Milli Mücadele döneminin kritik olaylarından 1. Düzce Ayaklanması (13 Nisan 1920)
12 Nisan 2026, Pazar 15:21Bu ayaklanma, TBMM'nin açılmasından hemen önce ve sonra Milli Mücadele'yi sekteye uğratmak amacıyla çıkarılan iç isyanlar silsilesinin önemli bir parçasıdır.
Ayaklanmanın Temel Nedenleri ise;
1-İngilizlerin Kışkırtmaları: İngilizler, Marmara Denizi'nin doğusunda (İstanbul ve Boğazlar çevresinde) kendilerine bağlı tampon bölgeler oluşturmak ve Milli Mücadele'nin bu bölgeye yayılmasını engellemek istemişlerdir.
2-İstanbul Hükümeti'nin Tutumu: Damat Ferit Paşa hükümetinin, Kuva-yı Milliye hareketini "isyan" olarak nitelendirmesi ve halkı dini duygular üzerinden kışkırtması etkili olmuştur.
Stratejik Konum: Düzce, Bolu ve Hendek bölgesinin Ankara yolu üzerinde bulunması, buradaki isyanın Milli Mücadele merkezi olan Ankara'yı doğrudan tehdit etmesine neden olmuştur.
Önemli Gelişmeler ve Bastırılması:
Ayaklanma 13 Nisan 1920'de başlamış; kısa sürede Hendek, Adapazarı ve Bolu bölgelerine yayılmıştır.
14 Nisan 1920’de Beypazarı’nda da ayaklanma baş göstermiştir. İsyancılar, Ankara’yı tanımayacaklarını ve Padişah’a sadık olduklarını ve “Halk ve Padişah nerede ise, biz de oradayız.” diyerek cephanelikleri yağmalayıp ilçede yönetimi ele getirmişlerdir.
18 Nisan’da Bolu, 20 Nisan’da Gerede isyancılar tarafından ele geçirildi.
Mustafa Kemal de 18-19 Nisan’da bu olaylar ile ilgili şu yorumu yapmıştır:
“Düşmanlarımızın memleketimizde iç savaş çıkarma girişimi, başarıya ulaşmak üzeredir. Anzavur Ahmet in faaliyetleri, Düzce olayları, İstanbul’un ve İngilizlerin pek ciddi ve kapsamlı bir biçimde bu işe sarıldıklarını göstermekte ve İzmit ve Adapazarı yönlerinde de el altından önemli girişimlerde bulundukları anlaşılmaktadır. Bu akımın önüne geçilmezse, bu fenalığın Sivas bölgesine bulaşmasını da düşünmek gerekir. İngilizler, Hilafet makamının gücünü de pek etkin bir biçimde kullanmakta ve paraca önemli özverilerde bulunmaktadırlar.”
İsyanı bastırmakla görevlendirilen Yarbay Mahmud Bey, asiler tarafından pusuya düşürülerek şehit edilmiştir.
İsyan ancak Çerkez Ethem komutasındaki Kuva-yı Seyyare ve Refet Bey (Bele) kuvvetlerinin bölgeye gönderilmesiyle Mayıs ayı sonunda kontrol altına alınabilmiştir.
Askeri birliklerin sevk edilmesine ilaveten Hüsrev (Gerede) Bey’in başkanlığında bir nasihat heyeti de bölgeye gönderildi. İsyancılar tarafından tutsak edilen Hüsrev Bey, anılarında isyancıların kendilerine olan davranışlarını şöyle aktarmaktadır.
İsyancılar ile karşılaştıklarında Hüsrev Bey, hiçbir şey yapmamasına rağmen onu taş yağmuruna tutmuşlar ve yaralandığı için tedavi edilmesine izin vermemişlerdir. Yolda bir süre mola verildiğinde
“Bu kâfirlere su vermeyin.” şeklinde ifadeler kullanan isyancıların milli harekete nasıl baktıkları net bir şekilde görülebilir. Hüsrev Bey ve heyetinin esir tutulduğu hapishane önünde her gün milli kuvvetlerin mağlup olması adına dua edilmesi de ilginçtir. Ayrıca, Hüsrev Bey heyetinden başka Adapazarı’ndan da Sait ve Kazım Beylerden oluşan bir nasihat kurulu isyan bölgesine gönderilmişti. Sait ve Kazım Bey isyancılar tarafından öldürülmüşlerdir. Bu olaylar durumun vahametini göstermekteydi.
Ayaklanmanın bastırılmasından sonra suçlular yeni çıkarılan Hıyanet-i Vataniye Kanunu çerçevesinde yargılanmıştır.
Bu isyanlar, Milli Mücadele'nin askeri gücünün dış düşman yerine iç isyanlara harcanmasına ve Kurtuluş Savaşı'nın bir süre daha uzamasına neden olmuştur.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.