Anadolu' nun Vefakar Kadınları
09 Mart 2026, Pazartesi 16:34Küre ve Ilgaz dağlarından gecen İnebolu-Ankara yolunun kış aylarında kapanacağını bilen Milli Müdafaa Vekaleti tarafından, kullanılmamış olan motorsuz taşıtlarla birlikte at, merkep, katırların da İnebolu’ya gönderilmesi ve yollar kapanmadan karlı dağların aşılması istenmişti.
Ancak, köylerin dağınık, yolların patika ve sonbahar yağmurlarından her tarafın çamur olmasından dolayı gecikenler olmuş, kar kış bastırmıştı. Yol boylarında kar altında cephane taşıyan kadın, erkek kafileden hayvanı zayıf, kendisi zayıf olanlara yardım ediliyor olsa da yollarda, hanlarda soğuktan donanlar oluyordu. Yürekler acısı bu haller, sanki Mehmetçik siperde vurulmuş gibi olağan sayılırdı. Yas tutulmaz ancak bu meçhul kahraman analar için yası millet tutardı.
İşte yaşanmış bu acı destanlardan birisini, gelecek nesillerimize aktarmak üzere anlatacağım.
İnebolu’dan aldığı yükünü, Küre dağlarını aşırtarak Kastamonu’nun kapısına kadar getiren bir meçhul kahramanın destanıdır bu...
1921 Aralık ayında birdenbire bastıran kar, yolları kapamış, cepheye giden taşıt kolları geceye kalmadan yakın hanlara köylere sığınmışlardı. Böyle fırtınalı bir gecede sabaha kadar yağan kar altında kalanların ara sıra olduğu gibi yine kara haberleri beklenirken; o gece kar tipisine rağmen vatan aşkı ile ancak Kastamonu Kışlasının önüne kadar gelebilen cephane yüklü bir kağnı arabasının yanına ilk giden erin gördüğü acı manzara çok dehşetti. Her nasılsa kafileden geri kalmış genç bir kadının cephane yüklü kağnısı ile yorgun argın bir halde ancak kışla önüne kadar gelebildiği ve şehre girmek nasip olmadan şose kenarında sabaha karşı donduğu anlaşılmıştı.
Öküzleri geviş getiren bu kağnı arabasındaki kıymetli yükü korumak için üstüne yorganını örten bu genç kadın; bir elinde üvendire, kollarını açarak yorganın üzerine abanarak kalmıştı. Erin bağırması ile kışladan koşup gelen Rıfat Çavuş öküzleri koşarken, Cemil Çavuş 'da şehidin üzerindeki karları süpürmüş ve her ikisi de gözyaşları dökerek kollarından ve bacaklarından tutarak şehidi kaldırırlarken; yorganın altından birdenbire çığlığı basarak ağlayan bir çocuk sesi işitilmişti. Şehit anayı yana çekip hemen yorganı kaldırınca, otlara sarılı top gülleleri arasına yerleştirilmiş çulların içinde kundaklı bir kız çocuğunun dondan kurtulduğu ve müdahale üzerine uyanarak meme için ağlamağa başladığı manzara ile karşılaşmışlardı. Cephanesi ve yavrusu uğruna kendini feda eden bu kahraman anayı ve yavrusunu arabaya yerleştiren çavuşlar, baş başa verip ağlaşarak gün doğarken yola dizildiler. Öküzler aç ve zayıftı çekemediler. Çavuşlar kendileri de koşularak öküzlere yardım ettiler. Bu mukaddes ve muazzez yükü gurur ve iftiharla Fırka Dairesi'nin önüne kadar çektiler. Manzarayı gören Merkez Komutanı gözyaşlarını tutamayarak yaptığı konuşmasında:
“Türk kadını dünyada emsali bulunmayan kahraman bir anadır. Öyle bir anadır ki, tarihte nice kahramanlar, cihangirler doğurmuştur. Arkadaşlar, milli mücadeleyi kazanacağımızın en büyük misali işte önümüzde biri ölü, biri diri olarak duruyor...”
diyebilmiş ve üzüntüden daha fazla konuşamamıştı. Yüce şehit için bir dakikalık saygı duruşu yapıldıktan sonra yavru bir süt anneye teslim edilecek, kıymetli naaş da defnedilmek üzere Seydilerli köylülerine teslim edilecekti.
İstiklal savaşında adları sanları belirsiz ne analar ne babalar ne yavrular vardır ki cephane taşırken yol boylarında ölmüşler fakat kayıtları dahi tutulamamıştır.
Ey! İsimsiz kahramanlar. Siz var iken vatan da ilelebet var olacaktır.*
ANADOLU'NUN TÜM KADINLARI HER GÜNÜNÜZ KUTLU,UMUTLU OLSUN.VATAN SİZE MİNNETTARDIR..
*Mustafa NECATI, Hakimiyet-i Milliye,


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.