Aksaray
30 Temmuz, 2026, Perşembe

KOÇGİRİ İSYANI (DERSİM AYAKLANMASI) (1)

29 Temmuz 2026, Çarşamba 16:37

Dersim Olayları olarak adlandırılan olsyların temelinde Koçgiri İsyanı yatar.  Koçgiri isyanını diğer isyanlardan ayıran özellik, çoğunlukla Türkmen olan bölge halkının kandırılıp "Kürdistan" kurmak amaçlı isyan ettirilmiş olmasıdır. Halkı kışkırtan kim? Tabi ki İngilizler. 

İsyanın kaynağını oluşturan Koçgiri aşireti Zara, Hafik, İmranlı, Suşehri, Refahiye, Kemah, Divriği, Kangal, Ovacık, Kuruçay ve bunları kapsayan Sivas bölgesine yerleşmiş durumdadır.

Aşirete bağlı olan İbolar, Zazalar, Balular, Kereteliler ve Sarular olmak üzere beş büyük kabilenin katılımıyla patlak veren bu isyan esasen Ekim 1920’de başlamıştır.

Yunan kuvvetleri 23 Mart 1921’de

Afyon ve Eskişehir’den saldırıya geçmiş, böylelikle İkinci İnönü adı verilen çetin savaşlar başlamış, bu tarihten itibaren Koçgiri isyancıları da saldırılarını arttırmışlardır. Dökülen kan artmış, isyan iyice ilerleyip ciddi bir saldırı haline gelmiştir.

Koçgiri aşiretlerinin 6185 silahlı kuvvetine Dersim' den gelen 2150 kişilik destek kuvvetide eklenince  isyancıların sayısı 8335’i bulmuştur.  Batıda Yunanlılarla mücadele eden Türk Ordusu doğuda isyancılara karşı adeta ikinci bir cephede savaşmak durumunda kalmıştır.

Bazı kaynaklar bu isyanı ‘Koçgiri Kürt İsyanı’ şeklinde değerlendirmişlerdir. Ancak tarihi veriler incelendiğinde Koçgiri Aşireti'nin yaşadığı bölgenin Türkmen yerleşimi olduğu görülmektedir.

1inci Alaaddin Keykubat’ın düzenlediği soy kütüklerinde de Koçgiri Aşiretine yer verilmiştir. Buna göre Koçgiri Aşireti Nazımiye yakınlarındaki Kalman’dan göç ederek gelmiş, Zara ve Bolucan’da kısa süre kaldıktan sonra bölgeye gelip yerleşmişlerdir.

1387'de  Timur akınlarının başlaması ile bir çok Türk boyu ve Akkoyunlu aşiretleri Timur’un önünden kaçarak Dersim ve Sivas taraflarına sığınmışlardır.  Timur’un egemenlik yıllarında ise Karakoyunlu aşiretleri Erzurum, Erzincan, Sivas ve Dersim dolaylarına yerleşmiştir.

Yavuz’un doğu seferi sırasında ise bazı Türk aşiretleri Sivas dağlarına ve Dersime sığınmışlar,  böylece bölge Türk aşiretleri ile dolmuştur

İsyanın elebaşlarından olan Alişir bile bir manzumesinde ‘Ceddimiz Şeyh Hasan, Şah-ı Horasan’  diyerek aşiretin kökeninin Horasan’dan geldiğini belirtmiştir.

Mondros Mütarekesinden sonra Kürt Teali Cemiyeti Başkanı Seyyid Abdülkadir ve Kürt ileri de gelenleri  İngiliz yanlısı bir politika izleyerek İngiliz desteğinde ‘Kürdistan’ devleti kurmayı amaçlamışlardı.

Sadrazam Damat Ferit Paşa da İngilizlerle sürekli temas halinde olmuş, milli mücadeleye karşı Kürtleri kullanmayı önermiştir.  Bu öneri İngilizler tarafından uygun görülmüş Fransız etkinlik alanındaki Kürtleri kullanabilmek için Fransızlar’dan da işbirliği istenmiştir.

