Cephaneniz yoksa süngünüz var, süngü tak, mevzi al”  emrini verir.          

Mustafa Kemal’in deyimiyle, “Kazandığımız an bu andır”. Çekilen erlerin mevzi almaları üzerine, Avustralyalıların da mevzi alarak duraklamaları ile 57 nci Alay’ın öncü bölüğünün Conkbayırı’na yerleşmesi için gerekli zaman kazanılmıştır.

25 Nisan 1915 ve 57. Alay'ın Önemi:

* Kahramanlık Duruşu: 25 Nisan sabahı düşman çıkarmasını haber alır almaz ihtiyat tümen komutanı Yarbay Mustafa Kemal emir beklemeksizin Bigalı'dan Conkbayırı'na 57. Alay ile birlikte hareket etti.

* "Ölmeyi Emrediyorum": Yarbay Mustafa Kemal'in "Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum" sözünü fiiliyata döken alay, 261 Rakımlı Tepe'de düşmanı karşıladı.

* Kritik Müdahale: 57. Alay'ın bu müdahalesi, İtilaf kuvvetlerinin hızlı bir zafer kazanmasını engelleyerek Çanakkale Savaşı'nın uzamasını ve kaderinin değişmesini sağladı.

* Büyük Fedakarlık: Çarpışmalar sırasında 57. Alay'ın büyük bir kısmı şehit düştü.

* Ödüllendirilme: 57. Alay, gösterdiği büyük başarıdan dolayı 30 Kasım 1915'te Osmanlı Padişahı V. Mehmed tarafından Altın ve Gümüş İmtiyaz Madalyaları ve Harp Madalyası ile ödüllendirilmiştir. 

* Alay, Çanakkale Savaşı'nın en simge birliklerinden biri olup, bugün 57. Alay Şehitliği ile anılmaktadır. 

Churcill’in hatıralarında belirttiği gibi: “Türkler öyle bir savunmaya giriştiler ki canlarını veriyor ama, vatan topraklarından bir karış bile vermiyorlardı.”         

 Sekiz ay on dört gün süren Çanakkale Muharebelerinde İngilizler 410.000, Fransızlar 79.000 olmak üzere yarım milyona yakın asker göndermişlerdir. Bu kuvvetlerden İngilizler 205.000, Fransızlar 47.000 kişi zayiat vermiştir. Türk birlikleri ise bu muharebelerde 250.000’ne yakın zayiatı vermiştir. (Şehit, yaralı, esir, kayıp dahildir.)          Bu sonuç karşısında İngiliz parlamentosuna hesap veren komutanlardan General Hamilton şu sözleri söyleyecektir: “Lordlarım, biz görevimizi yaptık. Binlerce mermi attık. Yaptığımız hesaba göre Gelibolu Yarımadası’nı 1 inç (2,5cm) kalınlığında bir levhayla kaplayacak kadar mermi attık. Ancak ne yazık ki, karşımızda ölüme koşan bir Türk askeri ve çok iyi sevk ve idare eden bir komuta heyeti vardı. Biz ne yapabilirdik. ”

O günleri Mehmet Akif nasıl ifade etmişti?

 

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?

Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?

Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

 

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...

Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?

'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.