ŞEHİTLER TEPESİ -2-
10 Mayıs 2026, Pazar 14:42Ondokuzuncu Fırka Kumandanlığına,
Efendim! Emr-i âliniz mucibince düşmanın siperlerine taarruz ettik. Askerimin yansı siperlerin üstüne, bir kısmı da bendenizle siperlerin arkasını çevirdik. Bombaları attık. Düşman siperlerden denize doğru kaçmaya başladı. On kişi şehidimiz, altı kişi yaralımız var idi. Fakat bendeniz sol omzumdan vuruldum. Kurşun arkamdan çıktı. Askerim siperlerin önünde içeriye girmek üzere idi. Beni geriye sargı mahalline getirdiler. Gelirken ihtiyatlara, diğer fedai zabitana malumat verdim. Asker bozulmadı. Hücuma devamla ilerdekileri takviye ediniz, diye söyledim. İngilizler kaçıyorlardı. Aman efendim! İleri harekâta devam etsinler. Siperin içinde ölmediğime teessüf ediyorum. Aldığım yara ikinci kurşun yarasıdır. Vaktim yok, ellerinizden öperim sevgili cesur kumandanım.
Alay 125 Bölük 10 Kumandanı Mülazım-ı Evvel Saffet.
Mustafa Kemal, "Pek cesur ve namuslu" olarak tanımladığı Saffet Efendi'nin bu raporuna dayanarak, fedai müfrezesinin takviye almadığı sonucuna varır.
Müfreze mevcudu 60–70 kişiye indi. Hala ileriye atılmak isteyenler vardı. Fakat olmayacak mucize beklenemezdi. Hareketler durduruldu ve düşman siperlerine kenetlenen avcılar yattıkları yerde kaldılar. Geriden yetiştirilen bölük ile hücumun yenilenmesine çalışıldı ise de, bu da bir sonuç vermedi.
Ertesi gün Mustafa Kemal, fedai müfrezesinden hayatta kalanları bağlı bulundukları birliklere göndermeden önce Kemalyeri'ne getirtir.
Bu yara Saffet Bey'in pek çok cephede aldığı yaradan bir tanesidir. Saffet bey, Balkan Savaşı başladığında Edirne Harbiyesi'nin son sınıfındadır. Okulu bitirmeden bu savaşa katılır. Çanakkale'de yaralandıktan sonra Kasımpaşa Deniz Hastanesi'nde tedavi edilir. Sonra Irak cephesinde savaşa devam eder. Süngüyle kafasından yaralanır, esir düşer.
Birinci Dünya Savaşı bitip yurda dönünce İstiklal Savaşı'na katılır. Pozantı'nın kurtarılması için verilen mücadele sırasında yine yaralanır. Oğlu Suphi Pozantı, babası ile ilgili şu hikâyeyi anlatır:
Adana hastanesine kaldırılan babamın, o günkü koşullarda hastaların çokluğu ve imkânların yetersizliği dolayısıyla ameliyat yapılamadan kolunun kesilmesi söz konusu olur. Babam, derhal Mustafa Kemal Paşa'ya telgraf çeker ve şöyle yazar:
Ben Çanakkale'de 16. Fırka'nın kahraman subayı ilan ettiğiniz Yüzbaşı Saffet Efendi'yim, kolumu kesecekler, alakanızı bekliyorum.
Mustafa Kemal'in derhal yıldırım telgrafı gelir, telgrafta şöyle denmektedir:
Saffet Efendi'nin koluna sanki benim koluma bakar gibi bakıp, gerekeni yapın.
Bunun üzerine babamın kolu kesilmekten kurtulur, 45 derece açıyla kaynatılır ve o şekilde kalır.
İstiklal Savaşı'nı İstiklal Madalyası alarak bitiren Saffet Bey ordudaki görevini sürdürür. 1942'de tümgeneral olan Saffet Pozantı, 1947’de bu rütbeden emekliye ayrılır. Girdiği her savaştan aldığı mermi veya süngü yaralarıyla Osmanlı'nın son on yılındaki savaşların izlerini bedeninde taşıyan Saffet Pozantı 1957 yılının bir sonbahar günü hayatını kaybetmiştir.
Ruhu şad mekanı cennet olsun.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.