İngilizler,  bölgedeki  aşiretleri kendi politikaları doğrultusunda kullanabileceklerini düşünmektedirler. İngilizlere göre; Dersim halkı kullanılmaya çok müsaittir ve  aşiret başkanlarınca yönetilmektedir.

Koçgiri yöresi dağlık ve yüksek rakımlıdır. Yoksul olup hayvancılıkla uğraşan halk, dünyada ne olup bittiğinden hatta devletin varlığından bile habersizdir. Halkın yaşamı, geçimi ve huzuru aşiret reisinin kontrolündedir.

Dersimde bir aşiret ağası diğer bir aşiretle dövüşmek veya devlete karşı gelmek istediği zaman aşireti için seferberlik ilan etme hakkına sahiptir. Aşiret reisi bir devlet başkanı gibi yüzyıllardan beri bu hakkı korumuştur

Kürdistan’ı kurmak için öncelikle Dersim ve Koçgiri bölgelerini Kürdistan’ın içine çekmeleri gerektiğini bilen İngilizler bu görevi Kürt Teali Cemiyetine verirler.

Cemiyet Dersim ve Koçgiri halkını Kürt olduklarına inandırmaları için Baytar Nuri’nin de (Nuri Dersimi) içinde bulunduğu bir ekibi Dersime görevlendirir. Böylelikle Kürtçülük fikri ilk defa Dersim ve Koçgiri topraklarına girer.

Cemiyetin sekreterliğini yapan Alişir’de Jepin adlı gazeteyi çıkartarak Kürtçülük propagandası yapmaktadır.  Alişir, tıpkı Baytar Nuri gibi isyanın elebaşlarından birisi olarak karşımıza çıkacaktır.

Baytar Nuri’nin Dersim’in Kalan Aşiretinden olması ve Koçgirililerin Türkçe ile birlikte ‘Kurmançça’ konuşan Aleviler olması Kürtçülük propagandası için büyük avantaj sağlasa da  16. yüzyılda yapılan Osmanlı-Kürt ittifakı bölge halkının hafızasından silinmemiştir.

Ayrıca bölge halkının siyasi bilinci olmadığından Kürtlük sorunu da yoktur. Kendi coğrafyalarının dışında gelişen Kürtlük sorunu aşiret reislerinin dayatmaları ile yöreye girmiş ve köken olarak Türkmen olan bu halk, Kürtçülük olaylarının içine itilmiştir.

İngiltere, Kürt Cemiyetleri vasıtasıyla Kürdistan vaat ettiği aşiret reisleri ile anlaşmıştır. Koçgiri Aşireti reislerinden Haydar Bey, Kürt Teali Cemiyeti ve Teavün Cemiyeti üyesidir.

Kardeşi Alişan Bey’de Kürt Teali Cemiyeti’nin İngiliz Yüksek Komisyonu’na gönderdiği kurul içinde yer almaktadır. İsyanın dikkat çekici noktalarından birisi de Aşiret reislerinin eylem kararını Aleviler için kutsallık taşıyan Hüseyin Abdal Tekkesi’nde almış olmalarıdır.

Aşiret reisleri ve Kürt ileri gelenleri bu tekkede and içerek eylem kararı almışlardır. Burada aşiret reislerinin halkın isyana katılımı için Alevilik motif ve simgelerinin kullandığını söyleyebiliriz.

Ayrıca halkın arasında dolaşan din adamı kılığındaki yabancı ajanlar halkı en duyarlı oldukları noktadan vurarak “Alevileri Hükümet vuracaktır.” söylentisini yaymışlar ve halkı kendini savunmaya davet etmişlerdir.

Aşiret reislerinin de aynı tutumu sergilemesi ile cahil bölge halkında “Hükümet bizi öldürmeye gelecek, kendimizi müdafaa etmek zorundayız” düşüncesi meydana gelmiş, artık olayların başlaması için gerekli zemin oluşmuştur.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.